Büyük Yolculuk: Miraç (2026/01)

Ocak ayının ortalarıydı. Kış, bütün beyazlığıyla mahalleyi sarmıştı. Arif, eldivenlerini ve beresini çıkarmadan eve daldı. Yanakları soğuktan kızarmış ama gözleri neşeyle parlıyordu.

 

Salona girdiğinde annesini seccadesini katlarken buldu.

— Allah kabul etsin anneciğim!

— Sağ ol yavrum, cümlemizinkini inşallah.

 

Arif, annesinin yanına oturdu ve merakla sordu:

— Anneciğim, bugün camide hoca, “Bu cuma gecesi Miraç Gecesi. Peygamberimiz (asm) göklere misafir oldu.” dedi. Sonra da “Bize hediyeler getirdi.” diye ekledi. Ben en çok o hediye kısmını merak ettim. Peygamberimiz bize uzaydan oyuncak mı getirdi?

 

Annesi gülerek Arif’i kucağına çekti:

— Oyuncaktan çok daha kıymetli, hiç eskimeyen, kırılmayan hediyeler getirdi yavrum. Ama önce “Miraç” ne demek, onu konuşalım. Miraç, “yükseğe çıkmak, yükselmek” demektir. Peygamber Efendimiz (asm), bir gece Kâbe’nin bulunduğu Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, oradan da göklerin tabakalarını geçerek Yüce Allah’ın huzuruna yükseldi.

 

Arif’in gözleri kocaman oldu:

— Vay canına! Roketten bile hızlı yani!

 

— Çok daha hızlı! Bütün yıldızların, galaksilerin ötesine geçti. Ve o muazzam yolculuktan dönerken, ümmetine, yani bizlere çok özel hediyelerle döndü.

 

Arif sabırsızlanmıştı:

— Hadi söyle anne, neymiş o hediyeler?

 

Annesi parmaklarıyla saymaya başladı:

— Birincisi; Bakara Suresi’nin son iki ayeti, yani her gece yatsı namazından sonra okuduğumuz “Âmenerrasûlü”. İkincisi; Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi. Ve üçüncüsü… İşte bu, senin her gün yaptığın bir şey.

 

Arif biraz düşündü:

— Her gün yaptığım mı? Diş fırçalamak mı? Yoksa süt içmek mi?

 

Annesini bir gülmek aldı o an:

— Hayır, hayır! Ruhunu beslemek için yaptığın bir şey… Namaz! Beş vakit namaz, Miraç Gecesi’nde hediye edildi.

 

Arif şaşırmıştı:

— Namaz bir hediye mi? Ama bazen bana zor geliyor anne, oyunumu bırakmam gerekiyor.

 

Annesi ciddileşti ama sesi hâlâ yumuşacıktı:

— Bak yavrum, şöyle düşün. Çok sevdiğin bir arkadaşın seni günde beş defa görüntülü arasa, seninle konuşmak istese, “Gel, seninle özel bir hatta görüşelim.” dese sevinmez misin?

 

— Sevinirim tabii!

 

— İşte namazı da böyle düşünebilirsin. Namaz, bizim miracımızdır. Biz “Allahu ekber” deyip namaza durduğumuzda, sanki o özel asansöre bineriz ve kalbimizle Allah’ın huzuruna çıkarız. Peygamberimiz o büyük yolculuğu yaptı ve dedi ki: “Namaz, mü’minin miracıdır.” Yani bize, “Siz de namaz kılarak benim gibi Rabbimizle konuşabilirsiniz.” demek istedi.

 

Arif başını salladı. O an, kıldığı namazların sadece eğilip kalkmak olmadığını, aslında görünmez bir merdivenle gökyüzüne tırmanmak gibi olduğunu hayal etti.

— Anladım anne. O zaman ben namaz kılarken aslında seccademin üzerinde seyahat ediyorum sanki, değil mi?

 

— Güzel bir hayal kurdun oğlum. Namaz, bizi dünyadan alıp Allah’ın huzuruna taşıyan en güzel Burak’ımız, yani bineğimizdir.

 

Arif heyecanla yerinden fırladı:

— O zaman ben hemen ikindi namazını kılmaya gidiyorum anne! O güzel hediyenin paketini açayım.

 

Annesi, arkasından gururla ve şükürle seslendi:

— Yolun açık, miracın mübarek olsun evladım!

Dergimize abone olmak için tıklayın!

Miraç

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*