Etiket: kitap

Kitap Krep
Kitap Krep

Mutfakta mini bir kütüphane oluşturmaya ne dersiniz? Kitapsever okuyuculara güzel bir tarifim var. Bu tarifle kitapları yalayıp yuttuğunuz gibi “Kitap krepleri” de iştahla yutacaksınız. Kahvaltılarımızın lezzeti olan krep lezzetine bir de bu tarifle bakalım.

Malzemeler:
• 2 yumurta
• 2 su bardağı süt
• Yarım su bardağı sıvı yağ
• 2 su bardağı un
• 1 tatlı kaşığı toz şeker
• 1 çay kaşığı tuz
• Yarım çay kaşığı karbonat
ya da kabartma tozu
• Kaşar peyniri

Derin bir karıştırma kabına yumurtaları kırıyoruz. İyice karıştırarak köpük köpük olmasını sağlıyoruz. Süt, sıvı yağ, tuz ve şekerimizi ekliyoruz. Son olarak da unu ve karbonat ya da kabartma tozumuzdan bir miktar ekliyoruz. Pürüzsüz bir hamur elde edene kadar çırpıyoruz. Akışkan bir hamur kıvamı elde etmeye çalışıyoruz. Eğer hamurumuz katı olmuşsa biraz süt ekleyerek akışkan hale getirebiliriz. Fazla sıvı olmuşsa o zaman da biraz un ekleyerek kıvamını almasını sağlayabiliriz. Bu püf noktaları da hallettikten sonra gelelim pişirme işlemine.

Bütün hamurumuzu bu şekilde pişirdikten sonra biraz soğumalarını bekleyelim. Soğuyan kreplerimizi dikdörtgen şeklinde keselim.
Kaşar peynirlerimizi de bu dikdörtgenlerin yarısı olacak boyutta keselim. Kestiğimiz kreplerin arasına kaşar peynirlerimizi koyup kapatalım. Kitap şeklini alan kreplerimizi tabağa dizelim.

Kreplerimizi yanmaz bir tavada pişireceksek tavaya yağ dökmemize gerek olmayacaktır. Yanmaz tava kullanmayacaksak her bir krepi yaparken biraz sıvı yağ kullanmamız iyi olacaktır. Tavamızı iyice ısıttığımızdan emin olalım. Daha sonra krep hamurumuzu çok ince olmayacak şekilde tavaya dökelim. Göz göz olana kadar pişirelim. Ocağın altını fazla açmayalım ki bir yandan göz göz olurken bir yandan da hamurumuz yanmasın. Altı pişen kreplerimizi çevirerek diğer tarafını da pişirelim.

Kitap kreplerin dik durmasını istiyorsak ortalarına kürdan batırıp ayakta durmalarını sağlayabiliriz. İşte bu kadar basit.

 

Haydi, mini kitaplığımızı oluşturalım. Yerken de kitaplarımızı okuyalım. Nasıl mı okuyacağız? “Zikir, Fikir, Şükürle” Bu nimetleri bize veren Allah’ı anarak güzel bir tefekkürî okuma gerçekleştirebiliriz.

Nurefşan Akkaya

 

 

Kitap okuyalım mı?
Kitap okuyalım mı?

1. sınıfın 2. dönemine bol bol hikâye kitabı okuyarak başladık. Sınıfımızda bir kütüphane oluşturduk. Okumanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu, okudukça daha iyi anlıyorum. Okula başladıktan sonra, oyun oynamaya daha az vaktim kaldı. Oyuncaklarımla oyun oynamayı da çok özledim.
Benim de aklıma şöyle bir fikir geldi. Hem oyun oynamanın hem de kitap okumanın bir yolunu buldum. Oyuncaklarımla oynarken onlara kitap okuyorum. Beni dinlediklerini hayal ediyorum. Bazen de okuduğum hikâyedeki karakterlerin her birini, bir oyuncağımın yerine koyup onları seslendiriyorum. Böyle oynarken bir gün, “Neden oyuncaklarıma da küçük kitaplar yapmıyorum ki?” dedim. Ve yaptım. Nasıl mı? Bunun için iki yol var. Evde artık okunmayan, işe yaramayan dergilerin zımbalı yerlerinden, oyuncak bebeğinizin boyutuna uygun minik kitaplar kesebilirsiniz.

Bunun dışında, kâğıtları küçük kesip, defter gibi katlayarak zımbalayabilirsiniz. Zımbalama konusunda büyüklerinizden
yardım almanızı tavsiye ederim. Okumak çok eğlenceli arkadaşlar. Oyun oynamamıza da engel değil.
Hepinize bol okumalı ve eğlenceli günler dilerim.
Hoşça kalın.

Lemanur Yükselten

Karakterimizi Değerlerle Buluşturuyoruz
Karakterimizi Değerlerle Buluşturuyoruz

Can Kardeş Yayınları hız kesmiyor. Mahsun serisinden sonra, Vız Vız Arı da kitaplaştırıldı.

23 yıl önce Can Kardeş Dergisi’nin sayfalarında uçmaya başlayan Vız Vız Arı, kitaplaştırılarak çocukların beğenisine sunuldu. Basımından sonra kitap fuarlarında da yerini alan Vız Vız Arı, çocukların ilgisini çekmiş görünüyor. Vız Vız Arı’nın hem yazarı ve hem de çizeri Demirhan Kadıoğlu’yla kısaca konuştuk.

Vız Vız Arı karakteri nasıl doğdu?

Karakterlerimin yaşının çoğu 30’un üzerinde… Vız Vız Arı istisna… Doğum tarihi; 1995… Yani 23 yaşında.
Bu gün çocuk okurlardan çok daha büyük bir yaş… Aslında bir firma yüzü olarak düşünmüştük. Ama olmadı ve Can Kardeş Dergisi’nin karakteri olarak sayfalarda yerini aldı.

Vız Vız Arı ile değerler eğitimini neden buluşturdunuz?

Değerler Eğitim setleri hep hikâye veya masal tarzında anlatılıyordu. Biz de sıra dışı olsun dedik ve “değerler eğitimi”ni çizgiyle buluşturduk. Hem çizgi hikâye tarzı Can Kardeş Yayınları’nda ikinci kez deneniyor. Biliyorsunuz daha önce Mahsun karakteriyle okurları buluşturduk.
Tam 10 kitap, iki set halinde çıkardık. Vız Vız Arı da 5 kitaptan oluşan bir set halinde yayınladık. Böylelikle çocuk yayınlarında değişik bir formül uygulamış olduk.

BAŞKA SÜRPRİZLER DE VAR

Vız Vız Arı setinin çocuklara eğitim konusunda nasıl bir katkı sağlayacak?

Her kitap içinde 6 tane konu var. Birinci kitap, arkadaşlarını anlatıyor. İkinci kitap, maceralarını… Üçüncüsü, ormandakileri, dördüncüsü fikir verirken, beşincisi ise nasıl çözüm ürettiğine dair başlıklar taşıyor. Her hikâye kendi içinde, dostluğu, doğru davranışı, yardımlaşmayı, doğa ve
hayvan sevgisini anlatıyor. Eğitim zaten bu temel değerler üzerine oturmuyor mu?

Can Kardeş Yayınları olarak bu tür kitapların devamı gelecek mi?

Can Kardeş Yayınları sezona hızlı girdi. Mahsun serisinden sonra, Hilal’in Dünyası ve şimdi de Vız Vız Arı… Şu ana kadar gelen daha birçok dosya var ve sıraya koyduk. Ancak değerli eğitimci Hayrunnisa Şen’in kaleminden çıkacak olan bir setimizin hazırlık aşamasında olduğunu söyleyebilirim. Bunun dışındaki dosyaları söylemeyeyim, sürpriz olsun. Diyorum ki, Can Kardeş Yayınları’nı okumaya ve takip etmeye devam edin.

Cemil Sait Demirdöğmez 

Bi’ Dünya Kitap
Bi’ Dünya Kitap

Kütüphaneye girdiğimde şu sloganları gördüm:
“Al götür, oku getir!”
“Kitaba dokunun, hayata dokunun!”
“Kitapsız büyüyen çocuk, susuz büyüyen
ağaca benzer.” (Çin Atasözü)
“Her devrin kitabı vardır.” (Arap Atasözü)
*
Kütüphane… Yani kitap/hane. Kitapların bulunduğu yer, mekân. Kütüphane kitaplardan oluşur. Kitapların bulunduğu yerler ise medeniyetin bir göstergesidir aslında. İslâm kültürünün en önemli halkalarından biri “yazma kitaplar”dan oluşuyordu. Evet, matbaa icat edilmeden önce, elle yazılan kitaplar vardı. Kitap öyle kolay yazılmıyor ve bunun için gerekli kâğıt, kamış, mürekkep gibi malzemeler gerekiyordu. Kitap aynı zamanda, dönemin medresede okutulan derslerine kaynaklık ettiği gibi, camilerdeki halkalarda okutulan eserler olarak kullanılıyordu. Bu kitapları okumak için  mukabele, sema, kıraat gibi teknikler öğretiliyordu. Yazma eserlere çok kıymet veriliyordu. Dönemin ilim merkezleri İslâm coğrafyasının da merkezi
sayılırdı. Yazma kitaplara ev sahipliği yapan Şam, Kahire, Bağdat, Buhara, Semerkant, Küfe, Bursa ve Mekke gibi şehirler Ortaçağ Batı dünyasının da ilgisini çekiyordu.
*

Batı dünyası kültürümüzü çaldı. Yüz binlerce eser kaçırıldı. Kimi eserler de yakıldı. İslâm dünyasını ayakta tutan kültürümüz târ ü mâr edildi. Batı, Ortaçağın karanlık dünyasından İslâm ülkelerinden çaldığı eserlerle Rönesans’ı başlattı. Bu yüzden kütüphanecilik, 15. yüzyılda matbaa makinesinin icadıyla hız kazandı. 18. yüzyılda Amerika ve İngiltere’de halk kütüphaneleri kuruldu. Bugün dünyanın en zengin kütüphanesi nerededir diye sorarsanız, Paris’i gösterirler. Bizde ise Cumhuriyet yönetimi ile başlamış, tüm il ve ilçelerimizde halk kütüphaneleri kurulmuştur.
Ancak ne yazık ki, milyonlarca el yazması kitaplarımız paçavra fiyatına Bulgaristan’a, Yunanistan’a veya Amerika Birleşik Devletleri’ne satılmış, arşivimiz sıfırlanmıştır.
*
Her türlü olumsuzlukları bir kenara bırakarak, biz tekrar kitap okumaya hız vermeli ve ilmimizi arttırmalı. Kütüphanelere mümkün olduğu kadar sahip çıkmalıyız. Bunun için en mükemmel kitaba yani Kur’ân-ı Kerim’e sahip çıkarak “marifet, ilim ve sanat”ımızı geliştirmeliyiz.

Merhaba
Merhaba

Yine birlikteyiz sevgili Can ve Canan kardeş;
Geçen sayımızda işlediğimiz “Keşfedilmeyen Sonsuzluk; Uzay” konumuz hayli ilgi gördü. Gerek sosyal medyadan gerekse bizzat bize teşekkürlerini ve tebriklerini ileten dostlarımız oldu. Asıl biz size teşekkür ediyoruz. Bu ilginin dip diri canlı kalmasını ve devam etmesini arzu ediyoruz.
*
Keşfedilmeyen bir dünya daha var ki, o da kitaplar. Kütüphaneler konusu sık sık gündeme geliyor, ama asıl konu gözden kaçırılıyor gibi.
Batı’nın sık sık övündüğü o Rönesans dönemi var ya, işte o devri başlatan aslında İslâm alimlerin yazdığı eserler. Ki, Ortaçağ, karanlık dünyasını İslâm coğrafyasından çaldığı kütüphanelerle aydınlattı. Renkli Düşünceler işte bu konuya parmak basıyor.
*
Arif babasının tavsiyesi üzerine kâinat kitabını okumaya çalışıyor. Ne dersin, Arif’le birlikte sen de bu kitabı okumaya var mısın?
Bilim-Teknik sayfamızda dijital kitap ve kütüphaneler konusu işleniyor.
Bir Fikrim Var sayfamız, kendi okurlarını buldu bile. Lemanur ilginç bir fikir daha ortaya atıyor, diyor ki, “Evde kitap okuyalım mı?” Fena fikir değil.
Hayvanlar Âlemi’nde ise dünyanın en hızlı atleti sayfalarımıza geliyor. Çita’nın ilginç serüvenini İrem Demir ablanız kaleme aldı.
*
Bu arada, Can Kardeş karakterlerinden ve yıllardır severek okuduğunuz Vız Vız Arı’nın kitabı çıktı. 5 kitaptan oluşan ilk set raflarda yerini aldı bile. Konuyla ilgili röportaj yine sayfalarımızda.
*
Gözlerindeki nur hiç sönmesin, Allah’a emanet ol.

Allah Bizi İmtihan İçin Yaratmış
Allah Bizi İmtihan İçin Yaratmış

Başarılı insanlar vardır. Onlar daima bizlere örnek olmuşlardır. Yazar ve yönetici Halis Kuralay da bunlardan biri. Kendisiyle başarılarını, hayata tutunuşunu ve mutluluğu konuştuk. Buyurun sohbetimize!

Bir insanın başarı kriteri neye bağlıdır?

Biliyor musunuz, bence başarı bencilce bir şey. “Başarılı olayım” cümlesi, benim dışımda herkesin önüne geçeyim demektir. Ben başarayım, başkaları başaramasın anlamına gelir. Hani Temel’e demişler: “Atletizm yarışmasında birinci olana altın madalya veriyorlarmış” diye. O da demiş ki: Madem öyleyse, gerisi niye koşuyor ki?” Bence başarılı olmak istisnaların içinde birinci olmak veya dereceye girmek değildir. Asıl başarı, insanın daha önce yapabildiğini geçmektir. Hem Peygamber Efendimiz de (asm) bence böyle isterdi. Hayatınızda hiç keşke dediniz mi?  Keşke dediğim zamanı pek de hatırlayamıyorum. Ben, hayatımda “keşke”ci hiç olmadım. “Allah Bizi İmtihan İçin Yaratmış” Bir gün bir otobüs durağında bekliyordum. Gözlerim görmediği için, gelen otobüslerin bilgisini durakta benim gibi bekleyenlerden alıyorum. Yanımdaki kişiye dedim ki: “Affedersiniz, Edirnekapı otobüsü gelince bana söyleyebilir misiniz?” Adam başladı ellerini çırpmaya. Bir taraftan da: “Ah be evladım, hay Allah, şimdi gitti.” Bunun üzerine ben: “Amca! Bu giden son otobüs müydü?” Deyince adam: “Yooo, hayır. Şimdi yine gelir,” dedi. “O zaman niye bu kadar üzülüyorsunuz? Ben bile üzülmüyorum,” demiştim. Üzülmek işe yarayacaksa, hep birlikte üzülelim. Halbuki üzülmek yerine, diğer otobüs gelene kadar, vaktimizi neyle değerlendireceğiz, onu düşünmek dahadoğru olur.

Kitap okumadan yazmak nasıl bir duygu?

Kitap okumadığımı da kim söyledi? Bir görme engelli olarak ben kitapları, yalnızca gözlerimle okumuyorum. Asıl olan kitabın içindeki bilgileri elde etmektir. Gözle okumak yalnızca bir yöntemdir. Benim yöntemim ise, kitapları birine okutmaktır. Veya sesli okunmuş kitapları dinlemektir. Nadiren de olsa, kabartma yazılı kitapları okumaktır. Ama kitap yazmak, hiç şüphesiz harika bir duygu.

Tecrübeli gören ile tecrübeli görmeyen arasındaki fark nedir?

Her konunun ayrı bir tecrübesi vardır. Meselâ, yemek yapmada tecrübeli bir kişinin yaptığı yemek, daha lezzetli olur. İstanbul’da tecrübeli bir kimse, bizi hem doğru yerlere, hem de kısa zamanda götürür. Doğuştan görme engelli olanlar, sonradan olanlara göre, şüphesiz daha tecrübelidir. İşte bu yüzdendir ki, insanlar görmeyenlerle empati yapalım diye gözlerini kapatırlar. Halbuki bunu yaparak, ancak tecrübesiz bir görmeyen ile empati yapmış olurlar.

Görenlerin göremediğini gördüğünüz oldu mu?

Görenlerin yapamadığı benim yapabildiğim o kadar çok şey var ki… Ben ilkokul 5. Sınıfta gözlerim görmeden ayakkabı boyacılığı yaptım. Evde ütü yapıyorum. Meselâ siz gözlerinizi kapayarak yürüyebilir, top oynayabilir, bisiklete binebilir misiniz? Ne dersiniz? Ama ben görmeden yapabiliyorum. Örnekleri çoğaltabiliriz. Görmemek önemli bir eksikliktir. Fakat başka yöntemlerle pekâlâ aşabilirsiniz. Görüntü, yalnızca bir özelliktir. Amacisimlerin
görüntüden başka şekilleri, kokuları, yumuşaklığı, sertliği gibi birçok özelliği vardır. Problemleri Allah, bizi imtihan etmek için yaratmıştır. Vazgeçmez, pes etmez, sabredersek, Rabbimiz istediğimize bizi ulaştırır.

KÜBRA ÖRNEK/İSTANBUL

TÜYAP’ta Can Kardeş Fırtınası
TÜYAP’ta Can Kardeş Fırtınası

36. Uluslararası Kitap Fuarı 4 Kasım’da kitap severlerin hizmetine açıldı.
Yeni Asya Medya Grubu içinde yer alan Can Kardeş Yayınları ilk kez TÜYAP’ta yerini aldı.
Çocuk yayınları arasında farkını ortaya koyan Can Kardeş Yayınları farklı kategori neşriyatı ile özellikle çocukların ilgisini çekti.

 

Can Kardeş Yayınları koordinatörü Demirhan Kadıoğlu fuardan hayli memnun olduğunu ve “Özellikle çocukların yayınlarımıza ilgi göstermesinin memnuniyet verici olduğunu” söyledi. Kadıoğlu sözlerine şöyle devam etti; “Her yaşta ihtiyaca cevap veren Can Kardeş Yayınları özellikle her kitap karşılığında kitap içine çizilen karikatür hediyesinden memnunlar. Bu onları hem şaşırtıyor hem de kitaplarına daha çok sahip çıkmalarını sağlıyor.”
Sözlerine, “Bugün çok ciddi yayınların bile çocuk neşriyatına yöneldiğini” söyleyen Kadıoğlu, “Çocuk yayıncılığı çok özel bir sektör, bu yüzden Can Kardeş Yayınları’nın misyonu yabana atılamaz” dedi. Veee… TÜYAP’ta finali Can Kardeş okurları belirledi.

Vız Vız Arı
Sevgili Can Kardeşim;
Sevgili Can Kardeşim;

Yine seninle birlikte olmanın sevincini yaşıyorum.
Dünya Engelliler Günü münasebetiyle dergimiz özel dosyalar hazırladı.

Bu dünya madem ahiretin bir tarlası, o halde burası bir imtihan yeridir diyebiliriz.
Bu yüzden, her insan aslında bir engelli adayıdır.
Bu yüzden, her engelli sıradan insanların sahip oldukları hak ve hürriyetin tamamına sahiptir, şu veya bu şekilde
iptal edilemez.
Bu yüzden, hasta ve engelli olmak bir imtihan ise, engelliliğe sabretmek de imtihanın parçasıdır.
*
Efendimizin (asm) bedeni kusurlu olan ve çölde yaşayan bir sahabesi varmış. Bir defasında Medine pazarında
yine satış yaparken, Peygamberimiz (asm) ona arkadan yanaşır ve şaka ile karışık şöyle buyurmuş:
“Bir kölem var, satıyorum, onu benden kim alır?”
Köle ise, “Ey Allah’ın elçisi beş para etmez sakat köleyi kim satın alır?”
Şaka o andan itibaren biter ve Peygamber Efendimiz bütün ciddiyetiyle; “Ya Zahir! And olsun ki, sen Allah’ın
katında değersiz değilsin tam aksine çok değerlisin” der.
Allah’ın elçisinin böylesine değer verdiği kullarından biri olmak ne güzel!
*
Geçen ay dolu dolu bir fuar süreci geçirdik.
Can Kardeş Dergisi ve yayınları olarak ilk kez, 36. TÜYAP Kitap Fuarı’na katılarak okurlarımızın karşısına çıktık.
Can Kardeş’e ilgi olduğu kadar yayınlarına da çok talep olduğunu gördük. Bu vesileyle yayınlarımızın artarak devam etmesini planlıyoruz.
Gayret bizden, Tevfik Allah’tan. Gözlerindeki nur hiç sönmesin,
Allah’a emanet ol.

Eğlenceli Test
Eğlenceli Test

1) İçinde bulunduğumuz ay ile hangi mevsimi bitirmiş oluyoruz?
a) İlkbahar b) Sonbahar c) Kış

2) Aşağıdakilerden hangisi çocuk haklarından biri değildir?
a) Kız-erkek her çocuğun eğitim hakkı vardır.
b) Her çocuk sağlıklı bir ortamda büyümelidir.
c) Çocuklar fabrikalarda çalışmalıdır.

3)“Başlatır heyece, ulaştırır yüceye. Bir sürü kızı-oğlu vardır. Bilgilerin hepsi ondadır.” Bilin bakalım bu bilmecenin cevabı nedir?
a) Baba b) Doktor c) Öğretmen

4) Günün en kısa kılınan namazı hangisidir?
a) Sabah namazı
b) Öğle namazı
c) Akşam namazı

5) Hesap makinesinin çok daha gelişmiş hali olan, parlak ekranlı aracın adı nedir?
a) Yazarkasa
b) Tepegöz
c) Bilgisayar

6) Mevlid Kandili adıyla kutladığımız günün özelliği nedir?
a) Peygamberimizin (asm)gökyüzüne çıkarılması
b) Peygamberimizin (asm) doğum günü
c) Peygamberimizin (asm) vefatı

7) Her gün yaşadığı olayları düzenli olarak yazan bir öğrenci ne tür bir yazı yazmış olur?
a) Kompozisyon
b) Şiir
c) Günlük (günce)

8) Günün en kısa kılınan namazı kaç rekâttır?
a) 2 b) 4 c) 8

9) Aşağıdakilerden hangisi karşılıklı iletişim kurduğumuz araçlardan değildir?
a) Telefon b) TV c) Bilgisayar

10) Bazen çok mutlu olur ve bize onca güzel şeyi veren Allah’ımıza teşekkür etme isteği duyarız. Böyle durumlarda hangi kelimeyi kullanmalıyız?
a) Şükürler olsun b) Teşekkürler c) Sağ ol

11) Asıl zenginliği -hiç bitmeyecek olanı tanımlayan durum hangisidir?
a) Cebinde çok parası olmak
b) Az harcayan olmak
c) Kanaatkâr olmak

12) Dünyaya dışarıdan bakacak olsak, üzerinde en çok hangi rengin hâkim olduğunu görürüz?
a) Sarı b) Mavi c) Toprak rengi

13) Hangisi anne-babamıza karşı sergilediğimiz doğru bir davranış değildir?
a) Her gün para istemek
b) İşlerde yardımcı olmak
c) Edeple konuşmak

14) Hangisi TV-tablet izlemekle ilgili doğru olandır?
a) İstediğimiz her programı izleriz.
b) Gece veya gündüz canımız istedikçe izleriz.
c) Yapılacak görevlerimiz bitince uzak mesafeden izleyebiliriz.

15) Bir öğrencinin okulla ilgili görevlerinden biri olmayan, aşağıdaki şıklardan hangisidir?
a) Derse vaktinde gitmek
b) Sınav sorusu hazırlamak
c) Konuşmayarak dersi dikkatli dinlemek

16) “Allah (cc) beni bir …………. olarak göndermiştir.” hadisindeki noktalı yeri doğru olarak doldurun.
a) Muallim(öğretmen)
b) Doktor
c) Tüccar

17) Hz. Ali’ye atfedilen “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü, bize en çok aşağıdakilerden
hangisine saygı duymamız gerektiğini hatırlatır?
a) Komşuya
b) Öğretmenimize
c) Anne-babaya

18) Geçen yıldan yarım deste kalemi kalan bir öğrenciye, bu yıl da bir düzine kalem hediye gelmiştir. Bu yıl için kaç kalemi
olmuştur?
a) 17 b) 24 c) 18

19) Aşağıdakilerden hangisini yaparsak, kitap okumamızı hızlandırmaya yardımcı olmuş oluruz?
a) TV izlersek
b) Hikâye okursak
c) Kitapların resimlerini incelersek

20) Namaz kılarken bazı rekâtlarda Fatiha suresinden önce okunan duanın adı nedir?
a) Kevser b) Subhaneke c) Tahıyyat

TESTİN ÇÖZÜMÜ: 1-B, 2-C, 3-C, 4-A, 5-C, 6-B, 7-C, 8-B, 9-B,
10-A, 11-C, 12-B, 13-A, 14-C, 15-B, 16-A, 17-B, 18-A, 19-B, 20-B