Etiket: #cankardeş

Nerede Bu İnsanlar?
Nerede Bu İnsanlar?

Hayvanlar âleminde neşe içinde bir gün başlamıştı. Güneş denizin yüzeyinde parıltılar oluştururken balina ailesi dans ederek kıyılara kadar yüzme yarışı yapıyordu. Diğer küçük balıkların kimi onlara eşlik ediyor, kimi de zıplayarak onları selamlıyordu. Çok mutluydular. Çünkü, insanlar evlere kapandığından beri, çöplerini atarak onların yaşadığı alanı kirletenler yoktu. Motor sesleriyle ve attıkları balık ağlarıyla, oltalarla onları korkutan da yoktu. Doğrusu çok rahat etmişlerdi. “Baba, biz insanlara hiçbir şey yapmıyoruz ama onlar bizi hep rahatsız etti. İnsanlar kötü mü?” dedi küçük balina. “Hayır evlat, hepsi aynı değil.” dedi babası. Bu sırada havada uçan martı ailesi onları duydu. Anne martı denizin yüzeyine kadar yaklaşarak, “Hepsi çöp atmıyor, aralarında bize simit ve ekmek atıp bizi doyuranlar var. Şimdi onlar da yok, yiyecek arıyoruz yavrularımla.” dedi.

Hem martılar, hem de balıklar hepsi denizin kıyısında toplanmışlardı. Güvercinler, serçeler ve bütün kuşlar da onların yanına yaklaşmışlardı. İnsanların nerede olduğunu konuşup tartışıyorlardı. Normalde deniz kenarı insanlarla dolu olurdu. Fakat hiç kimse yoktu. Her şeyi herkesten önce duyan kuşlar konuşmaya başladı: “Salgın bir hastalıktan dolayı insanlar dışarı çıkamaz olmuşlar. Bu hastalığa yakalanmamak için evlerinde kalıyorlar.”

Bu arada leylek sürüsü de gelmişti. Onlar da hem dinlenmek hem de biraz sohbet etmek için orada konakladılar.

Çok uzaklardan geldikleri belliydi. Yaşlı olan leylek: “Biliyor musunuz? Dünyanın neredeyse her yeri böyle, bu salgın hastalık sadece burada değil, başka ülkelerde de var.” Hepsi üzülmüştü insanların hâline. “O kadar da üzülmeyin, biraz da biz rahat edelim şu dünyada” dedi yengeç. serçe de yengeçle aynı fikirde olduğunu söyledi. Deniz kıyısın- dan geçen sokak kedileri onlara: “Öyle demeyin, insanların çok iyi olanları var, bize mama, süt, su veriyorlar. Biz de onlar gibi iyi insanlar olduğu için Allah’a şükrediyoruz ve onlara dua ediyoruz” dediler. Çöpleri karıştırarak yiyecek arayan kedilere üzülerek baktı balıklar. Baba balina: “Hiçbiriniz üzülmeyin, Allah her canlının rızkını muhakkak verir.”

O sırada bir kamyonet yaklaştı. Balıklar ürküp denizin içine doğru saklandılar. Kamyonetten resmî görevli oldukları anlaşılan insanlar indi. Kamyonetin kasasından hayvanlar için yiyecekler çıkardılar. Kedi ve köpek mamaları, kuş yemleri ve ekmekler vardı. Hayvanlar sevinç içinde toplandılar. Kediler, köpekler kısa zamanda arkadaşlarını da çağırdı. Kuşlar da birbirlerine haber verdiler.

“Bizi düşünen iyi insanlar varmış” dediler neşe içinde. O insanlar tüm kuşlara yem attı, tüm martılara ekmek dağıttı. Kediler için kaplara kedi mamaları, süt ve su koydular. Köpekler için de köpek mamaları, kemik ve su bıraktılar. Sonra kamyonete binip onlara el sallayarak uzaklaştılar. İnsanlar hakkında olumsuz düşünceleri olan hayvanlar mahcup olmuşlardı.

 

 

Mehtap Yıldırım Yükselten

Rengarenk Neşeli Baloncuklar
Rengarenk Neşeli Baloncuklar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Merhaba Sevgili Cankardeşlerim. Bu ayki etkinliğimiz evde hemen patlamayan, dayanıklı baloncuklar yapmak. Bunun için çok gizli bir tarifim var ama sanırım sizinle paylaşabilirim.

1) İlk olarak rengarenk pipetlerimizi, makasımızı ve hızlı yapıştırıcımızı masamıza alıyoruz.

2) Pipetleri fotoğraftaki gibi aynı boylarda kesiyoruz.

3) Mavi pipetin uç kısmını zımbayla zımbalıyoruz. Etrafına pipetleri yapıştırıcıyla yapıştırıyoruz. Bu aşamada istediğiniz bir şekli oluşturabilirsiniz.

4) Daha sonra bir kavanoza üç ölçek su, bir ölçek gliserin ve bir ölçek de bulaşık deterjanı koyup iyice karıştırıyoruz.

5) Evet gizli sırrım gliserindi arkadaşlar! Baloncuklar öyle dayanıklı oluyor ki yere düşse bile bir süre patlamıyor. Hatta üflediğiniz onlarca baloncuğu avucunuza alabiliyorsunuz yine patlamıyor. Sizee iyi eğlenceler, rengarenk baloncuklar ve bol gülücükler dilerimm. 😉 Bir dahaki aya kadar merakta kalın dostlarım…

Arkadaşlar siz de yaptığınız faaliyetlerin fotoğraflarını çekip bize gönderin, yayınlayalım.

E-Mail: cankardeseditor@gmail.com

Uçan Çocuk
Allah Temiz Olanları Sever
Allah Temiz Olanları Sever

Dinimizin ilk emri olan “Oku!” emrinden sonra temizlikle ilgili bir emir gelmişti. Cenab-ı Hak, Müddessir Suresi’nin ilk beş ayetinde Peygamber Efendimize (asm) şöyle sesleni- yordu:

“Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar. Rabbini yücelt. Elbiseni temiz tut. Her türlü pislikten uzak dur.”

Yine Allah, Kur’ân-ı Kerim’de “Allah çok tövbe edenleri ve çok temizlenenleri sever.” buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz de “Temizlik imandandır.” buyuruyordu.

Son günlerde evde çokça konuşulan konulardan biri idi temizlik.

Arif, dünya genelinde yaşanan virüs salgını sebebiyle herkes gibi eve kapalı kalmıştı. Anne ve babası, zorunlu ihtiyaçlar dışında dışarıya çıkmıyorlardı.

Arif bu süreçte çok şey öğrenmişti. Temizlik ve sağlığın önemini daha iyi kavramıştı.

Peygamber Efendimizin 1400 sene önce temizlikle ilgili yaptığı uyarılara günümüz insanlarının gerçek- ten çok büyük ihtiyacı vardı.

Arif, her yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı zaten. Bunun aynı zamanda bir Peygamber sünneti olduğunu da biliyordu.

Peygamber Efendimiz ağız temizliğine de çok önem vermişti. Ümmetine her namazdan önce dişleri misvaklamayı tavsiye etmişti. Arif, babasının kendisine aldığı misvakla dişlerini her gün fırçalardı.

Beş vakit namaz için abdest almanın da kişisel temizlik ve sağlık açısından büyük hikmetleri vardı. Arif her namaz için ayrı bir abdest almaya gayret ederdi. Tek bir abdestle birkaç namaz da kılabilirdi elbette. Ama temizliğin daha fazla önem kazandığı bu salgın günlerinde her namaz için abdest almayı alışkanlık haline getirmişti.

Dinimizde maddî temizlik kadar, manevî temizlik de önemliydi. Meselâ Peygamber Efendimiz bir keresinde ashabına şöyle bir soru sormuştu:

“Kapınızın önünden bir nehir aksa ve siz de her gün beş defa o nehre girip yıkansanız, üzerinizde bir kir kalır mı?”

“Hayır, kalmaz ya Resûlallah!” demişlerdi.

Bunun üzerine Peygamberimiz de “İşte beş vakit namaz da böyledir. Sizler beş vakit namaz kıldığınızda, Allah hatalarınızı siler, tertemiz olursunuz” buyurmuştu.

Arif bir hata veya kötülük yapılırsa Allah’a tevbe etmek gerektiğini biliyordu. Yani Allah’tan af dilemeli idi. Zaten Allah da affetmeyi ve “çok tevbe edenleri ve çok temizlenenleri” severdi.

Arif bütün bunları düşündüğünde İslâmın tam bir temizlik ve sağlık dini olduğunu daha iyi anladı. Allah’a şükretti. Annesinin kendisine öğrettiği bir duayı hatırladı:

“Elhamdülillahi’llezî ceale’l-mâe tahûran ve ceale’l-İslâme nûran.”

Anlamı şu idi:

“Suyu temizleyici ve İslâmı bir nur kılan Allah’a hamdolsun.”

Vız Vız Arı
Akıl, Kalp ve Ruhumuz Temiz Olsun!
Akıl, Kalp ve Ruhumuz Temiz Olsun!

Salgın sonrası karantina günleri, sağlığımızın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bize göstermiş oldu.

Kanuni Sultan Süleyman Han’ın şu sözleri ne kadar önemli:

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…”

*

Bu iki satırda Süleyman Han, günümüz diliyle şunu söylüyor; “Halk içinde devletten daha önemli bir şey yoktur ama dünyada sağlıklı bir nefes gibisi yoktur.”

 

Canım peygamberim ne buyuruyor? Hemen hatırlatalım:
“İhtiyarlık gelmeden gençliğin, Hastalık gelmeden sıhhatin,

Fakirlik gelmeden zenginliğin,

Ölüm gelmeden hayatın,

Meşgul olmadan boş zamanın kıymetini bil.”

İnsanoğluyuz… Her şeyi kaybetmek mümkün… Ancak sağlık, bazı zaman olur ki, işte ona asla çare bulamazsın.

*

İnsan, biyolojik bir varlık olmanın yanı sıra, akıl, ruh ve kalp ile donatılmıştır.

Bediüzzaman dede, “Namazda kalbin, ruhun ve aklın rahatı vardır” diyerek, ruh ve aklın “denge”sinden bahseder.

Buna rağmen, ruh ve kalp arasında ayrımdan da söz edilebilir; “Akıl, ruhun her hareketini kavrayamaz” ve “Akıl görmese de fıtrat görüyor” gibi ifadeler bu ayırımın temel noktalarıdır.

Kalpsiz akıl olur mu? Eğer akıl kalpsiz olursa olur. Bütün sebepleri Allah’tan başkasına yüklerse, hem “kalpsiz” hem de “akıl”sız olmak işten bile değil.

Düşünün, sadece “akıl” ile gitmek aklı göze indirir. Kalp ve ruhun desteğini

almayan akıl, tek başına bir zulüm makinesine dönüşebilir.

Akıl insana verilmiş bir hediyedir. Kim tarafından, Allah tarafından… Zira, hikmet nazarıyla bakıldığında akıl, insana çok büyük maksatlar gösterir. Neticesinde ise, gayet nefis meyvelerle ödüllendirir.

Eğer Allah rızası nazarıyla bakabilirsek, “Ruh en nurlanmış bir nur” olur. Zira ruh, vücudun bütün organıyla münasebettardır.

*

İnsan beden olarak hastalığa yatkındır. Çünkü, aciz ve korunmasızdır. Akıl ile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt eder. Böylelikle kalp ve ruh ile birlikte doğru yolu bulur. Ki, akıl ve ruh sağlığı dengesi de burada yatmaktadır. Yani güzel dinimin tarif ettiği insan modelinde…

Yani;

Son birkaç yüzyılda sanayi ve teknoloji devriminin insan yapısını ve ruhunu değiştirdiği, günümüzde, problemli bir şekilde yalnızlaştırdığı apaçık görülüyor.

Bu “insan modeli”nde akıl ve ruh hastalıklarını arttığı da bir gerçek… İşte gün ve bugünün ilim adamlarının önceden gördüğü bu manevi hastalıkların ilacı elbette manevi reçetelerde aranmalıdır.

Akıl, kalp ve ruhumuzu ancak bu reçetelerle arındırabiliriz.

İşte Risale-i Nur. İşte Kur’ân-ı Kerim.