Dev bir kitap: Kâinat (2026/07)

Kainat

Temmuz ayının sıcak güneşi, mahalledeki büyük çınar ağacının yaprakları arasından süzülüyordu. Arif ve arkadaşı Tarık, ağacın koyu gölgesine oturmuş, serinlemeye çalışıyorlardı. Tarık, elindeki dondurma çubuğuyla toprağı oynatırken derin bir iç çekti:

— Oh be Arif! Sonunda yaz tatili geldi. Okul yok, ödev yok, sabah erken uyanmak yok. Tamamen serbestiz!

Arif gülümsedi, sırtını çınarın gövdesine yasladı:

— Haklısın Tarık, dinlenmek çok güzel. Ama bence okul aslında kapanmadı, sadece şekil değiştirdi.

Tarık şaşkınlıkla kafasını kaldırdı:

— Nasıl yani? Karneleri aldık ya işte. Temmuz ayında ne okulu Arif, şaka mı yapıyorsun?

— Şaka yapmıyorum, dedi Arif, eliyle bahçedeki rengârenk çiçekleri ve üzerlerinde uçuşan arıları göstererek.

— Bak, şu gördüğün her şey aslında dev bir okulun sınıfı gibi. Okuldayken sıralarda oturup kitaplardaki resimlere bakıyorduk. Şimdi ise kitabın tam içindeyiz. Dedem bana her zaman, “Kâinat, Allah’ın yazdığı dev bir kitaptır Arif’im. Meselâ yeryüzü bir sayfa, bahçe bir satır, ağaç bir kelime, meyve bir harf, meyvenin çekirdeği ise bir noktadır. Ve işte o çekirdek noktasında ise bütün bir kâinat özetlenmiştir. Her bir çiçek, her bir hayvan bize bir şeyler anlatır.” derdi.

Kainat

Tarık, vızıldayarak bir çiçeğe konan arıyı izlemeye başladı:

— Yani şu arı şimdi bir ders mi anlatıyor?

— Evet! Bak, minicik bir böcek, harita kullanmadan, yollarını şaşırmadan yüzlerce çiçeği geziyor. Bizim için şifalı ve tatlı bal yapıyor. Hem de hiç coğrafya ya da kimya dersi almadan! Onlara bu görevleri öğreten ve bizi rızıklandıran Rabbimizi düşünmek, bence en güzel tatil ödevi.

Tarık bir süre sessizce arıyı, ardından gökyüzündeki bembeyaz bulutları süzdü. Arif’in bu bakış açısı hoşuna gitmişti:

— Haklısın… Aslında yazın her yer çok daha renkli. Meyveler ağaçlarda hazır bizi bekliyor, karpuzlar topraktan çıkıyor. Sanki birisi bizim için çok büyük bir yaz sergisi açmış gibi.

— Aynen öyle, diye heyecanla atıldı Arif.

— İşte tatil, bu sergiyi gezip “Allah’ım, ne kadar güzel yaratmışsın” diyerek teşekkür etme vaktidir. Yani tatilde sadece zihnimiz değil, kalbimiz de dinleniyor.

Tarık dondurma çubuğunu bıraktı ve Arif’in omzuna dokundu:

— Sayende bu Temmuz tatili gözüme çok daha eğlenceli göründü Arif. Hadi gel, şu ‘Kâinat Kitabı’nın diğer sayfalarını da keşfedelim. Karınca yuvasına biraz ekmek kırıntısı bırakalım, bakalım onlar kış hazırlığını nasıl yapıyorlar?

Arif neşeyle ayağa kalktı:

— İşte bu harika bir tefekkür dersi olur!

İki arkadaş, çınar ağacının gölgesinden çıkıp güneşin aydınlattığı bahçeye doğru koşarken, Arif içinden dünyaya bambaşka bir gözle bakıyor olmanın mutluluğunu yaşıyordu.

 

Dergimize abone olmak için tıklayın!

işrak resfebe sel sembol şeair-i islam kat'ı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*