Öğretmenin Verdiği En Önemli DERS

Ali, ilkokul 3. sınıfa giden başarılı bir çocuktu. Bu sene yeni gelen öğretmenin de dikkatini çekmişti. Başarılı olmasının yanında, diğer çocuklardan farklıydı. Kimseyle konuşmuyor, teneffüslerde arkadaşlarıyla oynamıyordu.
Öğle tatilinde herkes evden getirdiği yiyecekleri yerken ya da kantinden yiyecek alırken; Ali, okul bahçesinin uzak köşelerinde tek başına dolaşıyordu.
Öğretmen, Ali’nin neden böyle olduğunu merak etmişti. Yine bir öğle tatilinde Ali herkesten uzaklaşmış, tenha bir köşede duruyordu.
Ahmet öğretmen, elinde iki tost ve iki ayranla Ali’ye yaklaştı. Gülümseyerek, “Öğle tatilini birlikte geçirelim mi Ali?” dedi. Ali mutlu olmuştu. Ama öğretmen tostu uzatırken, “Sağ olun öğretmenim, gerek yok almayayım” dedi. Öğretmen ısrar edince çekinerek aldı. Bir kenara oturup sohbet ederek yemeye başladılar. Ali’nin babası geçen yıl anî bir şekilde vefat etmişti.
Hiçbir geliri olmayan annesi, yaptığı el işi örgüleri satarak Ali’yi ve kardeşini okutmaya çalışıyordu. Ali’ye verecek okul harçlığı bile yoktu.
Ahmet öğretmen her şeyi öğrenmişti. “Bak Ali, istersen her öğle tatilini birlikte geçirebiliriz, seninle yemeğimi paylaşırım.
Kantinden bir şey almak istediğinde sana harçlık verebilirim” dedi. Ali: “Ama öğretmenim, olur mu hiç? Çok teşekkür ederim, ben karşılığını veremeyeceğim bir şeyi kabul edemem. O zaman size olan borçlarımı nasıl öderim?” dedi.
Ahmet Bey, gözleri dolarak uzaklara baktı:
“Ali biliyor musun, senin yaşındayken benim de senin yaşadıklarına benzer bir hayatım vardı. Su alan yırtık ayakkabılarım, yamalı pantolonlarım vardı.
Arkadaşlarımın tuhaf bakışlarını hissetmek bile beni üzerdi. Annem ve babam trafik kazasında vefat ettikleri için bana teyzem bakıyordu. Onlar da çok fakirdi. Teyzemin eşi ayakkabı boyacılığı yaparak evin geçimini sağlamaya çalışırdı. Bu sırada öğretmenim Zeynep Hanım, durumumu fark edip benimle çok ilgilendi.
Okuma yarışmasında 1. olduğumda bana yepyeni su geçirmeyen ayakkabılar hediye etti. Alamadığım kitaplarımı o aldı. Kış gelince atkı ördü. Aç kaldığımda yiyecek bir şeyler verdi. Onu öğretmenden de öte ‘annem’ gibi sevmiştim. Bir gün tıpkı senin gibi sordum, ‘Öğretmenim size olan borcumu ben nasıl öderim?’ diye…
O da, “Sen de büyüyünce çalışmaya başladığında, yardıma ihtiyacı olan bir çocuk gördüğünde ona yardım ederek” dedi. Ali’nin de gözleri dolmuştu. “Öğretmenim, ben de büyünce sizin gibi öğretmen olacağım. Yardıma ihtiyacı olan öğrencilerime yardım edeceğim.” dedi ve öğretmenine sarıldı. İkisi de gözyaşlarını tutamadı.
Ali, o gün öğretmeninden hayatının en önemli dersini almıştı. “Şefkatli, duyarlı, ahlâklı, vicdanlı, yardımsever, iyi bir insan” olmak!

Mehtap Y. Yükselten