Kategori: Origami

Görmeden Sevdiklerim
Görmeden Sevdiklerim

Denize ayaklarını daldırdı. Ayaklarının dibindeki küçük iki balığın kaçıştığını görebiliyordu.
Dokunmak, eline almak, onlarla oynamak istiyordu. Elini suya daldırdıkça ah bir kaçmasalar… Aslında belli ki onlarda oynamak istiyordu. Yoksa niye ayaklarının dibinde dolaşıyorlardı? Belki oyun oynama şekilleri farklıydı. Belki onlar daha farklı oyunlardan hoşlanıyorlardı. Geçen hafta okulda oyun konusunda bir türlü karar veremeyince arkadaşlarıyla oyunları kâğıda yazıp kura ile seçmişlerdi. İlk çıkan oyunu hemen oynamışlardı. Kurada kendi istemediği oyun çıkmıştı. Mızıkçılık yapası vardı da karşı reklam panosunda ki yengeç resmi ilgisini çekince mızıkçılık yapmasına fırsat bulamadan oyun değişmişti. Yengeçleri hep merak ederdi. Onları sadece ablasının ders kitabında görmüştü. Turuncu, kırmızı renkleri vardı. Hele o gözleri dünyanın en sevimli iki ışığıydı… Onları seviyordu. İnsan görmeden sevebilir mi? Niye sevmesin ki harika özellikleri var. O, yengeçlerin ona farklı gelen özelliklerini sevdiğini düşündü. Üstelik bir gün görebilme ihtimali de çok yüksekti. Ablası ona kütüphanedeki birçok kitapta yengeçlerle ilgili hikâye, masal, bilgi olduğunu söylemişti. Bir gün yengeçlerle karşılaşırsa onlarla daha iyi anlaşabilmek, oynayabilmek için haklarında daha fazla bilgi sahibi olmalıydı.
Balıklar, yengeçler ve kendisi harika bir ekibin parçası… Hayallerini gerçekleştirmek için hemen kitap ve dergilerinin arasına daldı.
Hikâyemizin devamında sence neler olacak? Devamını kendin kurgulayıp yazabilirsin. Görmediğiniz halde sizin de sevdiğiniz
neler var, neden seviyorsunuz düşünün. Sevdiğiniz özellikleri hakkında resim yapabilirsiniz.
Hikâyedeki çocuğun özelliklerini araştırdığı yengeçlerin origamisini katlayın, boyayın. Bir kâğıda deniz altı manzarası çizip resmin bazı yerlerine katladığınız yengeç origamilerini yapıştırın.

Yazan: Mihriban Sezer

Çizen: Ravzanur Güleçyüz

Çami-Gami
Çami-Gami

Kaç gündür burada bekliyoruz… Çoğu gitti azı kaldı. Elbet beni buradan alırlar. Dün iki çift çorabı çekip aldılar. Çoraplar
sevinçle çekmeceye yerleşti.
Bize de kıs kıs güldüler… Önce evin babası geldi.
“Bu çamaşırlar arasında gömleğimi bulamıyorum.” dedi.
İçimden “Bulamazsın tabi çok fazlayız!” diye geçirdim. Aradan bir saat geçmedi evin büyük oğlu geldi.
Yanımdaki kitaplıktan bir kitap aldı.
Arkadaşım rüzgâra hemen beni üfleyerek sallamasını istedim. Seslendiğimi duyan yardımsever rüzgâr, pencere kapalı da olsa var gücüyle üfleyip en küçük açıklıklardan geçerek beni sallamayı başardı.
Hafif nemli olan kol manşeti bölümünü de iyice kurutmuştu ama evin büyük oğlu beni fark etmedi.
Evin küçük kızı da odadaki masada origami katladı. Ona da seslendim: “yapıver beni de çami-gami, çami-gami.”
Duysa da anlamazdı ki beni… Çünkü “ çami-gamiyi ben uydurdum.”
Origami kâğıt katlama ise çami-gami de çamaşır katlama olsun da kuruduğumuz yerde katlanmayı bekleyen biz çamaşırlar düzgünce dolaplarımızdaki yerlerimize kavuşalım istedim. İki gündür evin annesi evde olmayınca biz de kurumamız için
asılan çamaşır askılığında kalakalmıştık.
Çamaşır sermek, toplamak ve katlamak tek kişinin görevi olmasın canım. Evdeki herkes yapıversin çami-gamiyi…
Okuduğunuz minik öykünün kahramanı olan gömleğin origamisini katlayalım. Sorumluluklarımızı düşünüp en az iki tanesini resim kâğıdımıza yazalım. Aynı kâğıda gömleğin bulunduğu alanı hayal edelim, çizelim, boyayalım ve katladığımız
origami gömleklerini bu alana yapıştıralım.
Bu kâğıt senin alanın hadi istediğin, kendini rahat hissedebildiğin gibi yaz. Çiz, boya…

 

YAZAN: Mihriban Sezer

ÇİZEN: Ravzanur Güleçyüz

Saatim Davulumda
Saatim Davulumda

Küçük saat “tik, tak, tik tak” şeklinde şarkılar söylüyordu. Yani ben öyle sanıyordum.
Bir türlü saati okuyamıyordum ama saatin söylediği tüm şarkıları duyabildiğim gibi ezbere de biliyordum.
Tuhaflık ben de miydi, yoksa saatte mi?
Belki benim gibi saat okumayı sen de öğrenemediysen, ama şarkıları duyabiliyorsan beni anlayabilirsin. Buna bir çare bulmalıydım.
Anneannem şöyle dedi:
“Davullar ve ritim aletleri senin en sevdiğin oyuncakların değil mi? Sana onlarla saat mi yapsak?”
Bu fikir bana çok mantıklı gelmişti.
Şarkı sever saat, kaçışın yok benden!
Dilinizi öğreneceğim. O zaman diğer insanların duymadığı o dille birlikte, herkesin bildiği o saat dilini de öğrenmiş olacağım. Davulumun yüzünü saatin çerçevesi gibi kullanmaya karar verdim.
Küçülen kıyafetlerimin düğmelerini kestim.
Düğmeleri sayıların gelmeleri gereken yerlere anneannemin yardımı ile yapıştırdım.
Sayıları da yazdım. Hani akrep, yelkovan?
Davulumun sesi aynı saatimin şarkısı gibi şimdi… Çünkü davulumun sopalarını akrep yelkovan yaptım.
Davulumu çala çala saat okumayı öğrendim.
Hikâyenin devamını hayal etmek için Origami diyagramı inceleyip saati katlayın. A4 kâğıda kocaman bir çocuk çizip çocuğun koluna saati yapıştırabilirsin. Ya da gerçekten bu davullu saati yapmak isteyenler için kâğıdına hikâyede anlatılanları çizebilirsin. Origami oyuncağın senin her sıkıldığında yanında. İhtiyacın olan sadece kare kâğıt…

Yazan: Mihriban Sezer

Çizen: Ravzanur Güleçyüz 

BİR HİKÂYECİK, BİR ETKİNLİK:  “DOĞDUĞUM YER DEĞİL, DOYDUĞUM YER: YUVAM”
BİR HİKÂYECİK, BİR ETKİNLİK: “DOĞDUĞUM YER DEĞİL, DOYDUĞUM YER: YUVAM”

“Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde, kalbur saman içinde büyük bir şehrin lunaparkında yuvalanan bir kuş ailesi varmış.
Kuş yuvası parktaki ağaçların bir tanesinin en üst dallarından birindeymiş. Acıktıklarında ağaçların meyvelerinden yer, susadıkça parkın fıskiyeli havuzundan saçılan sulardan içerlermiş. Kuş ailesinin hiçbir ferdi ne gerçek bir ormanı,
ne de dağları veya ovaları hiç görmemiş. O yerler hakkında sadece yazdan yaza onları ziyarete gelen göçmen kuş dostlarının anlattıklarından bilgi alırlarmış. Onların en büyük mutluluğu parka gelen çocuklarmış. Çocukların koşuşturmalarını görmesi, çıkardıkları sesleri dinlemesi kuşları çok sevindirirmiş. Onlar da mutluluklarını, çocukların oynarken çıkardıkları seslere karşılık vererek, neşeli cıvıltılar çıkararak, adeta onlarla oynayarak paylaşırlarmış…”
Bu masalın buraya kadar olan bölümünü, origamiden yapacağınız kuşları bir karton ya da A4 kâğıdına yapıştırıp canlandırabilirsiniz.
Hatta kuşların yaşadığı parkları, yuvaları veya ağaçları da çizerek tamamlayabilirsiniz. Katlamanız, çiziminiz ve yapıştırmanız bittikten sonra masalın devamını siz olsanız nasıl tamamlardınız?
Düşünüp anlatın ya da yazın.
Origami bizler için hem bir oyun, hem de bir oyuncak olabilir.
Kuş origamisini yapmak için ihtiyacınız olan sadece kare bir kâğıt. Sayfada gördüğünüz diyagrama bakarak
katlamayı yapın. Sonra da dilediğiniz renge boyayabilirsiniz…
İyi oyunlar!

Çizen: Ravzanur Güleçyüz