Kategori: Masal

Kendi Küçük Ama Yüreği Büyük Böcek
Kendi Küçük Ama Yüreği Büyük Böcek

Yaşlı bir fil vardı, nehrin kıyısında. Gözleri az görüyordu, kulağı duymuyordu.
Yürümesi yavaşlamış, yarası vardı hortumunda.
Çaresizdi, kimsesizdi, acınacak durumda.
Bazı hayvanlar ona eziyet ediyordu.
Bir parça yiyecek bulsa elinden alıyorlardı.
Bu durum artık ona hayatı çekilmez kıldı.
Canını acıtanlar, alay edenler…
Derken her şeyden bıktı.
Ormandan kaçmak istiyordu yaşlı fil.
Onu ağlarken gördü, küçük bir böcek.

“Niçin ağlıyorsun?” diye vızıldadı kulağına.
Göremiyordu onu, heybetli fil.
“Sen de mi zarar vereceksin bana?
Nereden geldin söyler misin yanıma?”
“Sana zarar vermem, zavallı yaşlı fil.
Yardımım dokunur, çok acıdım sana, bil.
Anlat, bana derdini. Belki getiririm bir bileni.”
“Sen mi bana yardım edeceksin? Minicik böcek.?
Elimde kalmadı bir lokma yiyecek.
Gelen vurur, giden vurur gücüm yok, karşılık verecek.”
“Üzülme!” dedi böcek.
Topladı arkadaşlarını, tüm yoldaşlarını.
Pusuda bekledi filin yanında.
File zarar verenler birer birer toplandı.
Kimi vurmak istedi, kimisi alay etmek.
Çıktı yerinden hemen küçük böcek.
“Yaşlı bir file böyle davranmaya hakkınız yok?
Ona böyle davranmakla ne kazanıyorsunuz?
Siz de ataya, büyüğe hiç mi değer yok.
Yaşlıya yardım yerine saygısızlık çok.”
“Sen de kimsin ufaklık?” dedi, Maymun. Cüssem senden büyüktür, uzaklaş hadi.
Hah hah hah hah hah!…” diye güldü ardından…
“Sen git kendine göre birini savun, koru.”
Alaycı bir şekilde konuşmaya devam etti.
“Hem, ne ile hangi gücünle koruyacaksın
fili?”
Gülüşmelerle hepsi birbirlerine baktı.
Tam o sırada böcek arkadaşlarını topladı.
“İşte” dedi, “bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Toplanırsak bir olursak, senin cüssen olur cüce” dedi.
Korktu maymun, baktı ki, olacak gibi değil.
Kendisi böcek topluluğu karşısında oldu,
küçücük bir böcek..
Topladı kuyruğunu, kıstı sesini… Diğerleri mi?
Onlar da yaptıklarından utandılar…
Ormandaki yaşlılara bundan böyle iyi davrandılar.

Nilifer Zontul Aktaş

Çekirge ve Dönme Dolap
Çekirge ve Dönme Dolap

Köstebek Bori, dostu Patikli Tavşan ile bir parkta çay içmeye karar vermişlerdi. Kanguru
Moti katılamadı, bebeği biraz rahatsızdı. Manzarası güzel bir yere oturdular. Şadırvandan akan su, ağaçların yaprak hışırtısı mis gibi birer bardak çayla iyice güzelleşmişti. Garson Şıpşıp Serçe ne isterlerse getiriyordu ‘pır’ diye uçarak.“Şıpşıppp! tatlı alsak çayların yanına” dedi, Köstebek Bori. “Ben havuçlu kek istiyorum mümkünse” dedi, Patikli.
Minicik elleri hünerliydi Şıpşıp’ın. Çaylarını yudumlarken onlar, o da ne! Davetsiz bir misafir zıplayıverdi masalarına, oradan da Köstebek Bori’nin çayına. “Aman Allah’ım. Sen de nereden çıktın çekirge? Yanacaksın şimdi. Çaya dalış yapılır mı? Havuz mu burası?”

“Ne olup bittiğini anlamıyorum” dedi Patikli. “Bilerek mi atladı yoksa kaza mı?” ‘Çekirge kardeş dur kurtaracağım seni’ deyip çay kaşığına davrandı. Havanın ve ortamın güzelliği çayı unutturmasa idi Bori’ye kaynar suya düşmüş gibi olacaktı Bayan Çekirge. “Gel hadi diyordu köstebek Bori.” Çıkmak istemiyordu Bayan Çekirge Çekçek. Çaya dalmak hoşuna gitmişti. “Ya, burası çok güzel, çıkmak istemiyorum,” dedi. “Ah Bayan Çekirge bu benim çayım hadi çıkın şu kaşığa.”  “Lütfen bana ismimle hitap edin çok bozuluyorum. Adım Bayan Çekçek” “Peki, Bayan Çekçek gelin hadi.”

Hafif durgunlaştı Bayan Çekçek “Ben hayatımda hiç dönme dolaba binmedim biliyor musunuz, bu ılık çay banyosundan memnun kaldım ve kaşığınla karıştırırsan, binmiş gibi olacağım. Lütfen bu iyiliği benden esirgeme.” Köstebek Bori şaşkındı. Patikli’ye baktı. Acımıştı Patikli de çekirgeye. “Hadi karıştır Bori, madem öyle kendini dönme dolapta sansın. Yeniden çay isteyeceğiz zaten.” Başladı karıştırmaya Bori. “Vuvvvvv çok eğlenceli, dönüyorummmm… Yaşasınnnn!” “Başın dönerse söyle durdurayım Bayan Çekçek.” “Başım dönmez ama saçlarım bozulacak gibi. Çay banyosu ve eğlence harika oldu. Çok teşekkür ederim Köstebek Bori, Patikli Tavşan. Eğer yolunuz düşerse ormanın alt tarafında evimiz. Ressamım ben. Resimlerinizi çizip size hediye etmek isterim. Bu iyiliğinizi hiç ama hiç unutmayacağım. Sizler gibi iki güzel dost kazanmanın mutluluğu içindeyim. Adresim ilerde ki çekirgelere ait ağacın alt dalında yazıyor. Hoşça kalın.”

Duygusal bir an olarak sessizce bakıyordu Köstebek Bori ve Patikli. “Oturduğumuz yerde iyilik yaptık Patikli. Bu ne güzel bir duygu imiş.” “Evet Bori. Sen onu, çayına düştü diye azarlayıp yaralanmasına neden olabilirdin. Onun hayallerine dokundun. Bu muhteşem bir şey.”
“Çok mutlu oldum. İçimde çok hoş bir his var.” “Birer bardak daha çay içelim olmaz mı, dedi patikli. Benim kekim bitmedi. Yarım bırakmaya hiç niyetim yok.” “Tamam, hadi içelim.” “Şıpşıppp iki çayyy!..” “Çaylar şirketten iyi kalpli dostlarım.
Ben de eşlik edebilir miyim?” ‘’Elbette,’’ dediler.

Şıpşıp Serçe artık her gelişlerinde onlara eşlik ediyor, çay ücreti de almıyordu. Küçük bir iyilik onların dostluk bağını kuvvetlendirdiği gibi, bu olaydan sonra hayallerine ulaşmak isteyen nice orman dostuna da ulaşmaya çalıştılar. Ama önce nereye gittiler dersiniz. Tabii ki çekirgenin evine.
“Hadi Patikli, ağacın şu dalında yazıyor adresi Bayan Çekçek’in. Postacı okurken de duymuştum.”
Çekçek onların portrelerini çizdi. Kendi yaptığı kek ve çaydan ikram etti. Patika yoldan ilerlediler sonra Çekçek’i de alıp. Bir lunapark macerası iyi gelecekti o gece. Dönme dolaptan kahkahalar yükseliyordu.

Dürüstlük Cebinden Başlar
Dürüstlük Cebinden Başlar

Yarışmalar sadece insanlar arasında olmazdı tabi. Sevimli Kanguru Moti yeni bir arkadaş edinmenin mutluluğu içinde idi.

Birlikte oyun oynamak eğlenmek mutlu ediyordu her ikisini de. Kanguru Moti cebinden yemişler çıkarıyor birlikte yiyorlardı.

Oyunlarının içinde yarışmalar da vardı. İştahlı patikli bir teklifte bulundu.

“Çok havuç istiyorum ben Moti. Bir yarışma yapalım kim daha çok havuç toplarsa yarışmayı o kazansın ve havuçlar ona verilsin” dedi.

Emindi kendinden, kısa sürede havuç stoklamak için iyi bir yöntemdi bu. Zaten Kanguru Moti için havuç çok da mühim değildi.

Bir leylek de hakem oldu.

“Ayy yukardan izlerim ben sizi. Hadi bakalım, yarışma başlasın.”

Dedi demesine de yan çatıdaki komşu leylekle örgü örüp çeneye daldılar. Çok da umurunda değildi leyleğin, yarışmayı kimin kazanacağı.

Kaybetmeyi gururuna yediremeyecek olan kanguru Moti karnındaki cebine evden havuçlar doldurdu. Nasılsa Tavşan Patikli farkında olmazdı.  Kabarık dursa da cebi, bazen yavrusu ya da, yemişleri oluyordu.

Koşarak topladı tavşan patikli de havuçları. Akşamüstü havuç sayımına sıra geldiğinde Bayan Laklak yuvasından indi.

“Ayyy çok heyecanlıyım, hadi sayalım.”

Tavşan Patikli kendisininkinden başlanmasını istedi. Moti kabul etti.

-25-26-27 derken 28 havucu çıktı Patiklinin.Sıra Moti’ninkinde idi

-31 32 33… işte buu…ben kazandımmm oleyyyy ‘ diyerek dans etmeye başladı Moti.

“Nasıl olur ya. Nasıl benden çok toplar Moti.” Diyerek şaşkınlığını gizleyemiyordu patikli.

“Bu yarışmanın devamı olsun yarın lütfen” dedi.

“Hakem Laklak uygun görürse olur neden olmasın?” dedi Moti.

İçinden “Yine cebime doldururum havuçları, sonuç değişmez’’ dedi.

O arada hızlıca gelen Köstebek Bori, tavşanın kulağına eğilip bir şeyler söyledi.

Kangurunun hilesine şahit olmuştu.

Bunun üzerine ertesi gün Patikli tavşan arkadaşı Atik tavşanı aradı cepten. “Hmmmm!!! Demek öyle. Sen cebinde havuçları biriktirirsen ben de cepli bir çare bulurum” elbet diyerek kıs kıs güldü.

Akşamüstü sayım vakti geldiğinde Laklak bıraktı örgüyü. Eşit gelmişti havuç sayıları bu kez.

-25,26,27…

“Ah olamaz bu!” dedi kanguru Moti.

“Oldu bile.” dedi Laklak Leylek.

Sessizce bekliyordu köstebek Bori’de. İçlerinde bir sıkıntı vardı hepsinin. ‘’Ben topladığım havuçları sana vermek istiyorum Patikli ‘’dedi Moti, dün kazanmış olsam da.

“Olmaz kabul edemem,” dedi patikli.

“Şey aslında sen, daha çok toplardın benden. Ben bir hırsla, yarışmayı kazanmak için akşamdan cebime havuç doldurdum. Çok özür dilerim dürüst davranmadığım için.”

“Şey, dostum ben bunu duydum köstebekten. Ben de hileye başvurdum, cepten aradım Atik tavşanı, bana fazladan havuç getirdi. Ben de dürüst davranmadım özür dilerim.”

“Ben başlattım çok üzgünüm Patikli.”

“Bütün havuçları al lütfen, kimsesiz ya da engelli tavşanlara dağıt.”

“Dürüstlük biz de cepte başlar. Orası sadece yavru büyütmek için.”

“Benim içinde dostum. Ceptelefonu sadece konuşmak için… Gülüştüler… Dürüstlüğe derinden bir hikâye ile dokundukları için.”

Evet, çocuklar neymiş’ dürüstlük cepte başlar bizim içinde helal para alın teri’

 

Nilüfer Zontul Aktaş

 

 

Havlayan Papağan
Havlayan Papağan
En İyi Ses Yarışması
Köpek yavrusu Karamel
Köpek yavrusu Karamel

Sevimli köpek yavrusu Karamel, minik kuyruğunu bacaklarının arasına aldı ve iki arka ayağının üstüne oturdu. Büyük nehrin kenarındaki kayaların üzerinde gözlerini ufka dikerek öylece bakıyordu. Dışardan bakanlar onun her halinden sanki birileriyle konuşuyormuş gibi durduğunu anlayabilirdi.

Doğruydu, Karamel aslında kayaların üzerinde gökyüzüne bakarak birileriyle konuşuyordu. Annesi ve babasıyla. Çok uzun zaman önce değil daha iki ay önce çok mutlu bir aileydi onlar.

Babası Sezar ve Annesi Mini onu çok seviyor ve her türlü tehlikeye karşı koruyorlardı. Babasıyla oyunlar oynuyor, her çocuk gibi boğuşuyor, sırtına biniyor, boynuna atlıyordu. (daha&helliip;)

Deniz Yıldızı KAKU ile Deniz Atı TAKU
Deniz Yıldızı KAKU ile Deniz Atı TAKU

Küçük deniz yıldızı güneşin suyun derinliklerine kadar uzanan aydınlığıyla uyandı. Esnedi. Gerindi. Yep yeni bir güne merhaba demek ne güzeldi. İçi kıpır kıpırdı. Hemen arkadaşlarının yanına gitmek ve akşama kadar oyun oynamak istiyordu. Fakat annesi onunla aynı fikirde değildi.
“Günaydın afacan,” dedi. “O güzel gözlerinden anladığım kadarıyla kahvaltı etmeden oyun oynamak istiyorsun.”
Deniz yıldızı Kaku hayran hayran baktı annesine. Nereden biliyordu hemen oyun oynamak istediğini? (daha&helliip;)