Kategori: Hayvanlar Alemi

Işık Saçan Böcek: Ateş Böceği
Işık Saçan Böcek: Ateş Böceği

Merhabaa!
Sayfanın bu ayki konuğu benim!
Yaz aylarında beni sık sık görebilirsin. Bir yerlerde ışık gördüğün zaman aklına hemen gelirim!
Karanlıkta hemen fark edilirim.
Ben bir ateş böceğiyim!
Haydi gel, benimle ilgili merak ettiğin tüm konuları sana açıklayayım;
Kulaklarını aç ve beni dinle!

Işığım gözünü kamaştırdı mı? Uçarken görülen ve etrafa sarı-yeşil tonunda saçılan ışığımın yanıp sönme özelliğini fark ettin değil mi?

Ürettiğim ışık renginde değişiklik gösterebilir.

Sarı, ürettiğimiz en yaygın renk iken, soluk kırmızı, turuncu ve hatta yeşil gibi renkleri de bazı türlerde görebilirsin.

ADIM ATEŞ AMA SOĞUK IŞIK VERİRİM

Karanlıkta parladığım için beni çok ilginç buluyorlar.

Üstelik bilim dünyası, ışığımı taklit etmeye bile çalışıyormuş.

İsmimdeki ateş seni yanıltmasın, bu ışık ne sıcaklık ne de ateş verir.

Yakınıma geldiğin zaman bunu fark edeceksin.

Bu ışığı tamamen söndürerek, kendimi tehlikelerden korurum.

Parlayan ışığımın bilimsel adı, soğuk ışıktır.

Bu sebeple, ısı şeklinde hiçbir enerji kaybetmem ve tüm enerjimi ışığın üretiminde tüketirim.

Dışarıya çıkan soğuk ışığımı ileri teknolojisine sahip siz insanlar henüz bu ışığı üretememiş.

Kulağa çok ilginç geliyor değil mi?

Benim bu özelliğim tüm bilim insanları şaşırtıyor. Ama tabii ki bu yeteneğim Allah’ın bana vermiş olduğu bir özellik.

ENERJİMİN %100’ÜNÜ IŞIĞA DÖNÜŞTÜRÜRÜM

Biliyor musun?

Bir ampule verilen enerjinin sadece %4, florasan ampüle veri- len enerjinin ise %10’u kadarı ışığa dönüşebiliyor.

Bu durumun yaydığım ışık için de geçerli olacağını sanmışlar.

Tabii ben de biraz farklı… Neden mi?
Işık yayabilmek için kullandığım enerjinin %100’ünü ışığa çevirebiliyorum da ondan.

Peki bu ışığı nasıl yayabiliyorum? Dur onu da hemen anlatayım;
Bu ışık moleküler bir seviyede meydana gelen kimyasal işlem denilebilir.

İşlem sırasında bazı moleküller ayrışmaya uğrayarak, var olan enerjiyi daha üst seviyelere çıkarır ve artı duruma geçen bu enerjinin ışığa dönüştür.

BENİM GİBİ IŞIK SAÇAN BİRİ DAHA VAR!

Bazı türlerimizde, yani dişi ve erkek olarak farklı özelliklere sahibiz.

Mesela erkek ateş böceklerinden kanat bulunur ve uçabilir ama dişilerde kanat bulunmaz.

Ne ile rızıklanırım?

Genellikle sülükler, karasal salyangozlar ve diğer türlerin larvalarıyla beslenirim.

Benden bu kadar!
Beni sabırla dinlediğin için sana teşekkür ederim.

Seninle bir yerlerde karşılaşmak dileğiyle! Hoşça kaal!

Sana bir sır vereyim mi;
Benim gibi ışık saçan biri daha var!

Kim mi?
Cevap veriyorum; sensin güzel çocuk!

 

Ben Sevimli Canavar, Deniz Ejderi’yimmm!
Ben Sevimli Canavar, Deniz Ejderi’yimmm!

Merhabaa!
Denizin kıyısına doğru bir yolculuk yapmaya hazır mısın? O zaman beni takip et!
Beni göremiyor musun yoksa?
Bak şu kayalığın arasında saklanıyoruum!
Sesime doğru gel!
Şşşşt!
Buradayım!
Benim adım Deniz Ejderi!

HEM DENİZATINA HEM DE YOSUNA BENZERİM

Tazmanya’nın sığ kıyı sularında yaşarım.

Bazı türlerimiz güney ve batı Avustralya’da da bulunur.

Ne o beni bir yosuna mı benzettin?
Hatta beni deniz atına bile benzetiyorlar. Görünüş olarak benzesek de, özelliklerimiz farklı tabii ki…

Mesela, Denizatı nesneleri kuyruklarıyla tutabilir ama ben tutamam.

Sen kime benzettin, merak ettim doğrusu.

YÜZGEÇLERİM SAVUNMA MEKANİZMAM

Kendimi avcılardan nasıl korurum biliyor musun?

Küçük, yaprak benzeri yüzgeçlerim sayesinde…

Sırt ve göğüs kısmımdaki şeffaf yüzgeçlerle kendimi iterek yüzerim.

Sudaki akıntıyı kullanarak hareket ederim. Üstelik yüzgecimde koruyucu diken taşırım.

BUKALEMUN GİBİ RENK DEĞİŞTİRİRİM

Benim en bilinen özelliğim, savunma mekanizmam, yüzgeçlerimde bulunan pek çok yaprak benzeri çıkıntısı ile kendimi kamufle edebiliyorum.
Renk değiştirme yeteneğim, beni neredeyse görünmez yapar. Tıpkı bir bukalemun gibi…

BEN DİŞSİZ ETOBORUM

Ağzımda dişlerim yoktur ancak buna rağmen etoborum.
Peki nasıl beslenirim?
Mysid karidesi ve amfipodlar gibi larva balıkları ve küçük kabuklularla beslenirim.
Bunları da burnumla emerim.
Bu yetenekleri bana veren Allah’ teşekkür ederim. Hem yetenekli, hem de böyle güzel yarattığı için. Sohbetimi sevdin mi?
Anlatacaklarım bu kadar!
Beni dinlediğin için teşekkür ederim!

Karada Yürüyen Balık: Çamur Zıpzıpı!
Karada Yürüyen Balık: Çamur Zıpzıpı!

Merhabaa!

Sen hiç karada yaşayan bir balık gördün mü?

Biliyorum kulağa biraz ilginç geliyor.

Neredeyse tüm balıklar suda yaşar ama ben onlardan farklıyım.

Evet, evet, yanlış okumadın!

KARADA ÜÇ GÜN KALABİLİRİM

Beni merak mı ettin? Dur sana kendimi anlatayım;

 

Ön yüzgeçlerim var ya; hah, işte onları ayak gibi kullanarak kıyıda yürürüm.

Hani gel-gitlerin sık yaşandığı çamur yatakları vardır ya, özellikle tropik ülkelerde. İşte oralarda görünürüm daha çok.

Genellikle hayatımı suyun dışında geçiririm.

Biliyor musun? Suyun dışında 3 gün kadar sağ kalabilirim.

Hava solumak için özel bir organa sahip değilim ama nemli kaldığım sürece oksijeni derimden ve ağız kenarımdan emebilirim.

Allah bana böyle bir özellik vermiş işte. Bundan da mutluyum.

Nemli kalabilmek için sulu toprakta yani çamurda sık sık yuvarlanır ve başımı ıslak tutarım.

İKİ GÖZÜM İKİ ÇEŞME

Hem biliyor musun? Solungaç odacıklarımda su baloncuklarını tutabilirim.

Bu sayede suyun dışında solungaçlarım yoluyla nefes almayı sürdürürüm.

Gözümün alt kısmında su dolu bir kesecik var ve karadayken bu kesecik beni hayatta tutar.

Sık sık gözlerimi bu keseye doğru çekip nemlendiririm.

Üstelik iki gözüm de birbirinden bağımsız hareket ettiği için görüş açım çok geniştir.

Ayrıca suyun dışında, yani hava ortamında suda olduğumdan daha iyi görebilirim.

Ön yüzgecimle adım atarken düz zeminlerde arka yüzgecimden yardım almam.

Bunu bana kim mi öğretti. Tabii ki, Allah!

KUYRUĞUMLA TIRMANIRIM

Genellikle kuyruğumu peşimden sürüklerim.

Hem eğimli yüzeylerde ve zıplama yapacakları zaman kuyruğumu yine kullanırım.

Kaslı kuyruğum ve gövdemin sayesinde, hafif yükseltilere tırmanmayı da başarırım.

Kıyılarda gezinirken bulduğum böcekler benim besin kaynağım.

Suyun içinde avlanırken emerek beslenme tekniği kullanırım. Hani siz şeker emersiniz ya, onun gibi bir şey. Bu bana özel verilmiş bir yetenek.

DİLİM YOK AMA “SU DİL”LİYİM!

Özel bir anatomi yani ağız-çene yapımdan kaynaklı bu tekniği suyun altında kolayca yapabilirim.

Şimdi karada nasıl bir teknik kullanıyorum diye düşünüyorsan, hemen cevabımı vereyim,

Karada da bambaşka bir yöntemle beslenebilirim.

Dilim olmasa da karaya çıkarken yanımda su götürebiliyorum.

Nasıl mı?

Besleneceğim zaman üzerime su fırlatıyorum ve o suyu emiyorum.

Bunun bir adı var “su dili” ama bazı yerlerde “hidrodinamik dil” olarak da geçiyor.

Ağzımda taşıdığım suyu dil gibi kullanarak karada beslenebilirim.

Bütün bu marifetleri bana veren Allah’a ne kadar şükretsem az! Peki sen, sana verilen or- ganların için ne kadar şükrediyorsun?

Sen bunları düşünedur, bana da müsaade! Görüşürüüüüz!

 

KÜÇÜK KRAL ŞAHMERAN GELİYOOOR!
KÜÇÜK KRAL ŞAHMERAN GELİYOOOR!

Merhabaaa!
Ne o, gözlerin mi kamaştı?
Göz alıcı rengim dikkatini çekti değil mi? Evet, hemen fark ediliyorum.
Ben kim miyim?
Sayısız efsaneye ve halk hikâyesine konu olmuş bir kertenkele türüyüm.
Orta Amerika’da yaşarım.
Adım Yeşil Şahmeran!
Bilim insanları bana, “Basiliscus plumifrons” der.
Yunanca kökenli olan bu kelime, “küçük kral” anlamına gelir; çünkü kafa yapım tıpkı bir taca benzer.

KESKİN PENÇELERİM VAR!

Şimdi sana ilginç özelliklerimden bahsedeyim mi?
Bir kere benim oldukça çevik bir yapım var, uzun ve keskin pençelere sahibim.

Bana verilen bu özellik sayesinde ağaçlara hızlıca tırmanabilirim.
Ayaklarımda bulunan pençelerim ise yere doğru bakar.

SU ÜZERİNDE YÜRÜYEBİLİRİM

Keramet sahibi değilim ama ayak parmaklarımın yüzey alanının geniş olması sebebiyle su üzerinde yürüyebiliyorum. Biliyor musun? Dünyada bu özelliğe sahip bacakları olan tek canlı türüyüm… Suyun üzerinde 4.6 metre hızla koşabilirim.
Bunu nasıl mı yapıyorum?
Koşarken ayaklarım havayı keser ve ben de bu şekilde suyun üzerinde koşabilirim.

AĞAÇ TEPESİNDE DURURUM

Ormanlık alanlar ve yeşillikler dolu nehir kenarlarında yaşarız.
Bu bölgede Yeşil Şahmeran nüfusu bir hayli yüksektir.
Ancak beni görebileceğin yerler genelde yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki ağaç tepeleridir.
Oralarda bulunma sebebim, yaklaşmakta olan herhangi bir tehlikeden kaçmak için sıklıkla ağaçlara tırmanırım.
Suya yakın yerlerde daha çok tehlikeye maruz kalırız.

Ne ile mi beslenirim?
Balık türleriyle, kurbağalarla, kuşlarla ve hatta diğer kertenkelelerle beslenirim.
Aynı zamanda otçulum.
Bitkilerle de beslenebilir; bitki tohumlarını, meyveleri ve yaprakları da yiyebilirim.

DOĞUŞTAN YETENEKLİYİM

Biliyor musun?
Bizler koşma, tırmanma ve yüzme yeteneğine sahip olarak doğarız.
Bu yetenekleri bize veren elbet Bir’i var tabii ki. Yoksa özel eğitim almış olsak bile 20 veya 30 yıl geçse belki ancak bu yeteneklere sahip olabiliriz.
Bu yüzden sizin deyimizinle, doğuştan yetenekliyiz. Sohbetimizin sonunda geldik.
Benim anlatacaklarım bu kadar! Ya senin anlatacakların var mı?
Dinliyorum. Hoşça kal Can Kardeş!

GU GUK, GU GUK, BEN BİLGE BAYKUŞ’UMMM!
GU GUK, GU GUK, BEN BİLGE BAYKUŞ’UMMM!

Gu guk, gu guuk!
Bu benim selamlama şeklim!
Yani sana “Merhaba” diyorum.
Eveet, doğru bildin ben bir baykuşum!
Çizgi film ve belgesellerde gördüğün ihtişamlı kuşum!
Haydi, gel sana biraz kendimden bahsedeyim.
Geceleri avlandığım için “gece yırtıcıları” takımına girerim.
Büyük başlı, tüylü bir kuş türüyüm.
Antartika dışında her bölgede yaşayabilirim. Senin ülkende bile!

HEM UÇARIM, HEM YÜRÜRÜM

Kuyruğum kısa, kanatlarım epey uzun ve geniştir.
Kanat açıklığım neredeyse bir insan boyuna yetişir.
Böyle hep göklerde gezmiyorum elbette… Yapısal olarak aynı zamanda yürüyebiliyorum.
Yürüdüğüm zaman ağırlık merkezi olarak ayaklarımın üzerinde dururum.
Böyle zamanlarda kanatlarım gövdeme yapışıktır.

EKOLOJİK DENGE BİZDEN SORULUR

Gündüzleri uyur veya ağaçlarda güneşlenirim.
Beni küçük görüp Karamürsel sepeti sanmayın;
kendimden iri hayvanlara saldırmaktan asla çekinmem.
En büyük düşmanım Şahin, atmaca gibi gündüz avlanan yırtıcılardır.
Eh, bazen acıkırız. Bu yüzden kemirgen ve farelerle beslenirim.
Bu da tabii ki, ekolojik dengeye katkı sağlıyor.
Biliyor musun, dengeyi koruduğumuz için bazı ülkelerde koruma altına alınmışız.

BAŞIMI 270 DERECE DÖNDÜRÜRÜM

Sana bir sorum var; başını 270 derece döndürebiliyor musun?
Hmm demek çeviremiyorsun.
Biliyor musun? Bana böyle bir yetenek verilmiş.
Genellikle, kuşlarda 7 omurga bulunur.
Ben ise, 14 omurgaya sahibim.
Bu sebeple başımı rahatça döndürebilirim.
Yok yok öyle düşündüğün gibi, beyin ve boyun bölgemde bir yaralanma olmuyor.
Peki, bunu nasıl yapıyorum?
Hemen açıklayayım; dönüş esnasında vücudumdan beynime giden kanı keserim.
Beynimin ve gözlerimin ihtiyacı olan kanın toplandığı bir havuz sistemine sahibim.
Dönüş esnasında buradaki kan ile beyin ve gözümü beslerim. Hayır, bunu bilinçli yapmıyorum. Allah bana böyle ilham ediyor.

GÖZLERİM HASSASTIR

Gözlerim ışığı geçiren ve kıran özelliklere sahip 3 tabakadan meydana gelir.
Dışta bulunan sert tabaka, tümsek şeklinde saydam tabakayı oluşturuyor. Aynı zamanda gözümü koruyan sert tabakadır.
Damar tabaka ise, damarlı bağ dokusundan oluşur.
Bir de, gözlerim kemikli bir tüp şeklinde olan göz yuvama oturmuş şekildedir.
Bu nedenle sadece dümdüz ileriye bakabilirim.
Sağa ve sola bakmam gerektiğinde başımı yana doğru çevirmem gerekir.
Gözümde bulunan ağ tabaka sarı renkli ve büyütücü özelliğe sahiptir.
Gözlerimdeki çubuk duyu hücrelerinin yapısında, mor ışık görüntüsü  sağlayan madde bulunur.
Bu madde az miktarda ışığı bile kimyasal sinyale çevirerek, görmemi sağlar.
Biliyor musun, mavi rengi görebilme özelliğine tek sahip olan kuşum.
Diğer kuşların tersine üst gözümün kapağı alt göz kapağımın üstüne gelmez. Yani, görme ve işitme duyularım oldukça iyidir.

HAYALET GİBİ SESSİZ UÇARIM

Avlanırken çook sessiz bir şekilde uçarım.
Uçarken kanat sesimi bile duyamazsın.
Avımı az ışıkta bile rahatça yakalayabilirim.
Işığın olmadığı yerlerde işitme duyularım ile avımın yerini belirlerim.
Kulaklarım oldukça hassastır. Öyle ki, hem işitme görevini görür, hem de dengemi sağlar.
Yön bulmamda önemli role sahiptir.
Kulağımda zar, kanal, kemikçik ve sıvılar bulunur. Geceleri sessiz ortamda bir iğnenin yere düşüşünü bile duyabilecek yapıya sahiptir.
Kulaklarım birbirinden uzak ve delikleri büyüktür. Sesler bir kulağımdan diğerine çok kısa sürede geçer. Aynı zamanda perdelidir. Dinlenirken açtığım perdeleri, uçarken kapatırım.
Sana anlatacak o kadar çok özelliğim var ki, sadece bu bilgilerle yetinmelisin.
Sonsuz Kudret Sahibi Allah, insanlara ve hayvanlara pek çok farklı özellikler verir.
Bir kuşa baktığın zaman ondaki hikmetleri de görmeni istiyorum.
Haydi, hoşça kal dostum!
Beni tanımak sence nasıldı?

Çöl Gemisi: Deve
Çöl Gemisi: Deve

Ne diyor mukaddes kitabımız;
“Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?”
Merhaba sevgili dostum;
Bunu neden yazdığımı kendimi tanıttıktan sonra daha iyi anlayacaksın.
Daha önce pek çok yerde bir deve görmüş olabilirsin.
Sana, duymadığın ilginç özelliklerimden bahsedeceğim.
Hazır mısın?
Beni özel kılan birçok sebep var.
Bunlardan birincisi; vücut şeklim… Tabii ki öyle sıradan bir vücut değil.
Açlık ve susuzluğa günlerce dayanabilirim. Günlerce, sırtımda yüzlerce kilo ağırlıkla yol gidebilirim.

DİKENLİ AĞZIM SAYESİNDE HER ŞEYİ YERİM

Gelelim ikinci farklı özelliğime;
Ağız ve dudak yapım…
Sivri dikenleri bile rahatlıkla yiyebilecek şekilde yaratılmıştır.
Dört yüzlü midem ve sindirim sistemim ise; neredeyse her şeyi öğütebilecek kadar güçlüdür.
Normalde yiyecek sınıfına girmeyen kauçuk gibi maddelerden bile faydalanabilirim.
Kurak ortamlarda yaşayabilmemiz için bu üstün özellikler bize bahşedilmiş.

KİRPİKLERİM VE BURUN YAPIM BENİ FIRTINADAN KORUR

Üçüncüsü;
Gözlerim iki kat kirpiklidir. Kirpiklerim, kapan gibi iç içe geçerek, gözümü şiddetli kum fırtınalarına karşı tam bir korumaya alır.
Bu kadarla sınırlı değil…
Size burun yapımdan bahsetmek isterim.
Burnum çok sayıda köklere ayrılmış kanallardan oluşur.
Yaşadığım sıcak bölgelerde havadaki nem miktarı oldukça az…
Bu sebeple soluduğum havadaki suyu kaybetmemem gerekir.
İşte bu yüzden burnum hem çok büyük ve kıvrımlı, hem de süngerimsi bir dokuyla kaplıdır.
Şiddetli kum fırtınalarına karşı kum girmesini engellemek için, tıpkı bir gözün kapanması gibi burun deliklerimi de kapatabiliyorum.

TÜYLERİM SAYESİNDE GÜNEŞTEN KORUNURUM

Gelelim tüylerime;
Bütün vücudumu kaplayan sık tüylerim çölün yakıcı güneşinin derime temas etmesine engel olur.
Üstelik 70 derecelik sıcaklıktan etkilenmeyiz.
Biliyor musun; soğuk havalarda da tüylerim ısınmamı sağlar.
Çift hörgüçlü türlerimiz sıfırın altında 52 derecelik bir soğukta bile yaşar.
Ayaklarım da ilgini çekmiş olabilir…
Bacaklarımdan daha büyük olan ayaklarım da kuma batmadan yürüyebilmem için geniş yaratılmıştır.
Ayak tabanlarımdaki özel kalın deri ise;
kızgın çöl kumlarına karşı kendimi korumam için donatılmıştır.

ÜSTÜMDE SU DEPOSU TAŞIRIM

Bir başka özelliğim;
Zorlu çöl şartlarında en büyük yardımcım hörgüçlerim…
Hörgüçlerim vücut ağırlığımın beşte biri kadar yağı depo eder.
Vücudumda yağın tek bir noktada toplanması, vücudumdaki yağa bağlı olarak her yerimden yoğun oranda su atılmasını engeller.
Bu da suyu az miktarda kullanmamı sağlar.
Kan ve hücre yapım da, uzun süre susuz yaşayabileceğim şekildedir.
Vücudumdaki hücre duvarları, hücrelerinin fazla su kaybetmesini engelleyecek bir yapıdadır.
Kan yapım ise, vücudumdaki su en aza inse bile kan akışında bir ağırlaşmaya sebep vermeyecek biçimde yaratılmıştır.
Ayrıca kanımda, susuzluğa dayanıklılığı arttıran albümin enzimi, diğer canlılardan daha fazla miktarda bulunur.
Yazının başındaki ayetin sebebini şimdi anladın mı sevgili dostum?
Bu üstün özellikleri bir vücutta toplayan Sonsuz Kudret sahibi olan Allah’a teşekkür ediyorum.
Unutma ki, hayvanlar Allah’ın sessiz kullarıdır ve hesap günü onlar da dile gelecek… Haydi kal sağlıcakla!

Kutupların Beyaz Tilkisi
Kutupların Beyaz Tilkisi

Merhabaaa!
Sana kutuplardan sesleniyorum!
Burası çook soğuk!
Brrr!
Sen de kürkümün sıcaklığından yararlanmak istiyorsan, üşümeden gel.
Yarımküre’deki Arktik tundralarda yaşarım.
Kanada, Alaska, Rusya, Grönland ve nadiren de olsa İskandinavya’da türlerimiz bulunur.
Anavatanım İzlanda’dır.
İzlanda’da tek kara memelisi olarak tanınırım.

YUVARLAK VÜCUDUM SAYESİNDE ÜŞÜMEM!

Adımdan da anlaşılacağı gibi, ben bir kutup tilkisiyim.
Üstümdeki kalın kürk sayesinde, bu zorlu iklim şartlarına dayanabilirim.
Yaratıcımız bana öyle bir vücut sistemi vermiş ki, eksi 70 derecede dahi yaşayabilirim.
Bu zorlu iklim şartlarına dayanma sebebim ise, ısı kaybını minimuma indiren, düşük yüzey alanı/ağırlık oranı ve yuvarlak vücut şeklimdir.
Dur, daha bitmedi. Kendimle ilgili ilginç bir bilgi paylaşmak isterim.

Yaz aylarında da boş durmam, hayatta kalabilmek için vücudumda yağ depolarım.
Diğer iklim şartlarına da ayak uydururum.
Mesela sıcaklık arttığında serinlemek için burnumdan ısı yayabilirim.
Genellikle çok geniş bir alana yayılan, çok fazla girişi olabilen geniş yer altı tünellerinde yaşarım.

RENK DEĞİŞTİREN KÜRKÜM VAR!

Biliyor musun; kürküm bazen renk değiştirebiliyor…
Rabbim bana böyle bir yetenek vermiş.
Sebebine gelince;
Hem genetik, hem de mevsime bağlı nedenlerle farklı renklere bürünüyoruz.
Karın bembeyaz olmadığı durumlarda buna uygun olarak kürkümün rengini çamurlu kar haline getirebilirim.

Bazı türlerimizde kürkün rengini mavi, kahverengi veya gri renkte görebilirsin.
Renk değiştirme özelliğim, yırtıcı hayvanlardan kaçarken gizlenmeme yardımcı oluyor.
Nasıl mı?
Bu işlemi tüy dökerek yaparım.

TAVŞAN AYAKLI TİLKİYİM

Pençelerim kalın tüy tabakası ile kaplıdır.
Bana tavşan ayaklı tilki diyorlar.
Bunun nedeni ise; pençelerimin tavşan ayağına benzemesinden kaynaklanıyor.
Ne ile mi beslenirim?
Sana ilginç gelecek ama ne bulursam yerim.
Yiyeceğin çok az olduğu durumlarda metabolizma hızımı yarı yarıya düşürebilirim.

Sana kendimi anlattım.
Umarın sıkılmadın!
Son olarak, Hayvanlar, Allah’ın sessiz kullarıdır…
Bizi koruyun, sevin, doğal ortamlarımızdan ayırmayın.

Devasa Misk Sığırı
Devasa Misk Sığırı

Merhaba Dostlar!
Size soğuk iklimden sıcak bir selamla geldim.
Ben bir Misk Sığırı’yım.
Beni daha önce bir yerde gördünüz mü?
Kalın kürküm ve soğuğa dayanıklılığım sayesinde çok dikkat çekiyorum. Kuzey Amerika’nın Arktik bölgelerinde ve Grönland’da sürü halinde gezer, yaşarız.

KALIN KÜRKÜM SIĞINAĞIM GİBİ

Bu soğuk iklime nasıl mı dayanıyoruz?

Az önce de söylediğim gibi kalın kürkümüz sayesinde hiiç üşümeyiz!

Bizi bir battaniye gibi ısıtır.

Görünüş olarak koyun ve keçiye benziyormuşuz.

Ama kendi içimizde farklı bir sınıfa ayrılıyoruz.

BÜYÜK GÖRÜNEREK DÜŞMANLARIMI ÜRKÜTÜRÜM

Fiziksel özelliğime gelince;

Ortalama 285 kilo ağırlığındayım. Bazı türlerimizde 400 kiloya kadar değişebiliyor.

Kürkümün altında gizli duran küçük kuyruğumun uzunluğu 10 cm’dir.

Kalın kürküm ve büyük kafa yapımdan dolayı çok büyük görünürüm. Böylelikle düşmanlarım benden çekinir.

GÜVENLİK SİSTEMİMİZ İNSANLARA ÖRNEK

Size ilginç bir özelliğimden bahsetmek isterim.

Bizi Yaratan Kudret tarafından her hayvana kendine has bir savunma mekanizması verilmiş ya… İşte bizimkisi biraz farklı…

Diyelim ki, bir saldırı ile karşı karşıya mı geldik! Oradan kaçmak yerine kendimize bir güvenlik çemberi oluştururuz.

Tüm grup üyeleriyle düşmana arkamızı dönmeden geri geri giderek bir daire oluştururuz. Yavrularımız bu dairenin merkezinde kalarak, anne sığırların uzun tüyleri altında saklanır… Hep beraber yavrularımızın çevresini kuşatarak onları tam bir koruma altına alırız.

 

YAVRULARIMIZ HER ŞEYİMİZ

Saldırganların üzerine aramızdan gönderdiğimiz en cesur misk sığırını düşmanın üzerine gönderdikten sonra yavruları koruyan dairenin dağılmaması için tekrar yerine geri döner.

Siz insanlar da tıpkı bizim güvenlik sistemi gibi korunuyorsunuz değil mi?

Benim anlatacaklarım bu kadar. Umarım sıkılmadınız.
Hoşça kalın!

 

 

 

 

Zürafa Ceylanı: Gerenuk
Zürafa Ceylanı: Gerenuk

Merhabaa minik arkadaşım!
Yoksa sen de mi ilk bakışta beni bir zürafaya benzettin?
Hatta ceylan bile diyenler oldu.
Haklısın çok benzeriz ama ne ceylanım, ne de zürafa aslında ben bir antilobum.
Benzerliğimizden dolayı bana Zürafa Ceylanı ismini vermişler.
Gerçek adıma gelince o da hayli ilginç; Gerenuk!

FİZİKSEL ÖZELLİKLERİM…

Uzun boyum ve bacaklarım ile kolayca fark edilirim.
Açık kahverengi ve bazı türlerimizde sarımsı kürke sahibiz.
Gözlerimin kenarı ve ağız çevremde beyaz kürkler vardır.
Kuyruğumun altın kısmında ise siyah tüyler bulunur.

YÜKSEK DALLARA ULAŞIRIM

Genellikle Afrika Boynuzu’nda ve Doğu Afrika’nın daha kuru kısımlarında bulunuruz.
Fıtrî doğada yaklaşık 8 yıl, koruma altında ise ortalama 13 yıl yaşarız.
Genel olarak ağaçların altına uzanmayı severim.
Ağaçların, filizlerin, bitkilerin, çiçeklerin ve meyvelerin yanı sıra çalıların yaprakları ile rızıklanırım. “Ot”oburum yani.
Ortalama 80 farklı yaprak yediğimi söylesem?
Arka ayaklarımın üzerinde dik bir şekilde durup, boynumu uzatarak yemek yerim.
Hem ceylandan daha yüksek dallara ulaşabilirim.
Yaradılışımıza uygun olan ayakta yemek…
Yem ve beslenme, gün boyunca en önemli aktivitemdir.
Sen ve arkadaşların oturarak yemek yersin değil mi? Çünkü senin için en sağlıklı yöntem bu.

HOŞÇA KAAL!

Sivri uçlu ağzım, dikenli bitki örtüsünden yaprakların çıkarılmasında bana yardımcı olur.
Sen su içmeyi sever misin?
Ben günlük olarak pek fazla su tüketmem.
Su ihyacımı yaprakların üzerinde nemden sağlıyorum.
Benim söyleyeceklerim bu kadar!
Seninle sohbet çok güzeldi.
Hoşça kal güzel çocuk!

RENGÂRENK GAGALI “PUFFİN”İM!
RENGÂRENK GAGALI “PUFFİN”İM!

Beni bir karnaval kuşuna mı benzettin?
Şaşırmadım doğrusu, genelde bana ilk bakanlar bir sürü şeye benzetir…
Gözlerimin çevresinde bulunan siyah desen, sanırım bana bu görünümü veriyor.
Sence başka kime benziyorum?
Penguen, Papağan, Ördek…
Öncelikle ben bir penguen değilim.
Papağana benzerim ama ördek hiç değilim.
Haklısın, görünüş olarak benzeriz ancak özelliklerimiz farklıdır.
Bana Deniz Papağanı derler…
Yani adım, Puffin! Bu “kuzey martısı” demek oluyor.
Ama ben en çok “Deniz Papağanı” ismini seviyorum.

HEM UÇARIM, HEM YÜZERİM!

Kuzey Atlantik ve Kuzey Pasifik açık denizinde bulunuruz.
Genellikle sahilden uzakta denizde yaşarız.
Gövde boyum yaklaşık 30 cm, kanat aralığım ise, 60 cm’e yakındır.
Yani bir güvercin büyüklüğündeyim.
Uçuşum biraz hantal gözükse de buna rağmen göçmen bir kuşum.
Kış mevsiminde Güney Afrika’ya veya Yeni Zelanda’ya kadar kısa olan kanatlarımı hızlı bir şekilde çırparak uçarım.
Üstelik su altında yüzme yeteneği de verilmiş bana.

GAGAM MENTEŞE GİBİDİR

Havadaki ve denizdeki hareketli yapıma rağmen karada yürürken biraz sakarım. Karada yürümeye pek alışkın
değilim de ondan.
İştahlıyım…
Dur, ağzımdan şu balıkları bir kenara bırakayım.
Gördüğün gibi, balık ve zooplanktonlarla beslenirim. Balıkçılar olta yardımıyla ben de gagam ile balıkları tutarım.

Nasıl mı?
Menteşe mekanizmalı gagam sayesinde kolaylıkla avımı tutabilirim.
Sana ilginç bir şey söyleyeceğim. Gagamın renkleri kış mevsimi geldiğinden solar.
Üstelik tek gagam değil, mercan kırmızı renkte perdeli ayaklarım da soluk sarıya dönüşür.
Yaa… Ne kadar ilginç değil mi?

KULUÇKA USTASIYIM

Kuluçka zamanı sürüyle o bölgede daireler çizerek denize kadar ilerleriz. Sahilde bulunan doğal kavuklarda, pençeli ayaklarımızla çim toprağı kazırız ve oyuk şeklinde koridor oluştururuz. Bu koridorlarda kendimize tek odacıklı kuluçka yapar dinleniriz.
Acıkmaya başladım. Gidip sahilde sardalya türü balık avlayayım.
Yok mu benimle gelen?
Haydi hoşça kaaaaal!