Etiket: #kış

Kar Küresi Yapalım
Kar Küresi Yapalım

Merhaba sevgili minik dostlarım nasılsınız? Kış mevsiminin en güzel yanı bembeyaz karın yağışını izlemek ve kar topu oynamak değil mi? Ben de düşündüm ki evde bir kar konsepti hazırlayalım ve baktıkça içimiz açılsın. Haydi, o zaman kollar sıvansın:

Malzemeler
Dekoratif cam fanus
De koratif biblolar (Çam
ağacı, h ay vanlar)
Strafor
Rende
Simli uhu
Ufak keçe

1) Dekoratif cam fanusumuzu ve fanusta kullanacağımız dekor minik biblolarımızı masamıza alalım.

2) Ben evde bulunan saksılı minik ağaç biblomun saksısını çıkardım. En altına 2 adet  yapıştırdım. Siz de evden uygun bir ağaç biblosu bulabilir ya da satın alabilirsiniz. Daha sonra altın sarısı simli yapıştırıcı ile ağacımızın uçlarına parıltı katalım.

3) Yeteri kadar straforu rende ile rendeleyelim ve fanusumuzun içine yerleştirelim.

4) Simli ağacımızı fanusun içine yerleştirelim ve alt kısmını gözükmeyecek şekilde karlara gömelim.

5) Son olarak sincabımızı da ağacın önüne yerleştirelim.

6) Bir miktar straforu da çam ağacımızın üzerine serpiştirip kar yağmış görüntüsü elde edelim. İşte kar küremiz hazır! Çok şirin oldu baktıkça mutlu
oluyorum haydi, siz de bu mutluluğa ortak olun… Sulu kar küresi yapmak isterseniz de bu objeleri ağzı sıkı kapanan bir kavanoza ters çevirip kapağına yapıştırıyorsunuz. Birkaç damla gliserin ve simle sulu bir kar küresi yapabiliyorsunuz. Bir daha ki aya kadar mutlu ve merakta kalın.

Vız Vız Arı
Ağaçlar Yapraklarını Neden Döker?
Ağaçlar Yapraklarını Neden Döker?

Meraklı sevgili Can Kardeşler! Bu yazımız da sizlerle, sonbahar ve kış mevsimi gelince ağaçların yapraklarını dökmelerini inceleyeceğiz.

Aslında bu olay Kâinatın yaratıcısı, Allah’ın koymuş olduğu kanunlardan başka bir şey değildir. Sonbahar ve kış aylarında, gündüzler daha kısadır. Ağaçlardaki yapraklar daha az ışık depolar. Soğuk hava toprağı dondurur ve bu yüzden ağaç, topraktaki suyu çekmekte zorlanır. Yapraklara çok fazla su gerektiğinden, ağaç tasarruf etmek için yapraklarının bir kısmını döker. İlkbahar ve yaz aylarında yapraklar ağaçlara besin sağlar. Sonbahar güneş ışığı azaldığından görevlerini yapamazlar. Ağaç da, bu zamana kadar yeterli besini depolamıştır. Artık ağaçlar için kış uykusuna yatmanın zamanı gelmiştir.

Ağaçlar, kış uykusundan önce yaprak saplarının dip kısmında su geçirmeye yarayan küçük delikleri kapatır. Kapanmadan dolayı yaprak saplarında küçücük mantarlar oluşur. Bu mantarlar yaprağı iter ve yere düşmesine sebep olur. Gölgesinden faydalandığımız, meyvesinden yediğimiz, daha birçok faydası olan ağacın bize vermiş olduğu derslerde var. İlkbaharda dallarının çiçeklenmesi, meyve vermesi, yapraklarının yeşillenmesi, yaratıcının dirilmeye ve kış mevsiminde yaprakların dökülmesi de öldürmeye muktedir olan Allah’ı hatırlatıyor ve bizi bol bol düşünceye sevk ediyor.

Hoşça kalın Can Kardeşler!

MELEK DOKUMACI

Şşştt!!! Sessiz Olun, Canlılar Kış Uykusunda!
Şşştt!!! Sessiz Olun, Canlılar Kış Uykusunda!

Şşştt! Sessiz olun arkadaşlar! Burada uyuyanlar var!
-Aa, neden ve kimler uyuyor ki?
Bilmem, bunu araştırabiliriz. Haydi, gel biraz belgesel izleyelim. Ne dersin?
-Bence bu hayvanlar kış uykusuna yatmış.
Kış uykusu mu, o da ne? Yani, sadece kış mevsiminde mi uyuyorlar?
Bak, şimdi daha çok merak ettim. Hadi bir an önce televizyonu açalım.
Hem, öğrendiğimiz bu bilgileri arkadaşlarımızla paylaşırız.
-Çok güzel bir fikir!
Dikkatle izleyelim…
Bak, görüyor musun?
Diyor ki; hayvanlar, hayatını daha sağlıklı bir şekilde devam ettirmek için kış uykusuna yatar.

-Peki, kış uykusuna yatan hayvanlar hangileri?
Televizyon sanki sesini duydu! Şimdi gösteriyorlar. Dikkatlice takip edelim.
-Sevimli ayılar, minik kurbağalar, dev köpekbalıkları, radar yarasalar, yılanlar, kemirgen hayvanlar hatta kaplumbağalar bile kış uykusuna yatarmış.
Sen de benim gibi şaşırdın mı? Dur dur! Bak bu konu hakkında bilgi veriyorlar.

UYKUCU AYILAR

Demek ayılar kış uykusuna yatıyormuş, baksana bebek gibi uyuyorlar!
Aa, aldıkları kiloları kışın uykusunda yakıyor, vücutlarındaki yağları da proteine çeviriyorlar.
-Peki, ayılar ne kadar süre kış uykusunda yatar? Türlerine göre değişiyormuş. Ama en fazla 7 ay uykuda kalıyorlar.

İRİ GÖZLÜ UYKUCU; KURBAĞALAR

-İnanmıyorum, kurbağalar da mı kış uykusuna yatıyor?!
Dahası; kurbağalar uyurken kalbi durur, nefes alıp veremez… Vücudundaki suyun çoğunluğu buza döner. Kurbağa, adeta taş gibidir; matlaşır, vücudu katılaşır. Ancak iç organları donmadan muhafaza edilir. Sinir sistemi iptal olduğu için oksijen dahi alamaz. Mevsim sonrası ancak buzlar erirse, kalbi atmaya başlar ve normal hayatına dönebilir. Adeta geçici bir ölüm yaşar ve sonra tekrar hayata merhaba der. Acaba bu bize neyi hatırlatır?

OKYANUSTA KIŞ UYKUSU

-Nasıl olur? Hiç köpek balığı kış uykuna yatar mı?
Okyanuslarda gördüğümüz köpek balıkları suyun soğumasından dolayı pek fazla yiyecek bulamayınca, okyanusların derinliklerinde uyuyorlarmış.

BİLGE UYKUCU: KAPLUMBAĞALAR

Gelelim kaplumbağaya;
Kaplumbağaların da çoğu kış uykusuna yatmaktadır. Hatta evde beslenen su kaplumbağaları da bu grubun içerisinde yer almaktadır.
Birçok kişinin evde beslediği su kaplumbağasını kışın öldü diye gömdüğü bilinmektedir.

CANLILAR KENDİNİ ŞARJ EDİYOR

Kimler var diye merak ettiğimizde, böcekler, yarasalar, yılanlar ve hatta kemirgenler de kış uykusuna yatar.
Yani, kış uykusuna yatan uykucu hayvanların yanı sıra, ağaçlar, bitkiler de nasipleniyor. Adeta birçok canlı kendini “şarj” ediyor diyebiliriz. Yani güç
toparlıyorlar. Her canlı Allah’ın çizmiş olduğu sınırlar içinde geçici bir ölüm yaşıyor, ardından yeni bir başlangıçla baharda gözlerini açıyor.
Bu da bize yeni bir hayatın var olduğunu apaçık göstermiyor mu arkadaşlar?

Uçan Çocuk
Uçan Çocuk
Her uyanış, yeni bir diriliş!
Her uyanış, yeni bir diriliş!

Arif son zamanlarda babasının dilinden, bir duayı sıkça duyar olmuştu. Babası her sabah şöyle mırıldanıyordu:
“Allahümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n-nüşûr.” O sabah Arif, merakla babasına sordu:
“Babacığım, okuduğun dua ne anlama geliyor?”
Babası da:
“Peygamberimiz (asm) her sabah uyandığında bu sözleri söylermiş güzel oğlum. Kısa bir manası şu: ‘Allah’ım! Her sabah Senin izninle uyanır ve yine Senin yardımınla akşama kavuşuruz. Senin izninle dirilir (hayat bulur) ve yine Senin dilemenle ölürüz. Hepimiz bir gün Senin huzurunda toplanacağız.'”
Bu sözler, Arif’in çokça dikkatini çekmişti.
“Demek ki Peygamberimiz (asm) her sabah böyle diyormuş” dedi içinden.
“O halde babacığım, sen de Peygamberimiz (asm) gibi yapıyorsun yani. Ne güzel!”
“Evet yavrum. Bu duayı, sen de okuyabilirsin. Hem Peygamber Efendimizin (asm) sünnetine uymuş olacağın için çok sevap kazanırsın.”
Bu teklif, Arif’in aklına yatmıştı. Hemen duayı ezberlemeye koyuldu. Bir yandan kelimeleri tekrar ediyor, bir yandan da duanın manasını düşünüyordu.
“Allah’ım! Her sabah Senin izninle uyanırız” demişti babası ilk cümlede.
Özellikle bu kısım, onu çok düşündürmüştü. Babasına sormadan edemedi:
“Babacığım, biz her sabah Allah’ın izniyle mi uyanıyoruz yani?”
Arif’in çok meraklı olduğunu ve ince düşündüğünü bilen babası, bu soruyu bekliyordu ondan. Tebessüm ederek şöyle cevap verdi:
“Evet güzel yavrum, sadece uyanmamız değil, aslında her şey Allah’ın izniyle olur. Yani, her şeyi Allah yarattığı gibi, her şeyin kontrolü de O’ndadır. Allah izin vermese, bir yaprak bile kımıldamaz. Dolayısıyla uykuya dalmamız Allah’ın izniyle olduğu gibi, uyanmamız da yine Allah’ın izin ve yardımıyla gerçekleşir.”
“O halde, Allah izin vermese, uyanamayız; ya da Allah isterse, bizi daha fazla uyutabilir yani” dedi Arif.
“Aynen öyle yavrum. Tıpkı Allah’ın, Ashab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları) olarak bilinen 7 kişiyi, köpekleriyle birlikte bir mağarada 309 sene uyutması gibi…”
Arif, bunu duyunca çok şaşırmıştı. “Nasıl yani? Allah, 309 sene nasıl uyutmuş ki onları?”
“Allah isterse, oluyor işte oğlum. Bu hâdise, bize Kur’ân’da Kehf Suresi’nde anlatılır. Allah’a inanan yedi genç, o zamanın kötü bir kralından kaçarak bir mağaraya sığınmışlar. Allah da onları orada uyutarak, taa 309 sene sonra uyandırmış.”
“Sanki yeniden dirilmişler babacığım!”
“Evet, adeta yeniden dirilmişler!”
Arif, duyduklarına önce çok şaşırsa da, bu hali fazla uzun sürmedi.
O an aklına, Allah’ın her yıl aylarca uyuttuğu canlılar geldi. “Babacığım, Ashab-ı Kehf ve köpekleri 309 sene uyumuş. O kadar olmasa bile, kış mevsiminde aylarca uyuyup ilkbaharda uyanan canlılar da var. Onlar da ilkbaharda adeta yeniden diriliyorlar, değil mi?”
Babası, onun bu düşüncesine hayran kaldı. “Harika bir çıkarım! Aferin yavrum sana. İşte Allah, dilediği canlıyı, dilediği kadar uyutabilir. İsterse saatlerce, isterse aylarca, hatta yüzyıllarca…”
Arif, bugün de çok şeyler öğrenmişti. Bu sebeple çok mutluydu. Şimdi Peygamberimizin (asm) her sabah okuduğu o duayı daha iyi anlıyordu: “Allah’ım! Her sabah Senin izninle uyanırız… Ve yine (her sabah) Senin izninle dirilir, hayat buluruz…”
Evet; her uyanış, yeni bir dirilişti!