Etiket: tembel

Ben Tembel Değilim!
Ben Tembel Değilim!

Merhabaa!
Ben bir Ağustos Böceğiyim, sana kendimi anlatmak istiyorum.
Hey hey, dur bakalım; beni işe yaramaz ve tembel gibi mi düşündün?
Evet, düşünmediysen bile aklından geçirdin! Allah hiçbir böceği boşuna yaratmamıştır.
Önce bunda bir anlaşalım.

LA FONTAİNE HAKSIZ!

Avrupa’da La Fontaine adında bir masalcı amca çıkmış diyor ki; Ağustos Böceği tembeldir diye!
Yok böyle bir şey! Bu bana yapılan haksız bir suçlama. Üstelik bilim bile La Fontaine’ni haksız buluyor.

Kimseye muhtaç değilim

Ben, Ağustos ayından sonra hayatta kalmıyorum.
Yani masalda geçtiği gibi yazın karıncaya muhtaç olmuyorum.
Kışın yaşamadığım için yiyecek biriktirme endişem hiç olmuyor.
Öyle masallarda bahsedildiği gibi tembel boş boş öten bir böcek değilim!

Hayat Bir Yardımlaşmadır

Hem biliyor musun?
Toprak altında tam 17 yıl yaşarım…
Yeryüzüne çıktıktan sonra 2 haftalık
ömre sahibim.

Nasıl mı beslenirim?
Ağaç köklerini emerek beslenirim.
Hortumumu ağaç filizlerine batırıp  özlerini içerim. Özellikle söğüt sürgünlerinin özsuyunu emerim.

Çekirge Gibi Sıçrarım!

Sana başka özelliklerimden bahsetmek isterim.
Gördüğün gibi, başımın üzerinde kocaman iki petek gözlerim bulunur.
Alnımda ise üç tane küçük nokta şeklinde göz vardır. Belki de sen bunları göremiyorsun.

Evet, antenlerime gelebiliriz. Kısa ve sert bir kıla benzer.
Ön kanatlarım, arka kanatlarımdan daha uzun yapılıdır.
Arka bacaklarımın yardımıyla sıçrayarak hızla havalanırım.

Arkadaşlarına Beni Doğru Anlatır Mısın?

Evet, beni benden dinledin!
Şimdi hakkımda ne düşünüyorsun?
Ne dersin, bu masalın gerçeğini birlikte yazalım mı?
Arkadaşlarına da benim tembel olmadığımı anlatır mısın?

Ağustos Böceğinin Gerçek Hikâyesi
Ağustos Böceğinin Gerçek Hikâyesi

Sıcak bir Ağustos günüydü. Ağustos Böceği, bir ağacın dalında güzel sesiyle aralıksız ötüyordu. Yerdeki karıncalardan biri alaycı bir şekilde ona bakarak: “Şarkı söylemekten başka bir şey bilmez misin arkadaş? Biraz bizi örnek al da, sen de çalış” dedi.
Ağustos Böceği: “Bak karınca kardeş, siz beni yanlış tanımışsınız. Ya da hiç tanımamışsınız. Yıllardır çalışıyordum. Şu ağaç dalına daha bugün yeni geldim.” dedi.
Bunu duyan karınca çok şaşırdı. Sırtındaki yükü yere indirip, bir sinyaliyle diğer karıncaları çağırdı ve Ağustos Böceğinin yanına toplandılar. “Şu hikâyeni tam olarak anlatsana” dedi karınca.
“Anlatayım” dedi Ağustos Böceği.

“Bir zamanlar, bir ağaç dalının yarığına bırakılan minik bir yumurtaydım. Yumurtadan, kurtçuk olarak dışarı çıktım ve toprağa düştüm. Hızlıca toprağı kazarak, ağaç köklerine ulaşmam gerekiyordu. Çünkü hayatta kalabilmek için ağaç köklerinin özsuyu ile beslenecektim. Tam on yedi yıl, o kökten o köke toprağı kazıp durdum. Gözlerim kapalı ve ses çıkarmadan, sabırla çalıştım.
Sonunda yeryüzüne çıkma zamanım geldi ve toprağın altından çıktım. Üzerimdeki toprağı silkelemek için kanat çırpmaya çalıştım ama ortada kanat da yoktu. Çok kısa bir zamanda kanatlarım oluştu. Uçmayı başardım. İşte bu ağacın dalına kondum. Hiç susmayışımın sebebi ise, tüm canlılara ve arkadaşlarıma sesimi duyurabilmek.”
Karıncalardan biri şöyle dedi: “Biz kış için yuvalarımıza yiyecek taşırız. Sen kışın ne yiyeceğini düşünmez misin?”
Ağustos Böceği “Hayır” dedi. “Benim o kadar vaktim yok. Kışı hiç göremeyeceğim. Yaşamak için iki haftam var. Biz sadece Ağustos ayında yaşarız.”
Karıncaların hepsi çok üzüldü ve Ağustos Böceği hakkında ön yargılı davrandıkları için pişman oldular. Karıncaların lideri ise, diğer karıncalara dönerek şöyle dedi: “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bir daha asla kimseyi küçümsemeyin. Hep
iyi niyetli olun. Olayların sebeplerini ve hikmetlerini bilmeden eleştiride bulunmayın.”
Karıncalar, Ağustos Böceği’nden özür dilediler. Vedalaşarak ayrıldılar.

Mehtap Y. Yükselten