Tarihimizi Sevelim

 

Tarih nedir?

Tarih; masal değildir. Tarih, kültürle birlikte yoğrulan ve geçmişte yaşanmış olayları tarafsız bir gözle aktarmaktır.
Tarih sayesinde geçmişten ders alır, bu günü daha iyi kavrar ve gelecek için doğru adım atmaya çalışırız. Yani, geçmiş ve gelecek
arasında bir bağdır. Tarih ve kültür iç içedir. Et ve tırnak gibi birbirini tamamlar. Dinlediğimiz mehter marşı bizi alıp bir yere götürür, göklerde dalgalanan al bayrağımız ruhumuzda fırtınalar koparıyorsa, bizim hücrelerimize kadar sinmiş bir tarih dokusu olduğunu söyleyebilirim. Tarihimizi
sevmek, onu bilmekten geçer.

AĞUSTOS VE ZAFERLER AYI

Mesela, bu ay yaşanan tarihteki zaferleri bilmemiz gerekir.
-26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi
-11 Ağustos 1473 Otlukbeli Zaferi
-23 Ağustos 1514 Çaldıran Zaferi
-24 Ağustos 1516 Mercidabık Zaferi
-29 Ağustos 1521 Belgrad’ın Fethi
-29 Ağustos 1526 Mohaç Zaferi
-1 Ağustos 1571 Kıbrıs’ın Fethi
Müslümanlar, din, iman ve Kur’ân’dan aldığı güç sayesinde karşısında hiçbir engel tanımamıştır. Bu imana zamanın topu, tüfeği ve en
güçlü silahları fayda etmemiştir.

İSLAM ORDUSUNUN İLK ZAFERİ:

BEDİR!
İslam ordusunun düşman ordusunu yendiği ilk zafer hangisidir diye size sorsak? İsterseniz anlatalım;
Resulullah (asm) tebliğini üç yıl gizli yürüttü. Peygamberliğin dördüncü yılının başında artık davetini açıktan yapması için akrabalarına emir verdi.
Ancak Mekke müşrikleri şiddetle karşı çıktı bu davete. Müslümanlara eziyet ettiler, işkence yaptılar. Yetmedi, Müslümanlara boykot uyguladılar.
Bu da yetmedi, Efendimiz’i (asm) öldürmeye çalıştılar. Ve nihayet hicret yolu göründü. Müslümanlar, Hicretin ardından Sevgili Peygamberimiz’in liderliğinde bir devlet kurdu. Hicretin ikinci yılının başlarında, Mekke müşriklerine karşı savaş izni verilmişti. Resulullah (asm), orucun farz kılındığı ilk Ramazan ayının sekizinde, bir avuç mücahitten oluşan ordusunun başında, Medine’den kervan güzergâhı Bedir’e doğru yola çıktı.
Diğer tarafta ise, kervanbaşı Ebû Süfyân’ın yardım çağrıları üzerine Ebu Cehil’in önderliğinde yola çıkan Müşrik ordusu, kervanın kurtulmuş olmasına
rağmen, sırf savaş maksadıyla yoluna devam etti. Allah Teâlâ, onların gurur ve kibir içinde, galip geleceklerinden emin bir şekilde yola çıktıklarını haber vermişti. İki ordu, Suriye-Yemen ticaret yolu üzerinde yer alan ve Medine’ye 150 km uzaklıkta olan Bedir’deki bir vadinin iki yamacında karşı karşıya geldi. Resûlullah karargâhını vâdînin Medine tarafındaki yamacına kurmuş, Müşrik ordusu ise karşı yamaçta yerleşmişti. 314 kişilik İslâm ordusu, asker mevcudu üç kat daha büyük yaklaşık 950 kişilik düşman ordusuyla savaşacaktı.
Müşrik ordusu teçhizat bakımından da çok üstün durumdaydı. Güç dengesi tamamıyla onların lehine idi.
Ve çarpıştılar. Kıyasıya bir mücadele sırasında Bedir’in semaları kılıç şakırtılarıyla inledi.
Sonuç: Orucun farz kılındığı ilk Ramazan ayında, bir avuç mücahid, kendinden üç kat büyük Müşrik ordusunu darmadağın etti. Bedir savaşı kazanılmıştı.
İşte, İslam ordusunun ilk zaferi Bedir’di.
Allah onlardan razı olsun.