Sünnete uyalım, mutlu olalım

Peygamberimizin (asm) yapmış olduğu sünnetleri ve çocuklardan beklentilerini İlahiyatçı yazar Süleyman Kösmene’ye sorduk. Buyrun okumaya.

Sünnet Nedir? Peygamberimizin (asm) yaptıklarını yapmak bize ne kazandırır?

Davranışlarımız içinde Allah’a en sevimli, bize en kolay ve en sağlıklı olanını Peygamber Efendimiz (asm) bize göstermiştir ki, onlara sünnet diyoruz. Cenab-ı Allah bütün sevdiği davranış modellerini Habibi olan Sevgili Peygamberimiz’de (asm) toplamıştır. Bu nedenle biz davranışlarımızda Sevgili Peygamberimize (asm) uyduğumuzda, Allah’ın en sevdiği biçimi yakalamış olmaktayız. Nitekim Kur’ân da bize bunu öğretiyor: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” (Âl-i İmran Suresi: 31) Demek sünnete uymak, Allah’ı sevmenin ve Allah tarafından sevilmenin de ölçüsü olmaktadır.

İşlerimizi Peygamber Efendimiz’in (asm) yaptığı gibi yapmak, O’nun davrandığı şekilde davranmak sünnet olduğuna göre ibadettir. Başta bize ibadet sevabı kazandırır. Âdi davranışlarımız ibadet derecesine çıkar. Ve bütün davranışlarımızı sünnete göre yaptığımızda, bütün ömrümüz ibadet hüviyeti kazanır. Kısa ömrümüzde ebedî hayatımız için çok daha büyük ve fazla sevap kazanmış oluruz. Bütün ömrümüz dünyada en sıhhatli biçime girer, âhirette ise çok büyük netice verir.

Çocuk terbiye ve eğitiminde sünnetin yeri nedir?

Günümüzde eğitimde yeni keşfedilen ve “empati” adıyla bilinen, “karşındakini anlama modelinin” ilk örneklerini Sevgili Peygamberimiz (asm) vermiştir.

Keza Sevgili peygamberimiz (asm) çocuklara ferdî farklılıklarına göre davranırdı. Çocukları belli davranışları anlamaya zorlamaz, onlara anladıkları dilden konuşurdu.

Dolayısıyla çocuklarımızın gönlünü kazanmanın, onlara iyi şeyleri doğru yollarla öğretmenin, onları terbiye etmenin yolu sünnetten geçmektedir.

Peygamber Efendimizin (asm) çocuklarla arası nasıldır? Onlara neyi tavsiye etmiştir?

Peygamber Efendimiz (asm) çocuklara güzel ahlâkı anlayacağı seviyede sevdirerek ve müjdeleyerek anlatır, onlara örnek olurdu. Onlara sevgiyi, saygıyı, doğruluğu, dürüstlüğü, iyi ahlâklı olmayı bıktırmadan, kızmadan ve kendisi yaşayarak samimi şekilde öğretirdi.

Enes bin Malik (ra) anlatır:

Peygamber Efendimiz’e (asm) on yıl hizmet ettim. Hiçbir defa bana kızmadı, yaptığım bir iş için, “bunu neden böyle yaptın?”; yapmadığım bir iş için, “Neden yapmadın?” demezdi.

Bir defasında beni bir yere gönderdi. Ben sokakta çocukların oyun oynadıklarını görünce biraz oyalandım. Farkında olmadan çokça vakit ilerlemiş. Birden Peygamber Efendimiz’in (asm) başımı okşadığını hissettim. Bana: “Enesciğim, gönderdiğim yere gittin mi?” buyurdular.

Ben de: “Hemen gidiyorum ya Resulallah!” dedim. Beni ne dövdü, ne azarladı, ne kınadı! Bir kere bile bana öf demedi. Beni hiç bir zaman ayıplamadı.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 1 (IV, 246)

Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi, Cenab-ı Allah bütün güzel ahlâk ve edep çeşitlerini Resulünde (asm) toplamıştır. (Lem’alar, s. 133)O’nun hayatı güzel ahlâktan ve edepten ibarettir. O’nun ahlâkını yaşayan, O’nu örnek alan, edebi ve güzellikleri yaşamış olur. Ve hem insanlar tarafından, hem de Cenab-ı Allah tarafından sevilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*