Bir aylık orucun şükrü: Bayram namazı
Mart ayının taze bahar havası, bayram sabahının neşesiyle birleşmişti. Arif, akşamdan hazırladığı bayramlıklarını giymiş, aynanın karşısında saçlarını güzelce taramıştı. Kalbi heyecanla atıyordu. Elini dedesinin avucuna bıraktı, birlikte mahalle camiinin yolunu tuttular.
Sokaklar erkenden hareketlenmişti. Etraftan yükselen “Allahuekber, Allahuekber…” sesleri sabahın serinliğinde kalpleri ısıtan sıcacık bir güneş ışığı gibi her tarafı sarıyordu. Arif, dedesinin elini hafifçe sıktı:
— Dedeciğim, neden herkes aynı anda aynı şeyi söylüyor? Sanki gökyüzü bile bizimle beraber “Allahuekber” diyor gibi.
Dedesi, o gür ve huzurlu sesiyle cevap verdi:
— Çok doğru hissettin Arif’im. Çünkü bugün bir “resmigeçit” günü.
Arif şaşkınlıkla dedesine baktı:
— Resmigeçit mi? Hani şu bayramlarda askerlerin yaptığı törenler gibi mi?
— Evet evlat. Bak, bir ay boyunca Ramazan kışlasında hep beraber bir eğitimden geçtik. Nefsimize “dur” dedik, sabretmeyi öğrendik, açın halinden anlamaya çalıştık. Yani Rabbimizin emriyle bir nevi manevî askerlik yaptık. Şimdi ise bayram namazı, o eğitimin inşaallah başarıyla bittiğini ilan ettiğimiz büyük bir ibadettir.

Cami avlusuna girdiklerinde kalabalık iyice artmıştı. Arif, camide saflar hâlinde dizilmiş insanlara bakarken dedesi devam etti:
— Bak etrafına Arif… Zengin, fakir, yaşlı, çocuk herkes yan yana. Hepsi aynı emirle ve aynı sözlerle Rabbine yöneliyor. İşte bayram namazı, Müslümanların bir “ordu” gibi el ele verip Allah’ın huzuruna çıkmasıdır. O tekbirler de bizim bu büyük ordunun neferleri olduğumuzu dünyaya ilan eden zafer sesleridir.
Arif, caminin içindeki o muazzam sesi dinledi. İmam efendi “Allahuekber” dediğinde, yüzlerce insanın aynı anda rükûya varması onu çok etkilemişti. Kendi kendine düşündü: “Demek ki biz sadece mahalledeki arkadaşlarımızla değil, bütün dünyadaki Müslümanlarla aynı saftayız.”
Namaz bittikten sonra bahçede herkes birbirine sarılıp bayramlaşıyordu. Arif, dedesinin elini öptükten sonra sordu:
— Dedeciğim, o zaman bayram namazı aslında bir “teşekkür” töreni gibi, değil mi?
— Hem teşekkür, hem de mükâfat töreni Arif’im. Rabbimiz, bir ay boyunca O’nun rızası için aç ve susuz kalan kullarına bu sabah, “Gelin, bayram namazında birleşin ve hediyelerinizi alın” diyor adeta. Melekler de yol boyu dizilmiş, bizleri alkışlıyorlar manen.
Arif, eve doğru yürürken adımlarını daha bir mutlulukla attı. Artık bayram namazının sadece bir gelenek olmadığını, koca bir ümmetin hep birlikte Rabbine sunduğu muazzam bir “şükür ibadeti” olduğunu anlamıştı. İçinden bir kez daha mırıldandı:
“Allahuekber, Allahuekber… İyi ki Müslümanım, iyi ki bu büyük ordunun bir parçasıyım! Elhamdülillah!”
Dergimize abone ol
mak için tıklayın!







İlk yorum yapan olun