Bir hayat kurtarmak (2023/11)

hayat kurtarmak

“Her kim bir hayat kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Mâide Suresi: 32)

Arif “Her Güne Bir Ayet” kitabını açtığında karşısındaki sayfada bu ayet-i kerime mealini okudu. Çok heyecanlandı. Çünkü işin sonunda “bütün insanları kurtarmak” vardı. Bu tam da Arif’in zaman zaman hayalini kurduğu bir şeydi aslında. O bazen dünyanın ve bütün insanların hayatının tehlikeye girdiğini, onları birinin kurtarmak zorunda olduğunu ve bunun da Allah’ın izni ve yardımıyla kendisi olduğunu hayal ederdi. O gün de zihninden bunları geçirdi. Sonra okuduğu ayet-i kerime mealini dedesiyle paylaşmak istedi.

“Dedeciğim, sana bir ayet meali okuyabilir miyim?”

“Elbette Arifçiğim. Oku bakalım, Rabbimiz bize ne demiş?”

“Allah, Maide Suresi’nin 32. ayetinde şöyle buyuruyor: ‘Her kim bir hayat kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.’”

Dedesi gözlerini hafifçe kıstı ve Arif’in okuduğu ayet üzerinde bir süre düşündü. Sonra mütebessim bir çehreyle torununa baktı.

“Güzel yavrum, ne kadar önemli bir mesaj. Peki, sen şimdi bu ayet mealinden ne anladığını söyle bakalım bana.”

“Aslında ben de sana soracaktım dede. Yani ben bazen bütün insanları kurtarmayı hayal ediyordum. Ama bu ayete göre, tek bir hayat kurtarsam bile bütün insanları kurtarmış gibi oluyorum. Bu nasıl oluyor?”

Dedesi, zeki torunundan yine akıl dolu bir soru almıştı. Biraz düşündü.

“Güzel evlâdım. Evvelâ, ayetlerin çok fazla mesajı vardır. Çünkü Allah’ın sözüdür. Dolayısıyla bütün zamanlara ve bütün insanlara hitap eder. Her bir ayetin manası bir okyanus kadar geniş ve zengindir. Bizim anladığımız kısım, okyanustan bir damla gibidir. Mesela bu ayetten şunu anlamamız mümkün:

“Her insanın hayatı çok değerlidir. Örneğin; bir gemide 99 tane düşman, 1 tane masum bir insan bulunsa, o masumu oradan çıkarmadan o gemi batırılamaz. Önce o insan kurtarılmalıdır. ‘Amaaan, n’olacak? Nasıl olsa tek bir kişi, o da ölüversin!’ denilemez. Çünkü onun hayatı, bütün insanların hayatına eşit gibidir. Üstad Bediüzzaman, bu ayeti açıklarken, bir tek insanı yaratmak ile bütün insanları yaratmak arasında Allah’ın gücüne göre bir fark olmadığı gibi, İlahî adalet açısından da tek bir insanın hayatı ile bütün insanların hayatının önemi arasında bir fark olmadığını söyler. Yani hakkın küçüğüne-büyüğüne, azına-çoğuna bakılmaz; hak haktır.”

Bu açıklamalar Arif’in zihninde başka çağrışımlar da yaptı. Lösemi (kan kanseri) hastası olan bir arkadaşı vardı. Onun hayatının kurtulması için aranacak çarelerin ve yapılacak tedavilerin ne kadar önemli olduğunu bu vesileyle daha iyi anladı. Benzer şekilde, organ bağışı yoluyla bir insanın hayatının kurtulmasına vesile olmak da çok önemliydi. Bir hayat kurtarılabilse bile bu büyük bir başarı ve Allah katında çok değerli bir hareket olurdu.

Arif, Lösemili Çocuklar ve Organ Bağışı Haftası dolayısıyla okulda yapılacak etkinlikte bu ayet mealini de paylaşmanın güzel olacağını düşündü. Bunu dedesine sordu. O da bunun çok yerinde ve güzel bir paylaşım olacağını söyledi.

Arif o gün de çok güzel bilgiler öğrenmişti. Artık “bütün insanları kurtarmak,” onun için sadece bir hayalden ibaret değildi!

Dergimize abone olmak için tıklayın!

işrak resfebe sel sembol şeair-i islam kat'ı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*