Her ağaç bir kelime, her meyve bir harf

Arif, yeni aldığı bir kitabı rastgele açarak okumaya başladı:
Gözüne ilişen ilk cümle onu şaşırtmaya yetmişti:
“Başını kaldır, kâinat kitabını oku! Bak, her şeyde Yaratıcının bir imzası var!”
“İlginç!” dedi kendi kendine, “Ben okumak için bu kitabı aldım. Ama kitap bana ‘Başını kaldır ve kâinat kitabını oku!’ diyor…”
Arif o an başını kaldırdı. Pencereden dışarıya baktığında ilk dikkatini çeken şey bir ağaç oldu. Eğer kâinat bir kitap ise, ağaç onun bir kelimesi olabilir diye düşündü. Ama koca ağaç kelimesi ne anlatıyor olabilirdi ki? O kelimede Yaratıcının imzası nasıl okunabilirdi ki?
Arif böyle düşünürken, gözleri yine elindeki kitabın satırlarına kaydı.
“Her bir ağaç, bir kelimedir. O ‘ağaç kelimesi’nde ise meyveler adedince harfler vardır.”
Arif bu cümleyi okuyunca daha da şaşırıp heyecanlandı. Kitabın yazarı, sanki onu takip ediyordu!
Evlerinin önündeki ağaca tekrar dikkatle baktı. Bir ayva ağacı idi bu. Saymaya kalksa, belki yüzlerce ayva olabilirdi üzerinde.
O halde bu ağaç, yüzlerce harfi olan bir kelime gibiydi. Ama asıl dikkatini çeken şey, bütün ayvalar “ayva şeklinde (!)” idi. Yani bir tanesi bile
“elma” şeklinde olamaz mıydı? Bunu çok merak etti. Bütün ayvalara bakmaya çalıştı tek tek. Bir süre sonra yoruldu. Bir tane bile “elma şeklinde olan
ayva” görememişti ağacın üzerinde. “Tamam” dedi o an, “Allah düzen içerisinde yaratıyor her şeyi. Onun belli bir düzeni var.
Bütün ayvalar tek bir elden çıkmış. Hepsine özel bir şekil verilmiş.” Sonra başka bir şey daha düşündü Arif. Ayvanın o güzel tat ve kokusu nereden geliyordu acaba? Daldaki meyvenin başladığı yerin az berisini ısırıp yese, muhtemelen orada ayvanın ne tadı, ne de kokusu olurdu.
Ağacın çıktığı toprak da öyleydi. Toprakta ayvanın ne tadı, ne de kokusu vardı. O halde Allah, yoktan tat ve koku yaratandı.
Arif böyle düşünürken, gözleri yine elindeki kitaba kaydı. Birkaç cümle daha okumuştu ki, “İşte bu inanılmaz, yok artık!” dedi. Çünkü az önce düşündüğü şeyleri açıklayan satırlar vardı kitapta: “Her meyve, bir harf gibidir. Yaratıcının imzasını taşır. Çünkü dünyadaki bütün insanlar bir araya gelse ‘tek bir meyve’yi yapamazlar. Her meyve şekliyle, tadıyla ve kokusuyla eşsizdir. Her ‘meyve harfi’, kendine özel şekliyle Allah’ın ‘Musavvir’ ismini
okutur. Yani ona o şekli veren Allah’tır. Yine her meyve, tadıyla ‘Rahman, Rezzak’ gibi isimleri okutur. Yani, kullarını bu lezzetli rızıklarla besleyen, Allah’tan başkası değildir. Sonra her meyve, kokusuyla Allah’ın Lâtif’ ismini okutur. Yani, meyveye o hoş kokuyu veren de bütün güzel ve hoş şeyleri
yaratan Allah’tır.” Arif, hayretler içerisinde idi. “Şimdi bir ayva yeme zamanı!” dedi. Daha önce ağaçtan koparmış olduğu bir ayvayı “Bismillah!”
diyerek ısırdı. Ama bu “ısırış” bambaşka bir ısırış oldu onun için. Bugüne kadar hiç böyle bir lezzet almamıştı sanki. “Kâinatı, varlıkları bir kitap gibi okumak ne güzelmiş” dedi içinden.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*