Etiket: #bilim

“Beni de büyüt projeksiyon”
“Kelebekler, ben beklemem”
Basilikslerin Trambolini
KIZIL GEZEGENİ KEŞFEDELİMMM!
KIZIL GEZEGENİ KEŞFEDELİMMM!

Merhaba Çocuklar,
Size birkaç soru sorayım:
-Başka gezegenleri merak ediyor musunuz?
-Sizce diğer gezegenlerde hayat olabilir mi?
Gelin bu sayımızda hep birlikte gökyüzünü inceleyelim.
Roketimiz hazır 3, 2, 1…
Veee! Ateş!

KIZIL GEZEGENİ KEŞFEDERKEN

Mars, Güneş sistemindeki 4.gezegendir.
Kızıl renkte tozlu ve kayalıklı bir yüzeyi vardır. İnce bir atmosfere sahiptir. Pas gibi bir tozla kaplı olduğu için de ‘kızıl gezegen’ lakabını almıştır. Bu gezegende kum fırtınaları görmek mümkündür.

KOMŞU GEZEGEN MARS

Mars, dünyamıza en yakın gezegendir.
Mars’ı bilim insanları için özel bir gezegen yapan özelliği, yüzeyinin yeryüzüne çok benziyor olmasıdır.
Mars’ın gece-gündüz düzeni ve mevsimleri dünyanınkine çok benzer. Güneşe dünyadan daha uzak olduğundan Mars Dünya’ya göre daha soğuk bir gezegendir. Mars’ın gökyüzü gündüzleri pembemsi Güneş batarken soluk ve mavi renktedir. Sizce de dünyadakinin tam tersi gibi değil mi?

MERAKLI ROBOT CURİOSTY!

Mars yüzeyinde araştırmalar yapmak üzere çeşitli robotlar bu kızıl gezegene gönderiliyor.
”Curiosity” Mars’a gönderilen robotlar içerisinde bilimsel deneyler yapabilen, bilgi toplayabilen ve fotoğraf çekebilen en modern kâşif robotudur. Küçük bir otomobil büyüklüğündedir. Curiosity Mars’a gönderilen diğer robotlardan 5 kat daha fazla büyük ve 10 kat daha fazla ekipmanı taşıyabilecek özelliktedir. Bu meraklı robotun görevi kızıl gezegende farklı canlıların yaşayıp yaşamadığını öğrenmektir.

Tuğba Karakurt

“Gizli mektup yazalım”
“Asit mi, Baz mı?”
Hayvanlar Buzullarda Nasıl Yaşar?
Hayvanlar Buzullarda Nasıl Yaşar?

Merhaba sevgili çocuklar!
Karlı sahillerde ve buzullarda hayatın nasıl olduğunu bilen var mı? Buzullarda yaşayan hayvanları diğer hayvanlardan ayıran özellikler nelerdir? Kutuplarda yaşayan hayvanlar gerçekten de hiç üşümezler mi? İşte bu yazımızda sizin için kuzey kutbu hayvanlarını araştırdık ve bu soruları cevapladık.
Kutuplar oldukça karlı ve buzludur. Sık sık kar fırtınaları olur. Kutup bölgesinde yaşayan canlıların, tropik bölgede yaşayan canlılara göre on kat daha fazla koruyucu bir vücut örtüsüne sahip olması gerekir. Ancak bu şekilde suda ve buzda hayatlarını sürdürebilirler.
Şimdi hazırsanız, soğuğa dayanıklı, ama bir o kadar da sıcakkanlı olan sevimli arkadaşlarımızı tanımaya başlayalım.

Kalın kürklü kutup ayıları

Kutup ayılarının çok kalın kürkleri vardır. Derilerinin altındaki 10 cm’lik yağ tabakası onları soğuktan korur. Allah, bu canlılara özel bir kıyafet giydirmiştir.

Tonton balıklar foklar

Fok balıkları ise hayatlarının çoğunu suda geçirdikleri halde ne suda ne de buzda üşümezler.
Bunun nedeni tıpkı kutup ayıları gibi derilerinin altında kendilerini soğuktan koruyan, yağ dolu özel bir dokunun olmasıdır.
Allah, fokları buzlarla kaplı bir ortamda yaşayacak özelliklere uygun olarak yaratmıştır.

Komik yürüyüşlü tombik kuş; Penguenler

Kutupların en dayanıklı canlılarından biridir.
Hem de vücutlarının neredeyse tamamı tüylerle kaplıdır. Sırtında siyah ya da gri renkli, karın bölgesinde de beyaz renkli tüyler bulunmaktadır.
Üstelik Penguenler de vücutlarının oldukça yağlı olmasından dolayı çok düşük sıcaklıklara dahi dayanabilirler.

Bir deneye ne dersiniz?

İsterseniz gelin hep birlikte, kutuplarda yaşayan canlıların vücutlarındaki yağ tabakasının onları soğuktan nasıl koruduğunu öğrenelim. Hazırsanız deneyimize başlayalım.

Gerekli malzemeler:
-Margarin
-Buz dolu bir kap
-Plastik eldiven

İlk olarak, elimizi eldiven giymeden buz dolu kabın içine sokalım. Sizin de eliniz üşümeye başlamış olmalı. Gerçekten de dondurucu bir soğuk, öyle değil mi? Şimdi de eldivenimizi giyelim ve margarini elimize iyice yayalım. Elimizi tekrar buzlu suya soktuğumuzda, elimizin üşümediğini göreceğiz.
Sonuç sizi de şaşırttı mı?

Tuğba Karakurt

SÜP… SÜP… SÜPPER KARINCALAR!!!
SÜP… SÜP… SÜPPER KARINCALAR!!!

Merhaba sevgili arkadaşlar!
Bu sayımızda size süper bir kahramanımızdan bahsedeceğim. Kendinden 5 bin kat fazla yükü taşıyan süper bir kahraman olur mu? Kim mi bu kahraman? Süperman ya da Spiderman mi? Yoksa kendi küçük ama marifeti büyük bir karınca mı?
Dünyada bulunan en fazla canlı türü karıncalardır. Günümüzde yaklaşık olarak 14 bin civarında karınca türü olduğu tespit edilmiştir. Üstelik insanlara oranla yaklaşık 20 milyon kat daha uzun yaşarlar.
Dahası ihtiyacı olan besinleri üretir ve depolar. Karıncalar dünyadaki biyokütlenin yaklaşık olarak yüzde 20’sini oluştururlar.
Yani dünyada her beş canlıdan biri karıncalardır.

OTOMOBİL TAŞIYAN ROBOT KARINCALAR

Stanford Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, canlıları taklit ederek yeni robot sistemleri geliştirmeyi hedefliyor. Yapılan son denemede 100 gramlık 6 minik robottan oluşan bir robot takımı, bin 800 kilogram ağırlığındaki bir otomobili çekerek yerinden oynatmayı başardı.
Söz konusu çalışmada ağır yüklerin bir noktadan çok büyük kuvvetle çekilerek taşınması yerine, tıpkı karıncalarda olduğu gibi çok noktadan küçük kuvvetler uygulanılarak birtakım çalışmasıyla çekilmesi denendi. Bilim insanları kalabalık bir karınca grubunun yük taşıma işleminde, her bir karıncanın 6 ayağından 3’ünü etkin olarak kullandığını keşfetti.

“Karıncalarda olduğu gibi grup olarak çalıştıklarında mikro- römorkör robotların çekemeyecekleri ağırlık yok” diyen araştırmada görevli bilim insanı David Christensen, çalışmadaki ağırlıkların daha iyi anlaşılabilmesi için şu örneği veriyor:
“Ağırlık oranı düşünüldüğünde çalışmamızdaki 6 minik robotun bir otomobili çekmesi, 6 insanın bir Eyfel Kulesi’ni ya da 3 Özgürlük Anıtı’nı çekmesi ile eşdeğer.”

KARINCALAR KENDİNDEN BÜYÜK YÜKLERİ NASIL KALDIRIR?

Karıncalar üzerine birçok araştırma yapılmakta. Bu araştırmalar sonucunda kendi ağırlıklarının 5 bin kat daha fazla yük taşıdığı sonucuna varılmıştır. Karıncaların bu özelliği biyokemiklerinin gelişmiş olmasıdır. Boyundaki eklem, kompleks ve entegre mekanik bir yapıya sahip olmasıdır.
Tüm ağırlıklarını boyun eklemine vermesi daha ağır yük taşımalarına imkân tanır. Ağır yükleri taşırlar ve yapısal olarak kendilerini geliştirirler.

PEKİ, BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Karıncalar dalgıç gibi yüzebilirler. Karıncalar hayvanlar âleminin en tutumlu hayvanlarıdır. İhtiyaçlarından fazlasını tüketmezler.
Görme konusunda zayıf olan karıncalar, yollarını yaydıkları kimyasal kokular sayesinde bulur. Karıncaların tek hat üzerinde
hareket etmeleri bundandır.

Tuğba Karakurt

Bilim “Allah!” diyor
Bilim “Allah!” diyor

Arif, eğitim-öğretim yılı boyunca iple çektiği yaz tatiline kavuşmuştu. Okul zamanı yapmak isteyip de yapamadığı şeyleri bir bir yapmaya başlamıştı şimdi. Bilime meraklı olduğu için bilim-araştırma dergilerini karıştırmayı, özellikle de canlılar dünyasıyla ilgili yeni bilgiler edinmeyi çok severdi.
Bu bilgileri öğrendikçe Yaratıcı Kudret karşısındaki hayranlığı kat  kat artıyordu. Gerçi çoğu bilim dergisi bu bilgileri aktarırken, ne hikmetse sanki bunlar kendiliğinden oluyormuş gibi yazıyordu. Halbuki akıllara durgunluk veren bu harika işler, elbette Sonsuz Güç ve İlim Sahibi Biri tarafından yapılıyor olmalıydı. Arif bunun farkındaydı. Yaz tatilinde özellikle daha fazla okuduğu Risale-i Nur kitaplarında şöyle deniliyordu mesela:
“Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz (yazansız) olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki nihayet (sonsuz) derecede muntazam (düzenli) şu memleket (kâinat/evren) hâkimsiz olur?” (Sözler)
Evet her şeyin bir sahibi olduğuna göre, varlıkları bu kadar güzel yaratan Biri mutlaka olmalıydı. Arif’in geçen ay okuduğu teknoloji dergisinde, yapay zekâya sahip harika bir robot tanıtılıyordu. Robotun mucidinden (icat eden) övgüyle söz ediliyordu. Zaten robottan bahsedip de, o mükemmel makineyi tasarlayan bilim adamından hiç söz etmemek elbette doğru olmazdı. Arif, robotun mucidinden bahsedilmesine rağmen, aynı dergide, canlıları yaratan Allah’tan hiç bahsedilmemiş olmasına bir anlam veremiyordu doğrusu. Başta insanoğlu olmak üzere canlılar, o robottan daha mı basitti ki? Hayır, kesinlikle böyle olamazdı. Sonuçta, o robotu tasarlayan da, Allah’ın eşsiz bir tasarım harikası olan “insan”dı çünkü. O halde bu bilim dergisinde Allah’tan hiç bahsedilmemesi garip bir durumdu açıkçası.

“İnsan” denen varlık, bu dünyadaki en harika robottan bile kat kat daha  harikaydı. İnsanın sadece “beyni” bile, hâlâ tam olarak keşfedilemeyen harika özelliklere sahipti. Öte yandan gözü, kalbi, hücreleri…
Hepsi de paha biçilmez eşsiz sanat harikalarıydı aslında. Öyle ya, bize bütün dünyayı verseler ve karşılığında gözlerimizi isteseler verir miydik?
Elbette vermezdik. Arif’in, bilimin ortaya koyduğu ilgi çekici bilgileri okudukça Allah’a olan imanı artıyordu. Rabbini daha iyi tanıyordu.
O’nun isim ve sıfatlarını öğrenmiş oluyordu. Aslında her bilim, kendi alanında bize Yaratıcımızı tanıttırıyordu. Biyoloji, canlılar dünyasındaki harika
özellikleri ortaya koyarak, Allah’ın eşsiz sanatını hayranlıkla izlememizi sağlıyordu. Astronomi, uçsuz bucaksız uzaydaki gök cisimlerinin milyonlarca yıldır nasıl bir düzen içerisinde dolaştırıldığını ortaya koyarak, yine Allah’ın sonsuz gücünü ve büyüklüğünü anlatmış oluyordu.
Son yıllarda baş döndürücü bir şekilde gelişen genetik bilimi, küçücük hücrelerde gerçekleşen kocaman işleri anlatarak, Allah’ın ne büyük bir yaratıcı
olduğunu ortaya koyuyordu. Arif, bilim dergilerini okurken şunu fark etmişti:
Bilim, aslında hep Allah’ı, O’nun harika sanat ve icraatlarını anlatıyordu. Bilim insanları veya bu alanda yazı yazanlar “Allah” demese de, bilimsel verilerin kendisi hep “Allah!” diyordu. Çünkü Yüce Kudret’in işlerinden bahsediyordu.

Enerji Üreten Teknoloji; Çevre Dostu
Enerji Üreten Teknoloji; Çevre Dostu

Arkadaşlar, Çevre nedir?
Çevre, canlıların hayat boyunca ilişkilerini sürdürdükleri, karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları, fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam yani içinde yaşadığımız doğal ortamdır.
Peki enerji ne demek?
Enerji, bir sistemin iş yapma kapasitesidir. Pek çok biçime girebilmesinden dolayı enerjinin kapsamlı tanımını yapmak imkânsızdır. Enerji, fizikte temel önemdedir.Bu iki kavram birbirinden ne kadar ayrılmış gibi görünse de aslında birbiriyle ilişkili olup her canlıda önemli bir yere sahiptir.
Biz de bu yazımızda 5 Haziran Dünya Çevre Günü, 11 Haziran Çevre Koruma Haftası ve 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Haftası münasebetiyle alternatif enerji kaynaklarından bahsedeceğiz.

HİDROLİK DE YENİLEBİLİR ENERJİ TÜRÜDÜR

Hidrolik enerjisi Türkiye de en çok tercih edilen yenilenebilir enerji üretimi yöntemlerinden biridir. Akarsular sürekli hareket etmesinden kaynaklı belirli bir kinetik enerjiye ve hareket enerjisine sahiptir. Akarsu önüne konulacak bir türbin veya çark sistemi ile bu kinetik enerji dönme enerjisine ve elektrik enerjisine dönüştürülebilmektedir.

GÜNEŞ ENERJİSİ YENİLEBİLİR Mİ?

Güneş enerjisi çok önemli yenilebilir enerji kaynaklarındandır.
Güneş ışığının güneş panellerine temas etmesi ile elektrik enerjisi elde etme yöntemidir. Güneş ışığını enerjiye çeviren pilli sistemler, jeotermal ısıtma, rüzgâr değirmenleri, akarsular üzerine kurulan elektrik üretim değirmenleri gibi türlü çeşitler; direk olarak enerji sağlayan enerji kaynaklarıdır. En basit yenilenebilir enerji üretimi yöntemi güneş enerjisidir.

ENERJİ KAYNAKLARI VE KUR’ÂN

Ve son olarak Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Teknoparkı’nda geliştirilen “mikrohes” projesiyle genellikle düşük seviyedeki suyu yükseğe taşımak amacıyla kullanılan “Arşimet Burgusu” sayesinde HES’e alternatif bir santral yapılmıştır.

JEOTERMAL KAYNAKLAR

Ülkemizde çok sık kullanılan yenilenebilir enerji üretimi çeşitlerinden biriside jeotermal kaynaklardır.
Hidrojen tabiat da birçok bileşik içerisinde bulunan, ancak tek başına bulunmadığı için ayrıştırılarak elde edilebilen basit bir elementtir. Yakıldığında
çok fazla enerji açığa çıkaran bir element olduğu için uzun yıllardır uzay mekiklerinde yakıt olarak kullanılmaktadır. Bu yenilenebilir enerji üretimi yöntemi çok temizdir. Çünkü yakıldığı zaman geriye sadece su ortaya çıkar.

İşte yukarıda incelediğimiz yenilenebilir enerji kaynakları bize ihsan edilen nimetlerdendir. Bunun için ‘Başını tabiat bataklığından çıkar, arkana bak! Zerrattan (atomlardan) seyyarata (gezegenlere) kadar bütün mevcudat (varlıklar) ayrı ayrı lisanlarda (dillerde) Onun vücuduna (varlığına) şahadet ettikleri (şahitlik etmesi) Sani-i Zülcelal’i (celal sahibi sanatkâr) gör. Ve o sarayı (dünya) yapan ve o defterde sarayın programını yazan Nakkaş-ı Ezeli’nin (varlıkları ket tek işleyen Allah) cilvesini müşahede (şahitlik) et. Fermanına bak Kur’an’nını dinle.’
Hoşça kalın Can Kardeşler!

 

Melek Dokumacı