Etiket: #röportaj

Gökyüzü Sence Neden Mavi?
Gökyüzü Sence Neden Mavi?

Sevgili can dostlarım!
Bu ay gökyüzüne doğru yola çıkıyoruz! Gökyüzüne bakınca sizin de içiniz huzur doluyor mu? Mavi gökyüzünü sevenler ellerini havaya kaldırsın! Biliyor musun? Aklımı kurcalayan bir soru var: Mikrofonumu arkadaşlarıma uzattım ve “Gökyüzü sence neden mavi?” diye sordum. İşte cevaplar;

Tuğba:

Çünkü bulutlarla uyumlu mavi çok güzel. Başka hangi renk olabilirdi, tabi ki mavi…

Hüseyin:

Gökyüzü, Allah istediği için mavidir. Bir de dünyanın aydınlık olması için mavidir. Çünkü akşam gökyüzü siyah, gündüz yağmur yağdığında gri , akşam yağmur yağdığında ise kırmızı olur.

Gülsüm Berra:

Gökyüzü, gökyüzü olduğu için mavidir çünkü mavi çok güzel.

Mehmet Akif:

Allah, farklı kalemlerle mavi boya yaptı. Hem de suyun rengini… Su olmazsa fakir kalırız.

Necip:

Hava da su olduğu için mavi… Pembe olmaz, başka renkler olsa karanlık olurdu. O yüzden mavi daha uygun.

Osman Said:

Tam mantıklı bir açıklama bulamıyorum neden yeşil, kırmızı değil de mavi ama gökyüzünün arka kısmının gözükmemesi için mavi olabilir…

Karakterimizi Değerlerle Buluşturuyoruz
Karakterimizi Değerlerle Buluşturuyoruz

Can Kardeş Yayınları hız kesmiyor. Mahsun serisinden sonra, Vız Vız Arı da kitaplaştırıldı.

23 yıl önce Can Kardeş Dergisi’nin sayfalarında uçmaya başlayan Vız Vız Arı, kitaplaştırılarak çocukların beğenisine sunuldu. Basımından sonra kitap fuarlarında da yerini alan Vız Vız Arı, çocukların ilgisini çekmiş görünüyor. Vız Vız Arı’nın hem yazarı ve hem de çizeri Demirhan Kadıoğlu’yla kısaca konuştuk.

Vız Vız Arı karakteri nasıl doğdu?

Karakterlerimin yaşının çoğu 30’un üzerinde… Vız Vız Arı istisna… Doğum tarihi; 1995… Yani 23 yaşında.
Bu gün çocuk okurlardan çok daha büyük bir yaş… Aslında bir firma yüzü olarak düşünmüştük. Ama olmadı ve Can Kardeş Dergisi’nin karakteri olarak sayfalarda yerini aldı.

Vız Vız Arı ile değerler eğitimini neden buluşturdunuz?

Değerler Eğitim setleri hep hikâye veya masal tarzında anlatılıyordu. Biz de sıra dışı olsun dedik ve “değerler eğitimi”ni çizgiyle buluşturduk. Hem çizgi hikâye tarzı Can Kardeş Yayınları’nda ikinci kez deneniyor. Biliyorsunuz daha önce Mahsun karakteriyle okurları buluşturduk.
Tam 10 kitap, iki set halinde çıkardık. Vız Vız Arı da 5 kitaptan oluşan bir set halinde yayınladık. Böylelikle çocuk yayınlarında değişik bir formül uygulamış olduk.

BAŞKA SÜRPRİZLER DE VAR

Vız Vız Arı setinin çocuklara eğitim konusunda nasıl bir katkı sağlayacak?

Her kitap içinde 6 tane konu var. Birinci kitap, arkadaşlarını anlatıyor. İkinci kitap, maceralarını… Üçüncüsü, ormandakileri, dördüncüsü fikir verirken, beşincisi ise nasıl çözüm ürettiğine dair başlıklar taşıyor. Her hikâye kendi içinde, dostluğu, doğru davranışı, yardımlaşmayı, doğa ve
hayvan sevgisini anlatıyor. Eğitim zaten bu temel değerler üzerine oturmuyor mu?

Can Kardeş Yayınları olarak bu tür kitapların devamı gelecek mi?

Can Kardeş Yayınları sezona hızlı girdi. Mahsun serisinden sonra, Hilal’in Dünyası ve şimdi de Vız Vız Arı… Şu ana kadar gelen daha birçok dosya var ve sıraya koyduk. Ancak değerli eğitimci Hayrunnisa Şen’in kaleminden çıkacak olan bir setimizin hazırlık aşamasında olduğunu söyleyebilirim. Bunun dışındaki dosyaları söylemeyeyim, sürpriz olsun. Diyorum ki, Can Kardeş Yayınları’nı okumaya ve takip etmeye devam edin.

Cemil Sait Demirdöğmez 

Ah Bir Kalem Olsam
Ah Bir Kalem Olsam

Arkadaşlaar!
Kalemlerle aranız nasıl diye sorsam? Elimizden hiç düşürmediğimiz o kalemle yazıyor çiziyoruz! Bir düşünün bakalım, siz o kalemin yerinde olsanız neler çizerdiniz? Mikrofonumu arkadaşlarıma uzattım ve: “Kalem olsan, ne çizerdin?” diye sordum. İşte cevaplar:

Elif:
Annemi babamı yapardım dalgalar ve ağaçta çizerdim bir de papatya. Annem ve babam dalgalarla yüzüyorken.

Halime Yaren:
Kelebek resmi. Antenleri pembe renkli kanatlı…

Aras:
Üç katlı ev çizerdim, annem patates yemeği yaparken ama ketçaplı.

Gülnihal:
Annemi, babamı ve arkadaşlarımı… Herkesin el ele tutuşup ağaçların olduğu bir bahçe çizerdim.

Ebrar:
Kelebek ama nasıl bir kelebek olduğunu sorma onu bilmem artık, düşünemedim.

Akif’in Şiirlerini Çizdik
Akif’in Şiirlerini Çizdik

 

Akif’in Çizgisi adlı serginin yönetmeni Demirhan Kadıoğlu:
“AKİF İSTİKLAL ŞAİRİ OLDUĞU KADAR, İYİ BİR MİZAH YAZARIDIR”

Mehmet Akif’in Çizgisi başlıklı karikatür sergisi Esenler Dr. Kadir Topbaş Kültür Merkezi’nde sergilendi.
Bu sergi ile neyi amaçladınız? İstiklal Şairi Mehmet Akif’in şiirlerinin bu güne bakan çok mesaj gördük ki. Hatta, Mehmet Akif istiklal şairi olmasa iyi bir taşlama ustası ve mizah yazarı olurmuş diye düşünmedim değil. Çok ciddi de görünse Mehmet Akif gibi dev bir şairin satırlarından yola çıkılarak bir karikatür sergisi açtık. Bu hem ülkemizde hem de Dünyada bir ilktir.

Çizerler çizimlerine nasıl başladı? Ne kadar sürdü?

Safahat adlı eserinden ikişer paragraf şiir gönderdik çizerlere…
Her iki paragrafın ayrı ayrı çizimini rica ettik. Kısa bir zaman içinde amatör çizerlerin de gayretiyle birlikte bu sergiyi gerçekleştirme fırsatı bulduk.

Çizerken hangi hususlara önem verdiniz?

İstedik ki, Mehmet Akif’in ruhunu ve şiirlerini birebir yansıtsın. İstedik ki, o dönemin yaşam biçimini kaleme aldığı gibi bu güne bakan mesajları yakalayalım. Aslında, bu gün yazmış gibi olan çok şiirleri var. Hala belli kesimdeki ön yargıların bu gün devam ettiğini hayretle görüyoruz. Belki bu ön yargıyı karikatürle kırarız diye düşündük.

Karikatür alanında gençlere ne tavsiye edersiniz?

Çizmek için okumak gerekiyor. Aslında yazıdan önce çizgi vardı. Çizgilerin şifrelerini çözmek için insanoğlu yazmayı öğrendi. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişte yazı ve edebiyat gelişti. Yanı sıra, mizah ve eleştiri kültürü de… Karikatürün yabana atılacak bir sanat dalı olmadığını ve keskin bir dili olduğunu bilsinler. Genç çizerlere tavsiyem şudur, asla kalemini alay etmek için kullanmasınlar. Hiciv, nükte ve mizahın ne olduğunu ve sınırlarını bilsinler. Bu kırmızı çizgiyi bilen, sanatında başarılı olur.

Kübra Örnek

Allah Bizi İmtihan İçin Yaratmış
Allah Bizi İmtihan İçin Yaratmış

Başarılı insanlar vardır. Onlar daima bizlere örnek olmuşlardır. Yazar ve yönetici Halis Kuralay da bunlardan biri. Kendisiyle başarılarını, hayata tutunuşunu ve mutluluğu konuştuk. Buyurun sohbetimize!

Bir insanın başarı kriteri neye bağlıdır?

Biliyor musunuz, bence başarı bencilce bir şey. “Başarılı olayım” cümlesi, benim dışımda herkesin önüne geçeyim demektir. Ben başarayım, başkaları başaramasın anlamına gelir. Hani Temel’e demişler: “Atletizm yarışmasında birinci olana altın madalya veriyorlarmış” diye. O da demiş ki: Madem öyleyse, gerisi niye koşuyor ki?” Bence başarılı olmak istisnaların içinde birinci olmak veya dereceye girmek değildir. Asıl başarı, insanın daha önce yapabildiğini geçmektir. Hem Peygamber Efendimiz de (asm) bence böyle isterdi. Hayatınızda hiç keşke dediniz mi?  Keşke dediğim zamanı pek de hatırlayamıyorum. Ben, hayatımda “keşke”ci hiç olmadım. “Allah Bizi İmtihan İçin Yaratmış” Bir gün bir otobüs durağında bekliyordum. Gözlerim görmediği için, gelen otobüslerin bilgisini durakta benim gibi bekleyenlerden alıyorum. Yanımdaki kişiye dedim ki: “Affedersiniz, Edirnekapı otobüsü gelince bana söyleyebilir misiniz?” Adam başladı ellerini çırpmaya. Bir taraftan da: “Ah be evladım, hay Allah, şimdi gitti.” Bunun üzerine ben: “Amca! Bu giden son otobüs müydü?” Deyince adam: “Yooo, hayır. Şimdi yine gelir,” dedi. “O zaman niye bu kadar üzülüyorsunuz? Ben bile üzülmüyorum,” demiştim. Üzülmek işe yarayacaksa, hep birlikte üzülelim. Halbuki üzülmek yerine, diğer otobüs gelene kadar, vaktimizi neyle değerlendireceğiz, onu düşünmek dahadoğru olur.

Kitap okumadan yazmak nasıl bir duygu?

Kitap okumadığımı da kim söyledi? Bir görme engelli olarak ben kitapları, yalnızca gözlerimle okumuyorum. Asıl olan kitabın içindeki bilgileri elde etmektir. Gözle okumak yalnızca bir yöntemdir. Benim yöntemim ise, kitapları birine okutmaktır. Veya sesli okunmuş kitapları dinlemektir. Nadiren de olsa, kabartma yazılı kitapları okumaktır. Ama kitap yazmak, hiç şüphesiz harika bir duygu.

Tecrübeli gören ile tecrübeli görmeyen arasındaki fark nedir?

Her konunun ayrı bir tecrübesi vardır. Meselâ, yemek yapmada tecrübeli bir kişinin yaptığı yemek, daha lezzetli olur. İstanbul’da tecrübeli bir kimse, bizi hem doğru yerlere, hem de kısa zamanda götürür. Doğuştan görme engelli olanlar, sonradan olanlara göre, şüphesiz daha tecrübelidir. İşte bu yüzdendir ki, insanlar görmeyenlerle empati yapalım diye gözlerini kapatırlar. Halbuki bunu yaparak, ancak tecrübesiz bir görmeyen ile empati yapmış olurlar.

Görenlerin göremediğini gördüğünüz oldu mu?

Görenlerin yapamadığı benim yapabildiğim o kadar çok şey var ki… Ben ilkokul 5. Sınıfta gözlerim görmeden ayakkabı boyacılığı yaptım. Evde ütü yapıyorum. Meselâ siz gözlerinizi kapayarak yürüyebilir, top oynayabilir, bisiklete binebilir misiniz? Ne dersiniz? Ama ben görmeden yapabiliyorum. Örnekleri çoğaltabiliriz. Görmemek önemli bir eksikliktir. Fakat başka yöntemlerle pekâlâ aşabilirsiniz. Görüntü, yalnızca bir özelliktir. Amacisimlerin
görüntüden başka şekilleri, kokuları, yumuşaklığı, sertliği gibi birçok özelliği vardır. Problemleri Allah, bizi imtihan etmek için yaratmıştır. Vazgeçmez, pes etmez, sabredersek, Rabbimiz istediğimize bizi ulaştırır.

KÜBRA ÖRNEK/İSTANBUL

Uzayı Keşfedelim
Uzayı Keşfedelim

Sevgili arkadaşlar,
Uzayda yeni bir gezegen bulduğunuzu düşünün. Bu gezegene hangi ismi verirdiniz?
Ben de merak ettim ve sokaktaki arkadaşlarıma hemen mikrofon uzattım;
“Uzayda bir gezegen bulsan, ona ne isim verirdin ve neden?” diye sordum.
Birbirinden renkli cevaplar sizi aldım. Haydi, hep birlikte okuyalım!

Hümeyra Sultan:
Orman gezegeni. Ormanı gördükten sonra gezegene çıkınca adını orman koymak istedim. Hem bir daha gezmiş olurum ormanı dedim.

 

 

 

Batuhan Kuzugüden:
Adını uzay koyardım ya da kova… Ya da abimin adı Yusuf, Yusuf koyardım ya evet Yusuf.

Ceylin Öztürk:
Gökkuşağı gezegeni koyardım çünkü gökkuşağını çok severim. Benim en sevdiğim bebeğimin adı da gökkuşağı…

Mehmet Said Döş:
Çiçek gezegeni. Çünkü çiçekleri herkes çok sever.

Yusuf Serdaroğlu:
Yusuf koyardım. Çünkü ben de Yusuf’um.