Nasreddin Hoca

Tıngır Elek, Tıngır Saç

Nerede eli uzun, cebi delik varsa, Hocanın evini yol etmiş; hafta sekiz, gün dokuz demiyor, kapıdan olmazsa, bacadan damlıyormuş biri. Soya soya tıngır elek, tıngır saç, bir kuru tahta üstünde bırakmış Rahmetli’yi. Bir gün gene […]

Nasreddin Hoca

Ne Farkı Varmış?

Nasreddin Hoca, vaaz Hoca euzü besmele ve nasihatte bulunmak, ilmihal bilgileri öğretmek üzere Konya’nın bir köyüne davet edilmişti. Kolay mı üç gün üç gece eşek sırtında o köye ulaşmak? Köye varır varmaz da sağ olsun […]

Nasreddin Hoca

DAMDAN DÜŞENİN HALİNİ…

Meğer ki Hoca Nasreddin bir gün, Evi damına çıkmış bir iş için. Ayağı sürçüp anın yere düşmüş, Dostları gelip başına üşüşmüş. Demişler ki; Ne yatarsın, nedir hal? Cevabında demiş ol dahi filhal. Ne sorarsın, benim […]

Nasreddin Hoca

Uzun Namaz

Nasreddin Hoca ile adamın biri birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca: Namaz saati demiş, durmuş namaza. Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam. Adamın beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş: “Yahu hoca, bu ne […]

Nasreddin Hoca

Bu eşeğin başı bizim ama…

Hoca, epeyce paradan, puldan çıkmış; süslü, püslü bir yular yaptırmış eşeğine. Tabii eloğlu bu, gözden sürmeyi çekiyor, eşeğin başında yular bırakır mı? Hocanın hevesi karnında kalmış. Ne de olsa “Mal, canın yongası; üzülmez olur mu?” […]

Nasreddin Hoca

Burun ile Ense

  Bir sohbet sırasında, adamın biri şaka olsun diye Hoca’ya sormuş: “Hoca efendi! Burnunuz, yüzünüzün hangi tarafında?” Hoca, ensesini göstererek: “İşte burada…” cevabını vermiş. Adam şaşkın: “Aman hocam,” demiş, “Burun, ensenin tam tersinde değil midir?” […]