Etiket: hoca

Ya Tutarsa?
Ya Tutarsa?

Sevgili arkadaşlar,
Yaz tatiliniz nasıl geçiyor? Ben, kardeşim ve arkadaşlarımla oyunlar oynuyorum. Hikâye kitapları ve çocuk dergileri okumayı çok seviyorum. Bazen resim defterimi ve boya kalemlerimi alıp bahçeye çıkıyorum. Bahçede gördüğüm çiçeklerin, kuşların resmini çiziyorum.
Bazen de bahçede arkadaşlarımla oturup birbirimize masal ve fıkra anlatıyoruz.
Fıkra demişken… Annelerimizin nasıl yoğurt yaptığını bilirsiniz. Hani, bir tencere ılık süte, iki üç kaşık yoğurt karıştırılır ya… İşte bu işleme “yoğurt çalma” ya da “yoğurt mayalama” denir. İşte Nasreddin Hoca’nın da bir “Göle yoğurt çalma” fıkrası burdan gelmektedir ve gelin bunu size anlatayım:
Bir gün Nasreddin Hoca, Akşehir Gölü’nün kenarında oturmuş. Acıktığını hissedince, heybesinden çıkardığı ekmeği ile yoğurdunu yemiş. Kendi kendine, “Şu yoğurt kabımı da gölde yıkayayım da öyle koyayım heybeme” demiş.

Göl kenarında yoğurt kabını yıkarken oradan geçmekte olan komşusu:
“Hayırdır Hocam ne yapıyorsunuz?” demiş.
Hoca gülerek:
“Görmüyor musun? Göle yoğurt çalıyorum.” demiş.
“Hiç olur mu Hocam? Gölde yoğurt tutar mı?” demiş.
Nasreddin Hoca da cevap vermiş:
“Ya tutarsa…”

Lemanur Yükselten

NASREDDİN HOCA “Parayı Veren Düdüğü Çalar”
Arkadaşım Eşek!
Arkadaşım Eşek!

Aa-İii!!
Aa-İii!!
Bu benim sana “Merhaba” deme şeklim!
Duydum ki, Can Kardeş Dergin bu sayısında Nasreddin Hoca’dan bahsediyormuş. Ben de durur muyum? Hemen İrem ablama beni yazması için ricada bulundum. Bu yüzden sayfalarınıza konuk oldum. Nasreddin Hoca deyince, hep eşeği ile ilgili fıkralar aklımıza gelir. Sahi, Nasreddin Hoca, neden eşeğe ters binermiş? Merak ettim şimdi, eğer öğrenirsen, bana da yazar mısın?

Haydi, biraz kendimden bahsedeyim. Bak, benim kocaman ve upuzun kulaklarım var! Seni ve tabiattaki tüm sesleri çok iyi duyar, algılarım. Dünyada en güzel gözlerin, bana ait olduğunu biliyor muydun? Siyah ve sık kirpikli iri gözlerimle çok iyi görebiliyorum. Şarkılarda ve çizgi filmlerde beni başrollerde görüyorsun. Bunun sebebi; galiba sevimli olmam. Sence de öyle mi? Sevimli olduğum kadar çok duygusalım. Sahibimle bağ kurmayı severim. Eğer beni küçüklüğümden beri yetiştiren bir sahibim olursa, onu daha kuvvetli bir bağla severim. Sevimli, duygusal olduğum kadar bir özelliğim daha var ki, masallarda hep konu olur. İnatçılığım! Eğer bana kötü davranan ve zorla iş yaptırmak isteyen olursa, inat eder ve o işi asla yapmam. Yine de uysallığımız ve evcil yanımız kuvvetli olduğundan siz insanlar benimle iş yapmayı tercih ediyor. Çünkü güvenilir ve en sadık hayvan olarak tanınıyoruz.

SEVİMLİ, DUYGUSAL, SADIK VE İNATÇIYIM!

Peki, nasıl beslenirim? Otçul hayvanlarız. Çoğumuz evcil olduğu için buğday, arpa, saman ve yem ile besleniriz.Yabani olan türlerimiz ise, tabiatta buldukları tüm yeşilliklerle karınlarını doyurabilirler. Evcil olanlarımız, siz insanların yediği yeşilliklerle de beslenebiliyor. Peki, bunlar arasında en sevdiğim yiyecekler ne biliyor musun? Kavun ve karpuz gibi meyveler tabii ki…

SIPA VE EŞEK ARASINDAKİ FARK NE?

Bizim yavrumuza “Sıpa” deniyor.Siz de bunu kendi aranızda sevimli ve tatlı anlamında kullanıyormuşsunuz. Bazen büyükler yaramaz çocuklara “Seni sıpa!!!” derlermiş. Kimse alınmazmış. Ama “Seni eşek!!!” deyince insanlar niye alınıyor? Eh bu çelişkiye biraz gülüyorum. Binek hayvanı ata göre daha ağır ve kilolu sayılırım. Eh galiba keyfimize biraz düşkün olduğumuzdandır. Ama attan daha güçlü olduğumu ispat edebilirim. Atın kaldıramadığı yükleri, ben sırtlayıp dere tepe düz giderim.

Kavun ve Karpuza Bayılırım!

Peki, nasıl beslenirim? Otçul hayvanlarız. Çoğumuz evcil olduğu için buğday, arpa, saman ve yem ile besleniriz. Yabani olan türlerimiz ise, tabiatta
buldukları tüm yeşilliklerle karınlarını doyurabilirler. Evcil olanlarımız, siz insanların yediği yeşilliklerle de beslenebiliyor. Peki, bunlar arasında en sevdiğim yiyecekler ne biliyor musun? Kavun ve karpuz gibi meyveler tabii ki…

ARKADAŞIM EŞEEEK!
Seninle sohbet etmek çok keyifliydi! Beni dinlediğin için sana teşekkür ederim. Sohbetimi Barış Manço’nun “Arkadaşım Eşek” şarkısıyla bitirmek istiyorum. Bana eşlik eder misin?

Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli,
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli,
Hiç haber göndermedin o günden beri,
Yoksa bana küstün mü, unuttun mu beni?
Dün yine seni andım gözlerim doldu,
O tatlı günlerimiz bir anı oldu,
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek,
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek.
Arkadaşım EŞ, arkadaşım ŞEK, arkadaşım EŞEK!

O, herkesi güldürdü
O, herkesi güldürdü

Nükte ve fıkraları ile hayatımıza yön veren güldürü ustası Nasreddin Hoca’yı anlatmamı ister misiniz?

Nasreddin Hoca, Türk edebiyatının ve geleneğinin en önemli mizah ustası ve aynı zamanda bilge isimlerinden biridir. İyi bir eğitim almış, imamlık, müftülük, öğretmenlik ve kadılık yapmış… Sivrihisar’da doğan ve Akşehir’de vefat eden Hoca, farklı üsluptaki mizahı ile halkın dilinde yaşamaya devam etmektedir.
* * *
Nasreddin Hoca, Anadolu insanını çok iyi bilen, toplum yapısını her yönü ile çok iyi tanıyan biriydi. Komşuluk, dostluk ve iş ilişkilerinde gördüğü aksaklıkları kendine has bir dil ile ifade edip, insanlara ders verecek şekilde latifeler (şaka) ile birleştirmiştir.
* * *

Nasreddin Hoca, acaba eşeğe niye ters binmiştir, merak edeniniz var mı?
Derler ki;
Hoca, bir Cuma namazı çıkışı bir grup insanla birlikte eve doğru gider. Hoca eşeğe bindiği için kalabalık hocanın arkasında kalmıştır. Hoca eşeği durdurur. İner ve yüzü insanlara dönük olarak eşeğe tekrar biner. Bunu görenler sebebini sorar. Hoca şöyle der:
“Siz önden gitseniz bana arkanızı dönmüş olursunuz ki hiç yakışık almaz. Yok, ben önden gitsem, bu kez de ben size, arkamı dönmüş olacağım. Ki, bu da ayıp olur. Oysa gördüğünüz gibi eşeğe ters binince ben önden siz arkadan gitmiş oluyorsunuz.
Böylece yüz yüze oluyoruz.”
Görüldüğü gibi rahmetli Hoca, komik gibi bir görüntü verse de kalabalığa karşı asla saygısını bozmazdı.
Nur içinde yat!

Merhaba
Merhaba

Can kardeşim;
Yaz tatilin nasıl geçiyor?
Bana sorarsan, çalışarak geçiyor. Çünkü Can Kardeş ekibi dur durak bilmeden senin için dergi çıkarmaya devam ediyor.
Ekibimiz yaz-kış demeden bütün sayfaları özenle hazırlıyor. Senin için daha iyi bir dergi çıkarma gayreti içinde…
E tabii ki, sen de boş durmuyor, dergine sahip çıkmak için memleketinde veya köyünde alıyor, okuyorsun. İçinde bilgi, eğlence, çizgi roman, masal ve hikâyelerle bezenmiş bu dergine sahip çıkıyorsun.
Çünkü Can Kardeş, senin için çıkıyor ve sahiplenmen çok normal. Yalnız boş durmak yok. Arkadaşlarına dergini oku, okut. Hatta diyorum ki, her Can Kardeş okuyucusu, aynı zamanda gönüllü bir çalışanıdır. Abone bulabildiğiniz her kardeş, bizim için ailenin yeni bir ferdi demektir.
Bu sayımızda, derginin sayfalarına yıllardır bizi güldüren ve her fıkrasını sanki ilk kez duyuyormuş gibi tebessüm ettiren Nasreddin Hoca’yı konuk ediyoruz.
Dünyanın da saygın biri olarak kabul ettiği Nasreddin Hoca’yı kalemimiz döndüğünce sizlere anlatmaya çalışacağız.
Usta Ressam Murat Sevinç, ilk kez Can Kardeş için Nasreddin Hoca’nın fıkralarını iki sayfalık çizgi roman haline getirdi ve çizdi.
Nasreddin Hoca’nın eşeği olur da, Hayvanlar Âlemi’nin bu sayısında konuk olmaz mı? Eşeğin gizemli dünyasını bu sayfalarımızda bulacaksın.
Minik yazarımız Lemanur, merhum Hoca’nın bir fıkrasını sizlere aktarıyor. Renkli Düşünceler’de Nasreddin Hoca ile ilgili ilginç bir anekdot aktarılıyor.
Can Kardeş’in tüm sayfalarını anlatmayayım. En iyisi sayfaları çevirmeye devam et ve düşüncelerini benimle paylaş, olur mu?
Gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah’a emanet olun.