Kategori: Merhaba

Orucun Sırrı
Orucun Sırrı

Oruç, Allah’ın emrine uymak ve kulluk görevlerimizi yerine getirmek amacını taşır.
Her ibadetimizde mutlak bir hikmet var… Bu hikmetlerin bir kısmı gizlidir, bir kısmı ise açıktır.
Mesela oruç, mü’min kalbini uyanık tutar. Mesela, hiç aralıksız yemek yiyen insanın duyguları kalındır. Oruç bu hisleri bir düzene sokar.
Mesela, oruç tutan insan, aç insanın halini anlamaya başlar. Ona merhamet gösterir ve gereken yardımı gösterir.
Oruç, zenginlerin kalbine şefkat ve merhamet duyguları yerleştirir, fakirlere yardım etmeyi sevdirir.
Oruç, kişiyi denge altına alır. İkincisi; oruç tutan insan bir emri yerine getirdiği için mutluluk içinde olur.
Oruç tutan insan, nereye baksa Allah’ı görür. Gördüğü her nesne ona Rabbimizi hatırlatacaktır. Nitekim Bakara Suresi 115. ayette Allah şöyle demektedir:
Oruç, Allah’ın emrine uymak ve kulluk görevlerimizi yerine getirmek amacını taşır.
Her ibadetimizde mutlak bir hikmet var… Bu hikmetlerin bir kısmı gizlidir, bir kısmı ise açıktır.
Mesela oruç, mü’min kalbini uyanık tutar.

“…Her nereye dönerseniz dönün orada Allah’ın yüzünü görürsünüz…”
Oruçtaki bir diğer hikmet yönü de şudur:
Kişinin aç ve susuz kalarak, aç ve susuz insanların halinden anlaması halidir. Oruç utan kişi açlığı ve susuzluğu yüreğinde hisseder.
Böylece yardıma muhtaç kimselere daha bir istekle yardım eder. Açları doyurmaya çalışır. Lokmasını paylaşır. Cimrilik gibi hastalıklardan kurtulur. Cömertliğin ne büyük bir erdem olduğunu anlar. Bilir ki Allah cömerttir ve cömert olanları sever. Böylece cömertliğin sırrına ulaşır.

ORUÇ BİR AMELİYATTIR
Bilim insanları orucun, yaralamadan gerçekleşen bir ameliyat olduğunu doğrulamıştır.
Oruç; böbrek ve idrar kanallarında oluşan taşları, kronik kabarık ve şişkinlikleri tedavi ettiği gibi, ciğerlerin de daha aktif ve düzenli çalışmasını sağlar. Son yapılan bilimsel bir araştırma sağlıklı gıda ve oruç beyni aktif hale getirerek bunamaktan koruduğunu ortaya koymuştur.
Bilim insanları şunu söylemekteler: Sağlıklı gıda ve zaman zaman tutulan oruç, beyni canlandıran bir faktördür.
Ayrıca iftar esnasında hurma ve yeşillik yemek, bunama ve beyin krizi tehlikesini azalttığını da ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla orucun, beyin hücrelerini aktif hale getirdiğini ve daha sağlıklı bir çalışma düzeyine çıkardığını vurgulamışlardır.
Allah: “Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır”. (Bakara: 184) buyurmuyor mu?
Ne mutlu Allah’ın tecellisini görebilenlere!

Merhaba
Merhaba

Merhaba Can ve Canan kardeş;
Bizim eve bir misafir geldi, pir geldi.
Kim mi?
Tabii ki, Şehr-i Ramazan!
Mutlaka senin evine de Ramazan geldi. O halde onu bir güzel buyur et ve ağırla.
Nasıl mı? O’nun gönlünü hoş tutarak. Tutabildiğin kadar oruç tut. Kılabildiğin kadar namaz kıl.
“Ben tutamam” diyorsan, yarım gün tut. Eskiler buna “tekne orucu” der…
Bayram yeri gibi olan camilerimizi “teravih namazı” ile şenlendir.
Peki bu nasıl olacak diyorsan, sana bu ay nefis bir poster hazırladık. Ramazan Çocuk Takvimi.
Ramazan boyunca, her gün yapman gerekenleri okuyup, eksiksiz uygularsan, bir sevabın bine katlanır.
Biz bu sayımızı “Ramazan ve oruca” ayırdık.
Orucun sadece aç kalmak olmadığını, ibadetin yanı sıra biz insanları nasıl terbiye ettiğine dair önemli bilgileri sana aktarmaya çalıştık.
Oruç bizi ameliyat eder mi? Eder. İşte bu önemli konuyu da seninle paylaştık.
Oruç bedenimizin zekatı bir bakıma. Mümkün olduğu kadar bulunduğumuz yaşlarda orucumuzu tutmak, Allah’ın bir emrini getirmek demektir…. Ki, hem ibadetimizi eksiksiz yerine getirmiş olacağız hem de bu Ramazanı da sevabın biri bin olan bir ayda sevap toplamaya çalışacağız. Yani nereden bakarsanız çok kârlı bir ticaret.

Dergimizin diğer sayfalarını şimdiden çevirmeye başla… Neler göreceksin, neler; Bizim Can, Uçan Çocuk, Vız Vız Arı, Çizgilerle Deyimler ve kıssalar… Hayvanlar Alemi, Şenlik, Bir Fikrim Var ve Hikaye…
*
Al, sana bir de Ramazan tekerlemesi;
Gökten bir elma düştü,
On iki parçaya ayrıldı,
On birini yediler,
Birine (hayır) dediler.
Bir dedem var uzun mu uzun,
Yılda verir otuz salkım üzüm,
Akını yesem haram,
Karasını yesem sevap.
*
Gözlerindeki nur hiç eksilmesin, Allah’a emanet ol.

Oyuncaklarım
Oyuncaklarım

Merhaba arkadaşlar,
“Bir Fikrim Var” sayfasında yeniden beraberiz. Hepimiz oyunları ve oyuncakları çok severiz.
Aramızda kalsın ama bir ara durmadan yeni oyuncak istedim. Annemi ve babamı bu konuda üzdüğüm zamanlar oldu. Çünkü çok istediğim bir oyuncağı ısrarla, yalvararak, bazen de ağlayarak aldırıyordum. Bir iki saat sonra sıkılıp bir kenara bırakıyordum.
Ben de olmayan bir başka oyuncağı istiyordum. Bir gün annem benimle konuştu. Hiç oyuncağı olmayan, ya da çok az olan çocuklardan bahsetti.

Ben de pişman oldum. Oynamadığım oyuncaklarımı ayırıp ihtiyacı olan arkadaşlara dağıttım. Kırık olanların bir kısmını tamir ettim. O kadar çok kolu, bacağı kırık bebek vardı ki, hepsini bulup tek tek taktım. Sonra annemle, bebeklerime yeni kıyafetler diktik. O kadar eğlendim ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Sonra aklıma şöyle bir fikir geldi. Madem bir şeyler yapmak yeni oyuncak alıp oynamaktan daha zevkli, öyleyse kendi
oyuncaklarımı kendim yapabilirim diye düşündüm. Karton kutulardan bebeklerimin eşyaları için dolap yaptım. Önceki yazımda size bahsetmiştim, bebeklerime yaptığım minik kitaplar vardı. O minik kitaplar için rafları olan bir kitaplık da yaptım.
Önce hayal etmek, sonra da hayal ettiğini gerçekleştirmek çok güzel bir duygu.

Lemanur Yükselten

Merhaba
Merhaba

Yine birlikteyiz sevgili Can ve Canan kardeş;
Yine birlikteyiz diyoruz çünkü bu sayı ile birlikte tam 38’inci yıla giriyoruz.
Eğer, dergimizle birlikte bir çocuk doğmuş olsaydı, bu gün 38 yaşında olgun bir birey olarak karşımızda olacaktı.
Ben dahil, kaç kuşak Can Kardeş’le büyüdük.
Röportaj sayfamızda Can Kardeş logosunun tasarımını yapan aynı zamanda derginizin ilk sayılarında emeği bulunan Gürbüz Azak’la yapılan söyleşiyi okuyacaksınız.
Değerli büyüğümüzün tavsiyeleri bugün bile kulağımıza küpe olmaya devam ediyor.
*
Artık alışkanlıklarımız değişti. Kitap ve dergi okumak bir ayrıcalık sayılıyor.
İnternet, sosyal medya ile birlikte hızla yayıldı. Bu durum ne yazık ki, bağımlılığı da beraberinde getirdi. İşte Renkli Düşünceler sayfamızda internet oyunları ve bağımlılık konusuna, altını çize çize dikkat çekmeye çalıştık.
*
Ne Haber köşemizde miniklerin “Teknoloji zararlı mı, faydalı mı?” başlıklı münazara konusu işleniyor. Bakalım sonuç ne çıkmış?
Yine aynı sayfamızda, minik yazarların imza günü haberi de yer alıyor. Minik yazarlarımıza buradan başarılar diliyoruz.
*
Masal köşemizde yazarımız Mehtap Abla çiçekle, yağmur damlasını buluşturuyor.
Makas Eller’de meyve kasasından garaj yapıyoruz bu ay…
Çizgi kahramanlarımız yine iş başında. Uçan Çocuk ve Vız Vız Arı bu sayıda bakalım ne yapmışlar?
*
Unutmadan bu ay size bir sürprizimiz var. Ne olduğunu bize sormayın!
Açın ve bakın.
Gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah’a emanet olun

Merhaba
Merhaba

Yine birlikteyiz sevgili Can ve Canan kardeş;
Geçen sayımızda işlediğimiz “Keşfedilmeyen Sonsuzluk; Uzay” konumuz hayli ilgi gördü. Gerek sosyal medyadan gerekse bizzat bize teşekkürlerini ve tebriklerini ileten dostlarımız oldu. Asıl biz size teşekkür ediyoruz. Bu ilginin dip diri canlı kalmasını ve devam etmesini arzu ediyoruz.
*
Keşfedilmeyen bir dünya daha var ki, o da kitaplar. Kütüphaneler konusu sık sık gündeme geliyor, ama asıl konu gözden kaçırılıyor gibi.
Batı’nın sık sık övündüğü o Rönesans dönemi var ya, işte o devri başlatan aslında İslâm alimlerin yazdığı eserler. Ki, Ortaçağ, karanlık dünyasını İslâm coğrafyasından çaldığı kütüphanelerle aydınlattı. Renkli Düşünceler işte bu konuya parmak basıyor.
*
Arif babasının tavsiyesi üzerine kâinat kitabını okumaya çalışıyor. Ne dersin, Arif’le birlikte sen de bu kitabı okumaya var mısın?
Bilim-Teknik sayfamızda dijital kitap ve kütüphaneler konusu işleniyor.
Bir Fikrim Var sayfamız, kendi okurlarını buldu bile. Lemanur ilginç bir fikir daha ortaya atıyor, diyor ki, “Evde kitap okuyalım mı?” Fena fikir değil.
Hayvanlar Âlemi’nde ise dünyanın en hızlı atleti sayfalarımıza geliyor. Çita’nın ilginç serüvenini İrem Demir ablanız kaleme aldı.
*
Bu arada, Can Kardeş karakterlerinden ve yıllardır severek okuduğunuz Vız Vız Arı’nın kitabı çıktı. 5 kitaptan oluşan ilk set raflarda yerini aldı bile. Konuyla ilgili röportaj yine sayfalarımızda.
*
Gözlerindeki nur hiç sönmesin, Allah’a emanet ol.

Merhaba
Merhaba

Can Kardeş’im!
Çocukluğumda “Uzay Yolu” dizisini ilk izlediğimde, uzayın “Ne kadar büyük bir yer” olduğunu düşünmüştüm.
Daha sonra “o yer”in aslında bir sonsuzluk yeri olduğunu kitaplardan öğrendim.
Bu ayki derginizin konusunu da “Keşfedilmeyen sonsuzluk: Uzay”ı işledik.
Meraklı Arif babasına “Uzaylılar var mı?” diye soruyor. Sahi şu kocaman kâinatta dünya minicik bir nokta gibi görünürken, aralarında milyarlarca yıl uzaklıkta mesafesi bulunan uzay bomboş mu? Arif’in merakına ortak oluyoruz. Acaba babası ona ne cevap vermiş, birlikte okuyalım.
Lemanur’un bu ay da fikri gelmiş, diyor ki, “Hep birlikte aile toplantısı yapalım mı?”
Fena fikir değil. Babalarımızın şirket toplantılarına ayırdığı zaman, aile toplantısına ayırdığı zamandan çok fazla olunca, ortaya bu fikir çıkmış… Okuyalım ve biz de kendi ailemize uygulayalım bence.
“Ne Haber” köşemizi hazırlayan Kübra Örnek, NASA Uzay Merkezi’nde onurumuz olan Umut Yıldız’ı konuk etmiş sayfasına… Umut Yıldız diyor ki, “Türk insanının hiçbir eksiği yok. Sadece fırsatlar verilmiyor. Birtakım fırsatların verilmesi lazım. Ancak o zaman uluslararası alanda bilim yapabiliriz” diyor. Haksız mı?
Nurşin’in Mutfağı’nda makarna mantının tarifini veriyoruz. Tarifini alalım ve ailemize sürpriz yapalım ne dersin?
Devamını anlatmayalım. Sen bir an önce sayfaları çevirmeye başla.
Gözlerindeki nur hiç sönmesin, Allah’a emanet ol.

Şşştt!!! Sessiz Olun, Canlılar Kış Uykusunda!
Şşştt!!! Sessiz Olun, Canlılar Kış Uykusunda!

Şşştt! Sessiz olun arkadaşlar! Burada uyuyanlar var!
-Aa, neden ve kimler uyuyor ki?
Bilmem, bunu araştırabiliriz. Haydi, gel biraz belgesel izleyelim. Ne dersin?
-Bence bu hayvanlar kış uykusuna yatmış.
Kış uykusu mu, o da ne? Yani, sadece kış mevsiminde mi uyuyorlar?
Bak, şimdi daha çok merak ettim. Hadi bir an önce televizyonu açalım.
Hem, öğrendiğimiz bu bilgileri arkadaşlarımızla paylaşırız.
-Çok güzel bir fikir!
Dikkatle izleyelim…
Bak, görüyor musun?
Diyor ki; hayvanlar, hayatını daha sağlıklı bir şekilde devam ettirmek için kış uykusuna yatar.

-Peki, kış uykusuna yatan hayvanlar hangileri?
Televizyon sanki sesini duydu! Şimdi gösteriyorlar. Dikkatlice takip edelim.
-Sevimli ayılar, minik kurbağalar, dev köpekbalıkları, radar yarasalar, yılanlar, kemirgen hayvanlar hatta kaplumbağalar bile kış uykusuna yatarmış.
Sen de benim gibi şaşırdın mı? Dur dur! Bak bu konu hakkında bilgi veriyorlar.

UYKUCU AYILAR

Demek ayılar kış uykusuna yatıyormuş, baksana bebek gibi uyuyorlar!
Aa, aldıkları kiloları kışın uykusunda yakıyor, vücutlarındaki yağları da proteine çeviriyorlar.
-Peki, ayılar ne kadar süre kış uykusunda yatar? Türlerine göre değişiyormuş. Ama en fazla 7 ay uykuda kalıyorlar.

İRİ GÖZLÜ UYKUCU; KURBAĞALAR

-İnanmıyorum, kurbağalar da mı kış uykusuna yatıyor?!
Dahası; kurbağalar uyurken kalbi durur, nefes alıp veremez… Vücudundaki suyun çoğunluğu buza döner. Kurbağa, adeta taş gibidir; matlaşır, vücudu katılaşır. Ancak iç organları donmadan muhafaza edilir. Sinir sistemi iptal olduğu için oksijen dahi alamaz. Mevsim sonrası ancak buzlar erirse, kalbi atmaya başlar ve normal hayatına dönebilir. Adeta geçici bir ölüm yaşar ve sonra tekrar hayata merhaba der. Acaba bu bize neyi hatırlatır?

OKYANUSTA KIŞ UYKUSU

-Nasıl olur? Hiç köpek balığı kış uykuna yatar mı?
Okyanuslarda gördüğümüz köpek balıkları suyun soğumasından dolayı pek fazla yiyecek bulamayınca, okyanusların derinliklerinde uyuyorlarmış.

BİLGE UYKUCU: KAPLUMBAĞALAR

Gelelim kaplumbağaya;
Kaplumbağaların da çoğu kış uykusuna yatmaktadır. Hatta evde beslenen su kaplumbağaları da bu grubun içerisinde yer almaktadır.
Birçok kişinin evde beslediği su kaplumbağasını kışın öldü diye gömdüğü bilinmektedir.

CANLILAR KENDİNİ ŞARJ EDİYOR

Kimler var diye merak ettiğimizde, böcekler, yarasalar, yılanlar ve hatta kemirgenler de kış uykusuna yatar.
Yani, kış uykusuna yatan uykucu hayvanların yanı sıra, ağaçlar, bitkiler de nasipleniyor. Adeta birçok canlı kendini “şarj” ediyor diyebiliriz. Yani güç
toparlıyorlar. Her canlı Allah’ın çizmiş olduğu sınırlar içinde geçici bir ölüm yaşıyor, ardından yeni bir başlangıçla baharda gözlerini açıyor.
Bu da bize yeni bir hayatın var olduğunu apaçık göstermiyor mu arkadaşlar?

Merhaba
Merhaba

Can Kardeş’im!

Yenilik her zaman olması gereken bir kavram.
Ne diyor canım Peygamber Efendim (asm); “Bir günü bir güne eşit olan, zarardadır.”
Yenilenmek hem paslanmamızı önler, hem de ufuk açmamızı sağlar.
Çocuk dergiciliğinde Can Kardeş, her daim yenilikçi olmuş ve bu alanda diğer dergilere pusula olmuş, yol göstermiştir.
Bize yenilik ve dinamizm katan unsur kuşku yok ki, siz değerli okurlarımızdır.
Bu vesileyle Can Kardeş’le büyüyen ağabey ve ablalarımızla sık sık bir araya geliyor ve nasıl daha iyi bir Can Kardeş Dergisi çıkarabiliriz diye kafa yoruyoruz.
Pek tabii, ortaya çok güzel fikirler çıkıyor ve biz de bu fikirleri elimizden geldiği kadar değerlendiriyoruz.
*
Bu sayımızda yeniliklerimiz işte bu sohbetlerden doğan fikirlerden oluşuyor;
Nurefşan Akkaya’nın kaleminden “Nurşin’in mutfağı” küçük hanımlara çok şey katacak.
Eski(meyen) yazarımız Mehtap Yıldırım Yükselten tekrar aramıza döndü ve “Padişah ve iki yolcu” hikâyesini kaleme aldı.
Ayrıca, Lemanur kardeşimiz yaşıtları için “Bir fikrim var” sayfasını hazırladı. İlginç tavsiyelerde bulunan Lemanur, bakalım hangi fikirle karşımızda olacak?
Yine senin yaşıtın olan ve ilk sayfasını bizler için çizen Semanur kardeşimiz de “Mavi Saçlı Kız” çizgi dizisiyle bize merhaba diyor. Bakalım beğenecek misin? Daha çok sürprizlerimiz var. Ama biraz sabır!
*
Gözlerindeki nur hiç sönmesin, Allah’a emanet ol!

Sevgili Can Kardeşim;
Sevgili Can Kardeşim;

Yine seninle birlikte olmanın sevincini yaşıyorum.
Dünya Engelliler Günü münasebetiyle dergimiz özel dosyalar hazırladı.

Bu dünya madem ahiretin bir tarlası, o halde burası bir imtihan yeridir diyebiliriz.
Bu yüzden, her insan aslında bir engelli adayıdır.
Bu yüzden, her engelli sıradan insanların sahip oldukları hak ve hürriyetin tamamına sahiptir, şu veya bu şekilde
iptal edilemez.
Bu yüzden, hasta ve engelli olmak bir imtihan ise, engelliliğe sabretmek de imtihanın parçasıdır.
*
Efendimizin (asm) bedeni kusurlu olan ve çölde yaşayan bir sahabesi varmış. Bir defasında Medine pazarında
yine satış yaparken, Peygamberimiz (asm) ona arkadan yanaşır ve şaka ile karışık şöyle buyurmuş:
“Bir kölem var, satıyorum, onu benden kim alır?”
Köle ise, “Ey Allah’ın elçisi beş para etmez sakat köleyi kim satın alır?”
Şaka o andan itibaren biter ve Peygamber Efendimiz bütün ciddiyetiyle; “Ya Zahir! And olsun ki, sen Allah’ın
katında değersiz değilsin tam aksine çok değerlisin” der.
Allah’ın elçisinin böylesine değer verdiği kullarından biri olmak ne güzel!
*
Geçen ay dolu dolu bir fuar süreci geçirdik.
Can Kardeş Dergisi ve yayınları olarak ilk kez, 36. TÜYAP Kitap Fuarı’na katılarak okurlarımızın karşısına çıktık.
Can Kardeş’e ilgi olduğu kadar yayınlarına da çok talep olduğunu gördük. Bu vesileyle yayınlarımızın artarak devam etmesini planlıyoruz.
Gayret bizden, Tevfik Allah’tan. Gözlerindeki nur hiç sönmesin,
Allah’a emanet ol.

Merhaba
Merhaba

Can Kardeşim;

Çocuk Hakları Bildirgesi altıncı maddesi şöyle der;

-Yaşamak, her çocuğun temel hakkıdır ve herkesin ilk görevi çocukların hayatını korumaktır.

Ne yazık ki bugün egemen güçler mazlum ülkelerin çocuklarına hayat hakkı tanımamakta ve acımasızca ortadan kaldırmaya yönelik eylemlerde bulunmaktadır.

Gücü kuvvette bilen ülkelerin ilk hedefinin İslâm coğ­rafyasında yaşayan çocuklar olması ve onlar üzerinden sistematik yok etme planlarını uygulamaları anlamlıdır.

Çünkü çocuk gelecektir, istikbaldir.

Çünkü çocuk, yeni bir ufuktur.

Çünkü biz, hiçbir çocuğun kalbini kırmayan bir Pey­gamberin (asm) ümmetiyiz.

Derginiz her zaman olduğu gibi Arakan’da zulme uğrayan çocukları gündemine taşıyor ve bu konudaki hassasiyetini ortaya koyuyor…

Gözlerindeki nur hiç sönmesin. Allah’a emanet ol.