Nerede Bu İnsanlar?

Hayvanlar âleminde neşe içinde bir gün başlamıştı. Güneş denizin yüzeyinde parıltılar oluştururken balina ailesi dans ederek kıyılara kadar yüzme yarışı yapıyordu. Diğer küçük balıkların kimi onlara eşlik ediyor, kimi de zıplayarak onları selamlıyordu. Çok mutluydular. Çünkü, insanlar evlere kapandığından beri, çöplerini atarak onların yaşadığı alanı kirletenler yoktu. Motor sesleriyle ve attıkları balık ağlarıyla, oltalarla onları korkutan da yoktu. Doğrusu çok rahat etmişlerdi. “Baba, biz insanlara hiçbir şey yapmıyoruz ama onlar bizi hep rahatsız etti. İnsanlar kötü mü?” dedi küçük balina. “Hayır evlat, hepsi aynı değil.” dedi babası. Bu sırada havada uçan martı ailesi onları duydu. Anne martı denizin yüzeyine kadar yaklaşarak, “Hepsi çöp atmıyor, aralarında bize simit ve ekmek atıp bizi doyuranlar var. Şimdi onlar da yok, yiyecek arıyoruz yavrularımla.” dedi.

Hem martılar, hem de balıklar hepsi denizin kıyısında toplanmışlardı. Güvercinler, serçeler ve bütün kuşlar da onların yanına yaklaşmışlardı. İnsanların nerede olduğunu konuşup tartışıyorlardı. Normalde deniz kenarı insanlarla dolu olurdu. Fakat hiç kimse yoktu. Her şeyi herkesten önce duyan kuşlar konuşmaya başladı: “Salgın bir hastalıktan dolayı insanlar dışarı çıkamaz olmuşlar. Bu hastalığa yakalanmamak için evlerinde kalıyorlar.”

Bu arada leylek sürüsü de gelmişti. Onlar da hem dinlenmek hem de biraz sohbet etmek için orada konakladılar.

Çok uzaklardan geldikleri belliydi. Yaşlı olan leylek: “Biliyor musunuz? Dünyanın neredeyse her yeri böyle, bu salgın hastalık sadece burada değil, başka ülkelerde de var.” Hepsi üzülmüştü insanların hâline. “O kadar da üzülmeyin, biraz da biz rahat edelim şu dünyada” dedi yengeç. serçe de yengeçle aynı fikirde olduğunu söyledi. Deniz kıyısın- dan geçen sokak kedileri onlara: “Öyle demeyin, insanların çok iyi olanları var, bize mama, süt, su veriyorlar. Biz de onlar gibi iyi insanlar olduğu için Allah’a şükrediyoruz ve onlara dua ediyoruz” dediler. Çöpleri karıştırarak yiyecek arayan kedilere üzülerek baktı balıklar. Baba balina: “Hiçbiriniz üzülmeyin, Allah her canlının rızkını muhakkak verir.”

O sırada bir kamyonet yaklaştı. Balıklar ürküp denizin içine doğru saklandılar. Kamyonetten resmî görevli oldukları anlaşılan insanlar indi. Kamyonetin kasasından hayvanlar için yiyecekler çıkardılar. Kedi ve köpek mamaları, kuş yemleri ve ekmekler vardı. Hayvanlar sevinç içinde toplandılar. Kediler, köpekler kısa zamanda arkadaşlarını da çağırdı. Kuşlar da birbirlerine haber verdiler.

“Bizi düşünen iyi insanlar varmış” dediler neşe içinde. O insanlar tüm kuşlara yem attı, tüm martılara ekmek dağıttı. Kediler için kaplara kedi mamaları, süt ve su koydular. Köpekler için de köpek mamaları, kemik ve su bıraktılar. Sonra kamyonete binip onlara el sallayarak uzaklaştılar. İnsanlar hakkında olumsuz düşünceleri olan hayvanlar mahcup olmuşlardı.

 

 

Mehtap Yıldırım Yükselten

Yorum Yaz