Ocak ayının ortalarıydı. Kış, bütün beyazlığıyla mahalleyi sarmıştı. Arif, eldivenlerini ve beresini çıkarmadan eve daldı. Yanakları soğuktan kızarmış ama gözleri neşeyle parlıyordu.
Salona girdiğinde annesini seccadesini katlarken buldu.
— Allah kabul etsin anneciğim!
— Sağ ol yavrum, cümlemizinkini inşallah.
Arif, annesinin yanına oturdu ve merakla sordu:
— Anneciğim, bugün camide hoca, “Bu cuma gecesi Miraç Gecesi. Peygamberimiz (asm) göklere misafir oldu.” dedi. Sonra da “Bize hediyeler getirdi.” diye ekledi. Ben en çok o hediye kısmını merak ettim. Peygamberimiz bize uzaydan oyuncak mı getirdi?
Annesi gülerek Arif’i kucağına çekti:
— Oyuncaktan çok daha kıymetli, hiç eskimeyen, kırılmayan hediyeler getirdi yavrum. Ama önce “Miraç” ne demek, onu konuşalım. Miraç, “yükseğe çıkmak, yükselmek” demektir. Peygamber Efendimiz (asm), bir gece Kâbe’nin bulunduğu Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, oradan da göklerin tabakalarını geçerek Yüce Allah’ın huzuruna yükseldi.
Arif’in gözleri kocaman oldu:
— Vay canına! Roketten bile hızlı yani!
— Çok daha hızlı! Bütün yıldızların, galaksilerin ötesine geçti. Ve o muazzam yolculuktan dönerken, ümmetine, yani bizlere çok özel hediyelerle döndü.
Arif sabırsızlanmıştı:
— Hadi söyle anne, neymiş o hediyeler?
Annesi parmaklarıyla saymaya başladı:
— Birincisi; Bakara Suresi’nin son iki ayeti, yani her gece yatsı namazından sonra okuduğumuz “Âmenerrasûlü”. İkincisi; Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi. Ve üçüncüsü… İşte bu, senin her gün yaptığın bir şey.
Arif biraz düşündü:
— Her gün yaptığım mı? Diş fırçalamak mı? Yoksa süt içmek mi?
Annesini bir gülmek aldı o an:
— Hayır, hayır! Ruhunu beslemek için yaptığın bir şey… Namaz! Beş vakit namaz, Miraç Gecesi’nde hediye edildi.
Arif şaşırmıştı:
— Namaz bir hediye mi? Ama bazen bana zor geliyor anne, oyunumu bırakmam gerekiyor.
Annesi ciddileşti ama sesi hâlâ yumuşacıktı:
— Bak yavrum, şöyle düşün. Çok sevdiğin bir arkadaşın seni günde beş defa görüntülü arasa, seninle konuşmak istese, “Gel, seninle özel bir hatta görüşelim.” dese sevinmez misin?
— Sevinirim tabii!
— İşte namazı da böyle düşünebilirsin. Namaz, bizim miracımızdır. Biz “Allahu ekber” deyip namaza durduğumuzda, sanki o özel asansöre bineriz ve kalbimizle Allah’ın huzuruna çıkarız. Peygamberimiz o büyük yolculuğu yaptı ve dedi ki: “Namaz, mü’minin miracıdır.” Yani bize, “Siz de namaz kılarak benim gibi Rabbimizle konuşabilirsiniz.” demek istedi.
Arif başını salladı. O an, kıldığı namazların sadece eğilip kalkmak olmadığını, aslında görünmez bir merdivenle gökyüzüne tırmanmak gibi olduğunu hayal etti.
— Anladım anne. O zaman ben namaz kılarken aslında seccademin üzerinde seyahat ediyorum sanki, değil mi?
— Güzel bir hayal kurdun oğlum. Namaz, bizi dünyadan alıp Allah’ın huzuruna taşıyan en güzel Burak’ımız, yani bineğimizdir.
Arif heyecanla yerinden fırladı:
— O zaman ben hemen ikindi namazını kılmaya gidiyorum anne! O güzel hediyenin paketini açayım.
Annesi, arkasından gururla ve şükürle seslendi:
— Yolun açık, miracın mübarek olsun evladım!
Dergimize abone olmak için tıklayın!








İlk yorum yapan olun