Kategori: Hayvanlar Alemi

Devasa Misk Sığırı
Devasa Misk Sığırı

Merhaba Dostlar!
Size soğuk iklimden sıcak bir selamla geldim.
Ben bir Misk Sığırı’yım.
Beni daha önce bir yerde gördünüz mü?
Kalın kürküm ve soğuğa dayanıklılığım sayesinde çok dikkat çekiyorum. Kuzey Amerika’nın Arktik bölgelerinde ve Grönland’da sürü halinde gezer, yaşarız.

KALIN KÜRKÜM SIĞINAĞIM GİBİ

Bu soğuk iklime nasıl mı dayanıyoruz?

Az önce de söylediğim gibi kalın kürkümüz sayesinde hiiç üşümeyiz!

Bizi bir battaniye gibi ısıtır.

Görünüş olarak koyun ve keçiye benziyormuşuz.

Ama kendi içimizde farklı bir sınıfa ayrılıyoruz.

BÜYÜK GÖRÜNEREK DÜŞMANLARIMI ÜRKÜTÜRÜM

Fiziksel özelliğime gelince;

Ortalama 285 kilo ağırlığındayım. Bazı türlerimizde 400 kiloya kadar değişebiliyor.

Kürkümün altında gizli duran küçük kuyruğumun uzunluğu 10 cm’dir.

Kalın kürküm ve büyük kafa yapımdan dolayı çok büyük görünürüm. Böylelikle düşmanlarım benden çekinir.

GÜVENLİK SİSTEMİMİZ İNSANLARA ÖRNEK

Size ilginç bir özelliğimden bahsetmek isterim.

Bizi Yaratan Kudret tarafından her hayvana kendine has bir savunma mekanizması verilmiş ya… İşte bizimkisi biraz farklı…

Diyelim ki, bir saldırı ile karşı karşıya mı geldik! Oradan kaçmak yerine kendimize bir güvenlik çemberi oluştururuz.

Tüm grup üyeleriyle düşmana arkamızı dönmeden geri geri giderek bir daire oluştururuz. Yavrularımız bu dairenin merkezinde kalarak, anne sığırların uzun tüyleri altında saklanır… Hep beraber yavrularımızın çevresini kuşatarak onları tam bir koruma altına alırız.

 

YAVRULARIMIZ HER ŞEYİMİZ

Saldırganların üzerine aramızdan gönderdiğimiz en cesur misk sığırını düşmanın üzerine gönderdikten sonra yavruları koruyan dairenin dağılmaması için tekrar yerine geri döner.

Siz insanlar da tıpkı bizim güvenlik sistemi gibi korunuyorsunuz değil mi?

Benim anlatacaklarım bu kadar. Umarım sıkılmadınız.
Hoşça kalın!

 

 

 

 

Zürafa Ceylanı: Gerenuk
Zürafa Ceylanı: Gerenuk

Merhabaa minik arkadaşım!
Yoksa sen de mi ilk bakışta beni bir zürafaya benzettin?
Hatta ceylan bile diyenler oldu.
Haklısın çok benzeriz ama ne ceylanım, ne de zürafa aslında ben bir antilobum.
Benzerliğimizden dolayı bana Zürafa Ceylanı ismini vermişler.
Gerçek adıma gelince o da hayli ilginç; Gerenuk!

FİZİKSEL ÖZELLİKLERİM…

Uzun boyum ve bacaklarım ile kolayca fark edilirim.
Açık kahverengi ve bazı türlerimizde sarımsı kürke sahibiz.
Gözlerimin kenarı ve ağız çevremde beyaz kürkler vardır.
Kuyruğumun altın kısmında ise siyah tüyler bulunur.

YÜKSEK DALLARA ULAŞIRIM

Genellikle Afrika Boynuzu’nda ve Doğu Afrika’nın daha kuru kısımlarında bulunuruz.
Fıtrî doğada yaklaşık 8 yıl, koruma altında ise ortalama 13 yıl yaşarız.
Genel olarak ağaçların altına uzanmayı severim.
Ağaçların, filizlerin, bitkilerin, çiçeklerin ve meyvelerin yanı sıra çalıların yaprakları ile rızıklanırım. “Ot”oburum yani.
Ortalama 80 farklı yaprak yediğimi söylesem?
Arka ayaklarımın üzerinde dik bir şekilde durup, boynumu uzatarak yemek yerim.
Hem ceylandan daha yüksek dallara ulaşabilirim.
Yaradılışımıza uygun olan ayakta yemek…
Yem ve beslenme, gün boyunca en önemli aktivitemdir.
Sen ve arkadaşların oturarak yemek yersin değil mi? Çünkü senin için en sağlıklı yöntem bu.

HOŞÇA KAAL!

Sivri uçlu ağzım, dikenli bitki örtüsünden yaprakların çıkarılmasında bana yardımcı olur.
Sen su içmeyi sever misin?
Ben günlük olarak pek fazla su tüketmem.
Su ihyacımı yaprakların üzerinde nemden sağlıyorum.
Benim söyleyeceklerim bu kadar!
Seninle sohbet çok güzeldi.
Hoşça kal güzel çocuk!

RENGÂRENK GAGALI “PUFFİN”İM!
RENGÂRENK GAGALI “PUFFİN”İM!

Beni bir karnaval kuşuna mı benzettin?
Şaşırmadım doğrusu, genelde bana ilk bakanlar bir sürü şeye benzetir…
Gözlerimin çevresinde bulunan siyah desen, sanırım bana bu görünümü veriyor.
Sence başka kime benziyorum?
Penguen, Papağan, Ördek…
Öncelikle ben bir penguen değilim.
Papağana benzerim ama ördek hiç değilim.
Haklısın, görünüş olarak benzeriz ancak özelliklerimiz farklıdır.
Bana Deniz Papağanı derler…
Yani adım, Puffin! Bu “kuzey martısı” demek oluyor.
Ama ben en çok “Deniz Papağanı” ismini seviyorum.

HEM UÇARIM, HEM YÜZERİM!

Kuzey Atlantik ve Kuzey Pasifik açık denizinde bulunuruz.
Genellikle sahilden uzakta denizde yaşarız.
Gövde boyum yaklaşık 30 cm, kanat aralığım ise, 60 cm’e yakındır.
Yani bir güvercin büyüklüğündeyim.
Uçuşum biraz hantal gözükse de buna rağmen göçmen bir kuşum.
Kış mevsiminde Güney Afrika’ya veya Yeni Zelanda’ya kadar kısa olan kanatlarımı hızlı bir şekilde çırparak uçarım.
Üstelik su altında yüzme yeteneği de verilmiş bana.

GAGAM MENTEŞE GİBİDİR

Havadaki ve denizdeki hareketli yapıma rağmen karada yürürken biraz sakarım. Karada yürümeye pek alışkın
değilim de ondan.
İştahlıyım…
Dur, ağzımdan şu balıkları bir kenara bırakayım.
Gördüğün gibi, balık ve zooplanktonlarla beslenirim. Balıkçılar olta yardımıyla ben de gagam ile balıkları tutarım.

Nasıl mı?
Menteşe mekanizmalı gagam sayesinde kolaylıkla avımı tutabilirim.
Sana ilginç bir şey söyleyeceğim. Gagamın renkleri kış mevsimi geldiğinden solar.
Üstelik tek gagam değil, mercan kırmızı renkte perdeli ayaklarım da soluk sarıya dönüşür.
Yaa… Ne kadar ilginç değil mi?

KULUÇKA USTASIYIM

Kuluçka zamanı sürüyle o bölgede daireler çizerek denize kadar ilerleriz. Sahilde bulunan doğal kavuklarda, pençeli ayaklarımızla çim toprağı kazırız ve oyuk şeklinde koridor oluştururuz. Bu koridorlarda kendimize tek odacıklı kuluçka yapar dinleniriz.
Acıkmaya başladım. Gidip sahilde sardalya türü balık avlayayım.
Yok mu benimle gelen?
Haydi hoşça kaaaaal!

MUTLUYUM, MUTLUSUN, MUTLU BİR HAYVAN: QUOKKA
MUTLUYUM, MUTLUSUN, MUTLU BİR HAYVAN: QUOKKA

Merhabaaa!
Daha önce beni bir yerde gördün mü?
Ya da bir belgeselde izledin mi?
Bu ara kendimizden sıkça bahsettiriyoruz. İnsanlar haber kanallarında ve sosyal medyada pek çok yerde bizden söz ediyor.
Neden mi?
Çünkü dünyanın en mutlu hayvanıyız da ondan!
“Nasıl yani?” Dediğini duyar gibiyim.
Önce kendimi tanıtayım:
Avustralya’nın güney batı kesimlerinde yaşarım.
Kanguru ailesinden geliyorum… Öyle ya, Kangurular uzun boylu olmasına rağmen, biz onlara göre çok kısayız. Ama ortak bir özelliğimiz var; biz de yavrularımızı kesemizde taşırız.
Adım da farklı… Biliyorum okurken zorlanacaksın; Quokka!
Türkçede herhalde şöyle okunur: “Kuokka!”

Ağaçta Gezer ve Hep Gülümserim

“Ağaç kanguruları” olarak da tanınırız.
Besin kaynağımız ottur.
Boyumuz; 50-90 cm arasında…
Kilomuz ise bazı türlerimizde 2.5 ve 5 kilogram arasında farklılık gösterir.
Allah yüzüme bir tebessüm koyduğu için, bu ifademden dolayı insanların ilgi odağı oluyorum.
Bu ilgi tabii ki beni şımartıyor biraz.
Bazen bu cana yakınlığım bazı hayvanlar arasında sorun olabiliyor.
Mesela, kurt ve tilki tarafından zarar görüyorum. Üstelik savunma mekanizmam da yoktur.

SOSYAL MEDYANIN YILDIZIYIM

Ben de bu yüzden asla insanlardan korkmam. Cana yakın davranırım, kendimi sevdiririm… Bu özelliğimi bilen birçok insan beni ziyarete gelir.
Ellerinde -garip aletlerle (adını da geçen gün öğrendim. 🙂 Telefon ve fotoğraf makineleri ile görüntümü çekiyorlar.
Bir de “selfie” dedikleri özçekim yapıyorlar. Kafalarını öne çıkarıp, beni arkalarına alıyorlar sonra gülümsüyorlar. Akrabam kanguru alınmasın ama denebilir ki, bu kıtada yani Avustralya’da turistlerin en çok selfie çektirdiği hayvanlardan biriyim.
Ha bir de, selfie çektirmek için hızlı ve deneyimli olmanız gerekir. 🙂 Çünkü hiperatkif bir yapım var.

VAHŞİ DÜNYA YOK

Hani, belgesel programlarında vahşi hayvanların dünyasından bahsediyorsunuz ya?
Hâlbuki böyle bir dünya yok.
Elinde kim silah taşıyorsa asıl vahşi onlardır.
Biz hayvanlar daime huzur ve birlik içinde yaşarız. Kimse kimseye karışmaz.
Hatta biz sizden çok daha mutluyuz; şu fotoğraftaki yüzüme baksana!

KIRMIZI LİSTEDEYİM

Bu yüzden biz Quokka’ları iyi insanlar, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği tarafından kırmızı listeye eklemiş.
Benim anlatacaklarım bu kadar.
Umarım sıkılmadın.
Sen de hep benim gibi mutlu ve neşeli kal.
Hayat çok kısa… Hoşça kaal!

Ağzım Torba Değil Ki Büzülsün!
Ağzım Torba Değil Ki Büzülsün!

Merhaba!

Heyy, beni görüyor musuuun?

Biraz aşağıya doğru bak. Hah şimdi oldu!

Nasılsın dostum?

Ne o? Beğenemedin mi? Ama ben böyle de sevimli olduğumu düşünüyorum.

Çünkü Allah beni hem özelliğim ile hem de güzelliğimle yaratmış.

Bakıyorum hemen özelliklerimi merak ettin!

Dur, hemen anlatayım;

Gördüğün gibi; gagamın altında genişleyebilen derimsi bir torba bulunuyor!

Geniş üst gagamın ucu çengelli, alt gagamın ise torba şeklinde keselidir.

Ancak, evinizde torbalar bulunur ya, onun gibi değil anlayacağın.

Besin Kaynağım Balıklar!

Fazla derin olmayan, Ksularda avlanmayı tercih
ederim.

Besin kaynağım olan balıkları bu kesede biriktirip depoluyorum.

Sonra mı? E tabii, yiyorum.

Büyük olan balıkları yakaladıktan sonra tıpkı akrobat gibi, havaya fırlatıyorum ve havada yakalayıp yutuyorum.

Bakıyorum, çok şaşırdın…

Perdeli Ayaklarım Sayesinde Dalgıç Gibi Yüzerim

Ayaklarımın dört parmağı da perdeli şeklinde yaratılmış.

Elbette bu özelliğimin bir sebebi var.

Çünkü perdeli ayaklarım sayesinde en iyi yüzücülerden daha iyi performans çıkarıyorum!

Görsen çok şaşırırsın.

Hem Yüzer, Hem Uçarım

Kanatlarım beni göklere doğru çıkarabilir. Kanat açıklığım ise, 3 metreye kadar ulaşabilir. Uçuşlarım güçlüdür. Uçarken boynumu bir de geri döndürebiliyorum.

Göçü Severiz

Genellikle toplu halde, sarmal şekilde uçuyoruz.
Kış mevsimi geldiğinde, sıcak bölgelere göç başlar bizim için… Şu ileride gördüğün sazlık yer var ya, işte benim yuvam orası. Evet, hem özelliklerimi sayarken, hem de göç ederken, yoruldum. Şimdi biraz dinlenmeliyim.
Evet, sevgili dostum beni tanıdın!
Şimdi sıra sen de!

BEN ŞİRİN BİR AKROBATIIIM!
BEN ŞİRİN BİR AKROBATIIIM!

Merhabaa!
Ha bu arada size ‘merhaba’ derken, daldan dala atladığımı bilmem anlatmama gerek var mı?
Yerimde duramam, mutlaka o sarmaşık senin bu sarmaşık benim ayak basmadık ağaç dalı bırakmam.
Eee, Orta Afrika’nın Ekvator ormanlarında yaşarsanız, böyle hareketli olmanız işten bile değil.
Elbette küçük gruplar halinde yaşıyor olmamıza rağmen, arada bir yaramazlık yaparım böyle.

İNSANA EN ÇOK BENZEYEN HAYVAN

Ben kim miyim?

Biraz sabır canım! Fotoğrafta gördüğünüz gibi bir “Şempanze”yim!
“Hayııır, maymunsun!” dediğini duyar gibiyim… Evet, doğru, ama “maymun” bizim genel adımız. Öyle çok türümüz var
ki… İşte, ben “şempanze” türüyüm.

Hayvanlar arasında insana en çok benzeyen bir yapımız var… Ellerimiz ayaklarımız var. Tamam. Beş parmağa sahibim. Ama ayaklarım da tıpkı ellerim gibi yaratılmıştır.
İnsanlar dik yürür biliyorum, ama ben gövdemi öne eğerek yürürüm. Yine de senin gibilerle aramda epey farklılıklar var. Mesela yağmura altı ay gibi uzun süre dayanabilirim. Dayanıklıyım yani.

ÖMÜR BOYU ÇOCUKLUK

Ağaçlar benim her şeyim; orada otururum, vakit geçiririm, günün çoğunu yaprak yiyerek geçiririm.
Yapmayı en çok sevdiğim şey ise, bir daldan diğer bir dala sıçramak, ağaçtan ağaca atlamak…
Aramızda kalsın, bize akrobat diyorlar…
Tabii kendimizi güvene almadan ağaç üstüne çıkmayız. Yani, hoplayıp, zıplayarak ömür boyu çocuk olarak kalırız bir bakıma…

BEN KÜÇÜKKEN…

Haa, çocukluk dedim de, biraz küçüklüğümden bahsedeyim, ne dersin?
Doğumumdan sonra neredeyse altı ay, annemin karnında asılı bir şekilde yaşadım.
Peki, altı ay sonra? O zaman da annemin sırtına çıktım. Ne kadar sabırlı annem… Her türlü fedakarlığı üstleniyor.
Biraz daha büyüdüğümde kendime yeni arkadaşlar edindim, oynamaya başladım. Tıpkı senin gibi. Bu arkadaşlarımla Hindistan cevizi ağacına tırmandık, çakıl taşları ile ceviz kırmayı öğrendim.
Hem ağaçtaki muzları keşfettim… Ne kadar güzel tadı var. Allah bize bu muzları çok sevdiriyor nedense.

YASTIK OLMADAN ASLA UYUMAM

Uyumayı sever misin? Ben de!
Ailece erken uyumayı tercih ederiz.
Gece olduğu zaman yatağımızı, hızlı bir şekilde iki dalın arasına yaparız.
Yatacağımız yeri özenle hazırlarım. Şaşıracaksın biliyorum. Yastık olmadan uyumam…
Bazen yatağın yanına yastık bile hazırladığımız oluyor.
Seninle sohbet etmek çok keyifliydi.
Bu arada yatağımı ve yastığımı hazırladım. Benden bu kadar!
Haydi hoşça kal!
Zzzzz…

GÖBEĞİNİ MASA GİBİ KULLANAN: SU SAMURU
GÖBEĞİNİ MASA GİBİ KULLANAN: SU SAMURU

Merhabaaa Can Kardeş Ailesi!
Arkadaşlarımla sohbet ederken duydum, bu dergiye her ay bir hayvan konuk oluyormuş.
Madem öyle… İrem ablayı aradım, bu ay beni konuk eder misin diye sordum. Önce mırın kırın etti. Sırada daha birçok hayvan var dedi… Sonra onu ikna ettim ve röportaja başladık.
Önce “Bana kendini anlat” dedi İrem abla… Ben de başladım anlatmaya:
Sevgili Dostum;
fotoğrafta göründüğü gibi beni hemen tanıdın değil mi; ben bir su samuruyum!
Sansargiller ailesinden sayılırım, nehir ve göl kıyılarında yaşarım.

MİDYEYİ GÖBEĞİMDE YERİM

Suda yaşamayı çoook severim. Genellikle su kenarlarına kazdığım çukurlarda hayatımı sürdürürüm.
İyi bir ev dekoratörüyüm. Yuvamı yaparken önce kuru yaprak ve yosunlarla döşerim. Nefes almak için mutlaka havalandırma deliği bırakırım.
Başka özelliklerim söyleyeyim de şaşır… Mesela, alet kullanan birkaç hayvandan biriyim. Allah bize öyle bir sanat vermiş ki… Araç gereç kullanabilme yeteneğimi vermiş. Midye yemek için dipten bir taş alır, sırt üstü dönerim, taşı göbeğime koyar ve midyeyi taşa vura vura kırarım. Çok komik değil mi? Göbeğimi masa gibi kullanırım yani.

SU GEÇİRMEZ BİR KÜRKÜM VAR

Fiziksel özelliklerime gelecek olursak…
Ayaklarım kısa, beş parmaklı ve kısmen perdelidir. Ben ve türlerimin rengi koyu kahverengidir. Su geçirmeyen sık tüylü posta
sahibim.
Suyu sevdiğinden bahsetmiştim ya, aynı zamanda çok iyi bir yüzücüyüm!
Suya dalarken burun ve kulak deliklerini kapatırım. Yassı kuyruğumu da dümen olarak kullanırım.
Tıpkı bir dalgıç gibi… Tıpkı bir denizatı gibi…
Oynamayı ve suda sırtüstü yüzmeyi çok severim!
Derinlere yani, 30 metreye kadar rahatlıkla dalarım.
Çoğu zaman yalnız dolaşırım.
Avlanma işini geceye bırakırım.

NİMET VERENİN NİMETİYLE RIZIKLANIRIM

Besin kaynaklarıma bakalım;
Denizkestanesi, midye, istiridye, mürekkepbalığı ve salyangozlar yani deniz canlıları ile rızıklanırım.
Evet “rızıklanırım” dedim. Çünkü Allah bizim rızkımızı dünyanın neresinde olursa olsun gönderiyor. Bizi nimetiyle nimetlendiriyor.

PIRIL PIRIL KÜRKÜM YÜZÜNDEN NESLİM YOK EDİLİYOR

Maalesef, senin büyüklerin kürkümüz için bizi avlıyor.
O yüzden bol avlanılan havyanlar arasında yer alıyoruz.
Can Kardeşim, biz Allah’ın sessiz kullarıyız. Eğer konuşabilseydim şöyle derdim: Bizi kürkümüzden dolayı avlamayın. Neslimizi tüketmeyin. Yaşamamıza müsaade edin. Biliyorum ki Can Kardeş okurları bu çağrımı büyüklerine iletecektir.
Haydi hoşça kalııııın!

Vay “Sümsük” Vay!
Vay “Sümsük” Vay!

Evet, yanlış duymadın! Arkadaşlarınız arasında bazen kızdığınızda işte böyle bir sıfatla seslenirsiniz ya!
Yani güya “sümsük”ün karşılığı olarak; mıymıntı, uyuşuk, miskin veya tembel kimse olarak yakıştırıyorsunuz ya…
Çok ayıp bence…
“Bence” diyorum, çünkü o “sümsük” benim!
Gerçekte “sümsük”ün nasıl biri olduğunu şimdi sana anlatacağım.

MAVİ AYAKLI SÜMSÜK

Galapagos Adaları’ndan, Peru’ya kadar olan kıyı bölgelerde yaşarım. Yani Pasifik Okyanusu’nu doğu kıyıları diyebilirim.
Bir kuş türüyüm. Uzun ve sivri kanatlara sahibim.
Kafam ve boynum beyaz kırçıllı açık kahverengidir.
Karnım ve arka kısmı beyaz tüylüdür.
En belirgin özelliğim herkesi hayrette bırakıyor. O da; ayaklarım diğer kuşlar gibi kırmızı veya turuncu renkte değil, tam tersi mavi renktedir.
Evet, ben mavi ayaklı bir “sümsük”üm.

Dalış Uzmanı ve İyi Bir Yüzücüyüm

İyi bir yüzücüyüm. Bir dalışta suyun iki metre altına inebilirim. Avımı asla kaçırmam; ayak ve kanatlarımı kullanarak
su altında yüzerek avımı korurum.
İyi bir dalış uzmanıyım diyebilirim.
Havadan denize dalarak, suya giriş sırasında şoku azaltmak için yüzümün deri altında hava keseleri bulunur.
Tedbir için, korunmam için tabii ki…
Allah böyle bir mekanizma vermiş bize.

Erkek De Olsam Kuluçkaya Yatarım

Tek eşli kuşlar grubuna gireriz. Binlerce kuşun bulunduğu kolonide eşimi sesinden tanırım.
Dişi kuşlar erkek kuşlara göre biraz daha iri olur.
Kuluçka döneminde neler yaşadığımızdan bahsetmek isterim. Kuluçka süremiz 40-45 gündür. Erkek ve dişiler birlikte kuluçkaya yatarız.
Kuluçka sırasında perdeli ayaklarımızda damarlar artar ve yumurtaları sıcak ayak perdelerimizin altında tutarız.

YAVRULARIMA SORULULUK VERİRİM

Bazen avlanmak için iki aylık olan yavrularımızı yalnız bırakırız. Eee… Biraz sorumluluk duygusu veriyoruz keratalara… Böylelikle yavrular yuvadan çıktıkları gibi uçmaya başlar.
Benim türümden 10’a yakın kuş olduğunu hatırlatırım.
En ilgi çekeni ise “kırmızı ayaklı sümsük” kuşu… Ne bileyim, bana komik geliyor.

Sen Arkadaşlarına “SÜMSÜK” Der Misin?

Ama ne olur, kendi aranızda “sümsük” derken gereksiz sıfatlardan uzak durun.
Benim sevimli olduğumu fotoğraflardan göreceksin zaten. Çünkü gören bir daha bakmak istiyor.
Beni bu kadar güzel, ihtişamlı yaratan Rabbime teşekkür ediyorum. Sen de ediyor musun?
Haydi, sağlıcakla kal ve bundan sonra sevdiğine “mavi ayaklı sümsük” der misin?

MASKELİ VE SEVİMLİ RAKUN’UM
MASKELİ VE SEVİMLİ RAKUN’UM

Heyy dostum!
Daha önce bir rakun görmüş müydün?
Demek beni çizgi filmlerde ve belgesellerde izledin. Şimdi ise canlı bir şekilde karşındayım! Sana birtakım özelliğimden bahsetmek isterim. Haydi, o zaman kulaklarını ve gözlerini dört aç!
Kuzey Amerika’nın yerli hayvanı olarak tanınırız. Amerika Birleşik Devletleri’nin yanı sıra Meksika, Kanada ve Güney Amerika’nın kuzeyi boyunca yaşayan türlerimiz var.

TIRMANARAK SAVUNURUM

Ayıların yakın akrabasıyız.
Ama o kadar iri değiliz.
Pençelerimi görüyor musun?
İnsan eline benzediğini söylüyorlar. Sence de öyle mi?
Ayak parmaklarım esnektir.

Birbirimizi tutmak ve çekmek için bize yardım eder.
Mükemmel bir tırmanıcıyım ve bir ağaca ters ve düz olarak tırmanabilirim. Ağaçlara tırmanmak için arka ayaklarımı 180 derece döndürebilirim.
Bu da benim savunma mekanizmam.

GIDAMI TEMİZLEMEDEN YEMEM, ÇOK TİTİZİMMM!!!

Sana ilginç bir özelliğimden bahsetmek isterim.
Bana “Lotor” ismini vermişler. Anlamı da baya ilginç “Yıkayıcı” demekmiş… Hani annelerimiz elbise çitiler ya…
Onun gibi… Biraz titizim galiba…

Yemeğimi yemeden önce gıdamı mutlaka yıkarım.
Eğer su yoksa kalıntıları dilimle temizlerim.
Bu yüzden, su olmayan bölgelerde yaşayamayız.

BEN YALNIZ BİR “RAKUN”UM

Çoğunlukla yalnız yaşamayı tercih ederiz.
Yuvalarımızı dut ağaçlarına inşa ederiz.
Bazen de ağaç çukurları, mağaralar, ıssız binalar, garajlar, ahırlar, yağmur kanalizasyonları veya evlerin kullanılmayan bölmelerine de yuva yapabiliriz. Yani kimseyi rahatsız etmeyiz.

ŞARKICI DEĞİLİM AMA İYİ YÜZÜCÜYÜM

Çeşitli sesler çıkarız. Tıslama, çığlık, düdük, hırıltı ve karga gibi… Güçlü yüzücüyüm fakat kürküm su geçirmez olmadığından suyun içinde beni daha ağır yapar.

ALLAH’A TEŞEKKÜR EDİYORUM

Neyse, bütün bu özelliklerimin, aslında bana Allah tarafından verilmiş olduğunu biliyorum ve bunun için kendi dilimle hep şükrediyorum.
Peki ya sen?
Allah senin gibi insanlara bizden çok daha fazla yetenek verdiği gibi bir de “Arzın Halifesi” olarak seçmiş, bunun için O’na teşekkür ediyor musun?
Sadece sordum. Haydi, hoşça kaaaal!

LAMA
LAMA

Ne o? İlk görünüşte beni deveye mi benzettin?
Hayır, bilemedin ben bir Lama’yım!
Sen de haklısın ona benzer özellikler taşıyorum…
Ve hatta devegillerdeniz…
Görüntü olarak bir deveye benzetilirim ama hörgücüm yoktur.
Boynum uzunca, bacaklarım incedir.
Genellikle Bolivya, Peru dağlarında, Titikaka
Gölü çevresinde, Şili ve Arjantin’ bölgelerinde yaşarız.
Bana Güney Amerika’nın devesi diyebilirsin. Sebebi ise, “Çöl gemisi” olarak tanınırım.
Deveden daha küçüğüm.
Yaratıcımız, deveyi nasıl çöl ve sahra için yaratmışsa, bizi de karlarla örtülü dağlarda yaşamak için uygun şekilde özellikler vermiş.

(daha&helliip;)