Etiket: #mikrofon

UZAYLILARI GÖRMEK İSTERDİİİİM!
UZAYLILARI GÖRMEK İSTERDİİİİM!

Gözümüz her şeyi göremez. Belli bir mesafe sonrasını seçmemiz mümkün olamaz. Ancak gözümüzün göremediği ufak veya çok daha büyük şeyleri görmemiz asla imkansız değil. Bunun için bilim insanları çeşitli icatlar yaptı. Mikroskopla gözle göremediğimiz canlı varlıkları görebiliriz. Teleskopla ise bizim gezegenimizden çok daha büyük cisimleri görmemiz mümkün. Veeee, mikrofonu sokağa tuttuk, sorduk: “Dünyanın en güçlü teleskobunu yaptın. Neler görmek isterdin?” diye.
Bakalım ne cevaplar vermişsiniz?

Muhammed Yasir Aksu: Ben hem profesör olurdum hem de bu ilginç gezegenleri insanlara anlatırdım.

Hatice Kübra Kaya: Uzayı görmek isterdim, dünyamızı görmek isterdim, tüm binaları insanları ve uzaylıları görmek isterdim.

Yusuf Kaya:

Güneşi ve yıldızları yakından incelemek isterdim.

Talha Aksu: Gezegenlere bakardım ama güneşe hiç bakmazdım çünkü gözlerim kamaşırdı. En çok aya bakardım ama gezegenimiz dünyayı göremezdim.

Ali Mirza Yıldız: Gökyüzüne bakardım. Uzaya bakardım. Mars’ı izlemek isterdim. Uzaylılara bakmak ve uzaya çıkıp dünyaya bakmak isterdim.

Hatice Kübra Erdemir: Yıldızlara bakmak isterdim. Sonra aya, bulutlara ve uzaylılara bakmak isterdim ama uzaylı diye bir şey yok.

SOĞUK AMA MUTLU BİR KARDAN ADAAAMMM!
SOĞUK AMA MUTLU BİR KARDAN ADAAAMMM!

Belki bu satırlar yazılırken, dışarıda lapa lapa kar yağıyor olacak. E bizde ne yapıp edip, dışarıda kartopu oynayacağız ve kardan adam yapacağız öyle değil mi?
Aklıma gelmişken arkadaşlarıma da sordum: Kardan adamlar sence kendini nasıl hisseder? İşte cevaplarını yayınlıyorum…

Ela Güner: Donmuş adam soğukluğu hisseder, sıcaklığı hissetmez ama gerçek insan olmayı ister.
Ayakları yoktur, elleri kıpırdamaz. Nefes alamaz, göremez, saçı yok, yürüyemez.
Ağaç gibi dikili durur, güneşli havalarda erir. Kardan adam mutsuzdur.

Ahmet Akif: Hiç hareket etmedikleri için canları sıkılıyordur ve karşılarında hep market vardır, marketi izlerler…

İclal Özdemir: Rahat hissediyor, üşümüyor, mutlu ve yalnız hissediyor…

Hatice: Beni yapan çocuğun beni yaptığı için mutlu olurdum ve dal olan kollarımı hareket ettirmeye çalışırdım mutluluktan…

Nisa Nur Öztürk: Soğuk, yalnız erimekten korkuyordur. Bence gerçek insan olmak ister. Burnunu da hiç sevmez…       

                                             

Sahra Nur: Eğer sıcak olursa erir. Bir de kendini soğuk hisseder. Normal hisseder.
Mutlu ve cesur hissediyordur.

Zulal Ahsen Varlık: Kardan adam sıcakta erir… Burnu havuçtan yapılır. Gözleri, ağzı ve düğmeleri zeytinden yapılır.
Kar yağınca, kardan adam yapabiliriz ama sıcak olunca çabucak erir…

Ben Öğretmen Olsaaaammm!
Ben Öğretmen Olsaaaammm!

Öğretmenim,
Canım benim canım benim,
Seni ben pek çok,
Pek çok severim.
Sen bir ana,
Sen bir baba,
Her şey oldun,
Artık bana.

Evet arkadaşlar, öğretmenimiz işte bu şarkı sözünde söylendiği gibi…
Peki, sizlere sorduk;
“Sen nasıl bir öğretmen olurdun?”
Haydi, cevapları hep birlikte okuyalım!

Süeda Nur Acar: Güzel davranırdım. Meselan şaka yapar, onları güldürürdüm.
Matematik, Türkçe, Hayat bilgisi veya başka şeyler yaptırırım.

Salih Müştak: Ben arkadaş canlısı iyi ve bilgili bir öğretmen olmak isterdim.

Ahmet Enes Acar: Ben iyi bir öğretmen olsaydım çocuklara çok iyi bakardım, onları çok severdim. Çocuklara hep derslerini yaptırırdım. Beden, resim yaptırırım.

Fatma Berra Duray: Ben iyi kalpli, çocuklara söz veren, öğrencilere iyi davranan bir öğretmen olurum.

Aziz: Öğretmenler genelde derslerde kızları daha çok kaldırıyor. Öyle yapmazdım.
Eşit kaldırırdım.

Işık: Her dersi beden yapardım. Çünkü dersler sıkıcı, öğretmenler sınıfı eğlenceyle yönetmeyi bilmeli.

Elif Nur Müştak: Ben çocukları sıkmayan yumuşak ve güler yüzlü bir öğretmen olurum.

Ya Dişlerimiz Olmasaydı?
Ya Dişlerimiz Olmasaydı?

Bazı büyüklerimizin dişleri yok. Veya takma diş kullanıyor. Ama çocukluk ve gençlik döneminin dişlerini arıyor ve özlüyorlar. Kuşkusuz dişlerimiz de diğer azalarımız kadar çok ama çok önemli. Peki, biz dişlerimize ne kadar sahip çıkıyoruz? Ya dişlerimiz olmasa ne olurdu? Merak ettik ve sorduk. “Dişlerimiz olmasaydı ne olurdu?” Sürpriz cevaplar aldık ve bu satırları mutlaka arkadaşlarımız da görsün istedik. Buyurun cevaplar!

Basim: Muzları yiyemezdim.

Teslim: Yumuşak olan ekmeği bile yiyemezdim.

Suzen: Her gün çorba yerdim.

Zeynep Melek: Dişlerimizi fırçalarız. Kurumasını bekleriz ve dişlerimiz yeniden çıkar. Sonra yemek yiyebiliriz.

Hilal: Yemek yiyemeyiz. Dişlerimizi fırçalayamayız.

Senin İçin En Güzel Şey Nedir?
Senin İçin En Güzel Şey Nedir?

Sevgili arkadaşlar; Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen de hayatından lezzet alır düşüncesiyle size mikrofon uzattık ve sorduk: “Senin için en güzel şey nedir?”
Sürpriz cevaplar aldık ve bu satırları mutlaka arkadaşlarımız da görsün istedik. Haydi, bakalım!

Safa:
Bebekler güzel…
Benim bir tane oyuncak bebeğim var, isterdim ki daha çok olsun.

Halil:
Bu dünyada kötülerin cezasız kalmayacağını bilmek güzel şey.

Mahmud:
Bu dünyadaki en güzel şey Suriye’ye geri gitmek…

Abudi:
En güzel şey Gedik (Hatay’ın yaylası) Bir de telefona oyun indirmek.

Mert:
En güzel şey hayat zaten. Okul ve çalışmak bayağı eğlenceli hem de zekâmız çalışıyor.

En Sevdiğimmm Oyun
En Sevdiğimmm Oyun

Eveleme develeme
Devekuşu kovalama,
Kovalarsan yaralama
Şekerleme çikolata
Şundan bundan
Kedi düştü damdan!
Çıt pıt
Nereden geldin?
Oradan çık,
Kız saçların kıvırcık
Sana dedim sen çık!

Ne güzeldir oyun tekerlemeleri. Oyun tekerlemeleri güzel olur da, oyunlar güzel olmaz mı? Merak ettim ve mikrofonumu uzatarak, “En sevdiğin oyun ne?” diyerek sordum.
Öylesine güzel cevap verdiniz ki, gülmekten bayıldım. Haydi, beraber okuyalım!

Şuheda:
Şarkı söyleyen bebeklerle oynamayı severim, onlarla şarkı söylerim.

İbrahim:
Dövüş oynamayı seviyorum, kedilerle oynamayı bir de…

Betül:
Evcilik oynamayı seviyorum bebekleri yedirmeyi, içirmeyi ve onları sallamayı.

Siba:
Ağlayan bebekleri susturma oyunu oynamayı çok severim.

Nur:
Ben bebek severim. Bebeklere her şeyi yedirmeyi seviyorum.

Sevmek Ne Güzel Bir Duygu
Sevmek Ne Güzel Bir Duygu

Merhaba Can Kardeşlerim!
Sevmek nedir? Sanıyorum, bu cevabı en iyi verebilecek olan sizlersiniz. Sevmek ve sevilmek çok ama çok güzel duygu değil mi?
Sevgi, Allah’ın bize vermiş olduğu çok güzel bir duygu… Bu yüzden yaratılışımızın kodlarında sevgi var. Mikrofonumu arkadaşlarıma uzattım ve “Sence en çok kimlerin sevilmeye ihtiyacı var, neden?” diye sordum. İşte sevgi dolu cevapları okuyalım mı?

Aslıhan Sevil:

Babaannelerin sevilmeye ihtiyaçları var. Çünkü onlar yaşlılar. Yaşlıları sevmeliyiz.

Ece Eymen:

Anne ve babalarımızın sevilmeye ihtiyaçları var çünkü onlar da bizi çok seviyorlar. Ve hayvanların sevilmeye ihtiyaçları var.

Nisa Özkan:

Arkadaşlarımızın anne ve babalarımızın ve öğretmenlerimizin sevilmeye ihtiyaçları var. Çünkü onlar bizi çok seviyorlar.

Ayaz Erkul:

Tavşanların sevilmeye ihtiyaçları var çünkü çok tatlılar. Annelerimizin sevilmeye ihtiyaçları var çünkü sevdiğimiz yemekleri yapıyorlar. Ve çocukların
sevilmeye ihtiyaçları var.

Esma Özer:

En çok annemin sevilmeye ihtiyacı var. Çünkü o beni çok seviyor.

Gökyüzü Sence Neden Mavi?
Gökyüzü Sence Neden Mavi?

Sevgili can dostlarım!
Bu ay gökyüzüne doğru yola çıkıyoruz! Gökyüzüne bakınca sizin de içiniz huzur doluyor mu? Mavi gökyüzünü sevenler ellerini havaya kaldırsın! Biliyor musun? Aklımı kurcalayan bir soru var: Mikrofonumu arkadaşlarıma uzattım ve “Gökyüzü sence neden mavi?” diye sordum. İşte cevaplar;

Tuğba:

Çünkü bulutlarla uyumlu mavi çok güzel. Başka hangi renk olabilirdi, tabi ki mavi…

Hüseyin:

Gökyüzü, Allah istediği için mavidir. Bir de dünyanın aydınlık olması için mavidir. Çünkü akşam gökyüzü siyah, gündüz yağmur yağdığında gri , akşam yağmur yağdığında ise kırmızı olur.

Gülsüm Berra:

Gökyüzü, gökyüzü olduğu için mavidir çünkü mavi çok güzel.

Mehmet Akif:

Allah, farklı kalemlerle mavi boya yaptı. Hem de suyun rengini… Su olmazsa fakir kalırız.

Necip:

Hava da su olduğu için mavi… Pembe olmaz, başka renkler olsa karanlık olurdu. O yüzden mavi daha uygun.

Osman Said:

Tam mantıklı bir açıklama bulamıyorum neden yeşil, kırmızı değil de mavi ama gökyüzünün arka kısmının gözükmemesi için mavi olabilir…

Ah Bir Kalem Olsam
Ah Bir Kalem Olsam

Arkadaşlaar!
Kalemlerle aranız nasıl diye sorsam? Elimizden hiç düşürmediğimiz o kalemle yazıyor çiziyoruz! Bir düşünün bakalım, siz o kalemin yerinde olsanız neler çizerdiniz? Mikrofonumu arkadaşlarıma uzattım ve: “Kalem olsan, ne çizerdin?” diye sordum. İşte cevaplar:

Elif:
Annemi babamı yapardım dalgalar ve ağaçta çizerdim bir de papatya. Annem ve babam dalgalarla yüzüyorken.

Halime Yaren:
Kelebek resmi. Antenleri pembe renkli kanatlı…

Aras:
Üç katlı ev çizerdim, annem patates yemeği yaparken ama ketçaplı.

Gülnihal:
Annemi, babamı ve arkadaşlarımı… Herkesin el ele tutuşup ağaçların olduğu bir bahçe çizerdim.

Ebrar:
Kelebek ama nasıl bir kelebek olduğunu sorma onu bilmem artık, düşünemedim.

Dikkat Dikkat! Uzay Yolculuğuna Hazır mısın?
Dikkat Dikkat! Uzay Yolculuğuna Hazır mısın?

Sevgili can dostlarım!
Bu ay uzaya doğru yola çıkıyoruz! Peki, yolculuğa çıkarken yanımıza neler alırız?
Mikrofonumu arkadaşlarıma uzattım ve: “Uzaya çıkarken yanına neler alırsın?”
Diye sordum. İşte cevaplar:

Zeynep Sare Bozdemir:
İp: öteki eşyaları sıkmak için.
Su: orada belki su yoktur.
Kâğıt: eşyaları ip ile bağladıktan sonra sarmak için.

Ömer Özel:
Dünya’yı alırım yanıma yeter. Füzem de kırmızı olsun.

 

Abdullah Gündoğdu:
Yer çekimi alırdım yanıma rahat yürümek için.

Elif Korkmaz:
Yelek alırdım üşümemek için orası soğuk olur. Yiyecek alırdım. Muz, mandalina… Orada yiyecek olmaz çünkü.

Abdullah Özdemir:
Arkadaşlarımı alırım, onlarla birlikte gitmek daha eğlenceli olur. Roketi bir yere kondurur içinden çıkar uzaya bakarız. Sonra da döneriz.