Kategori: Hayvanlar Alemi

BEN ŞİRİN BİR AKROBATIIIM!
BEN ŞİRİN BİR AKROBATIIIM!

Merhabaa!
Ha bu arada size ‘merhaba’ derken, daldan dala atladığımı bilmem anlatmama gerek var mı?
Yerimde duramam, mutlaka o sarmaşık senin bu sarmaşık benim ayak basmadık ağaç dalı bırakmam.
Eee, Orta Afrika’nın Ekvator ormanlarında yaşarsanız, böyle hareketli olmanız işten bile değil.
Elbette küçük gruplar halinde yaşıyor olmamıza rağmen, arada bir yaramazlık yaparım böyle.

İNSANA EN ÇOK BENZEYEN HAYVAN

Ben kim miyim?

Biraz sabır canım! Fotoğrafta gördüğünüz gibi bir “Şempanze”yim!
“Hayııır, maymunsun!” dediğini duyar gibiyim… Evet, doğru, ama “maymun” bizim genel adımız. Öyle çok türümüz var
ki… İşte, ben “şempanze” türüyüm.

Hayvanlar arasında insana en çok benzeyen bir yapımız var… Ellerimiz ayaklarımız var. Tamam. Beş parmağa sahibim. Ama ayaklarım da tıpkı ellerim gibi yaratılmıştır.
İnsanlar dik yürür biliyorum, ama ben gövdemi öne eğerek yürürüm. Yine de senin gibilerle aramda epey farklılıklar var. Mesela yağmura altı ay gibi uzun süre dayanabilirim. Dayanıklıyım yani.

ÖMÜR BOYU ÇOCUKLUK

Ağaçlar benim her şeyim; orada otururum, vakit geçiririm, günün çoğunu yaprak yiyerek geçiririm.
Yapmayı en çok sevdiğim şey ise, bir daldan diğer bir dala sıçramak, ağaçtan ağaca atlamak…
Aramızda kalsın, bize akrobat diyorlar…
Tabii kendimizi güvene almadan ağaç üstüne çıkmayız. Yani, hoplayıp, zıplayarak ömür boyu çocuk olarak kalırız bir bakıma…

BEN KÜÇÜKKEN…

Haa, çocukluk dedim de, biraz küçüklüğümden bahsedeyim, ne dersin?
Doğumumdan sonra neredeyse altı ay, annemin karnında asılı bir şekilde yaşadım.
Peki, altı ay sonra? O zaman da annemin sırtına çıktım. Ne kadar sabırlı annem… Her türlü fedakarlığı üstleniyor.
Biraz daha büyüdüğümde kendime yeni arkadaşlar edindim, oynamaya başladım. Tıpkı senin gibi. Bu arkadaşlarımla Hindistan cevizi ağacına tırmandık, çakıl taşları ile ceviz kırmayı öğrendim.
Hem ağaçtaki muzları keşfettim… Ne kadar güzel tadı var. Allah bize bu muzları çok sevdiriyor nedense.

YASTIK OLMADAN ASLA UYUMAM

Uyumayı sever misin? Ben de!
Ailece erken uyumayı tercih ederiz.
Gece olduğu zaman yatağımızı, hızlı bir şekilde iki dalın arasına yaparız.
Yatacağımız yeri özenle hazırlarım. Şaşıracaksın biliyorum. Yastık olmadan uyumam…
Bazen yatağın yanına yastık bile hazırladığımız oluyor.
Seninle sohbet etmek çok keyifliydi.
Bu arada yatağımı ve yastığımı hazırladım. Benden bu kadar!
Haydi hoşça kal!
Zzzzz…

GÖBEĞİNİ MASA GİBİ KULLANAN: SU SAMURU
GÖBEĞİNİ MASA GİBİ KULLANAN: SU SAMURU

Merhabaaa Can Kardeş Ailesi!
Arkadaşlarımla sohbet ederken duydum, bu dergiye her ay bir hayvan konuk oluyormuş.
Madem öyle… İrem ablayı aradım, bu ay beni konuk eder misin diye sordum. Önce mırın kırın etti. Sırada daha birçok hayvan var dedi… Sonra onu ikna ettim ve röportaja başladık.
Önce “Bana kendini anlat” dedi İrem abla… Ben de başladım anlatmaya:
Sevgili Dostum;
fotoğrafta göründüğü gibi beni hemen tanıdın değil mi; ben bir su samuruyum!
Sansargiller ailesinden sayılırım, nehir ve göl kıyılarında yaşarım.

MİDYEYİ GÖBEĞİMDE YERİM

Suda yaşamayı çoook severim. Genellikle su kenarlarına kazdığım çukurlarda hayatımı sürdürürüm.
İyi bir ev dekoratörüyüm. Yuvamı yaparken önce kuru yaprak ve yosunlarla döşerim. Nefes almak için mutlaka havalandırma deliği bırakırım.
Başka özelliklerim söyleyeyim de şaşır… Mesela, alet kullanan birkaç hayvandan biriyim. Allah bize öyle bir sanat vermiş ki… Araç gereç kullanabilme yeteneğimi vermiş. Midye yemek için dipten bir taş alır, sırt üstü dönerim, taşı göbeğime koyar ve midyeyi taşa vura vura kırarım. Çok komik değil mi? Göbeğimi masa gibi kullanırım yani.

SU GEÇİRMEZ BİR KÜRKÜM VAR

Fiziksel özelliklerime gelecek olursak…
Ayaklarım kısa, beş parmaklı ve kısmen perdelidir. Ben ve türlerimin rengi koyu kahverengidir. Su geçirmeyen sık tüylü posta
sahibim.
Suyu sevdiğinden bahsetmiştim ya, aynı zamanda çok iyi bir yüzücüyüm!
Suya dalarken burun ve kulak deliklerini kapatırım. Yassı kuyruğumu da dümen olarak kullanırım.
Tıpkı bir dalgıç gibi… Tıpkı bir denizatı gibi…
Oynamayı ve suda sırtüstü yüzmeyi çok severim!
Derinlere yani, 30 metreye kadar rahatlıkla dalarım.
Çoğu zaman yalnız dolaşırım.
Avlanma işini geceye bırakırım.

NİMET VERENİN NİMETİYLE RIZIKLANIRIM

Besin kaynaklarıma bakalım;
Denizkestanesi, midye, istiridye, mürekkepbalığı ve salyangozlar yani deniz canlıları ile rızıklanırım.
Evet “rızıklanırım” dedim. Çünkü Allah bizim rızkımızı dünyanın neresinde olursa olsun gönderiyor. Bizi nimetiyle nimetlendiriyor.

PIRIL PIRIL KÜRKÜM YÜZÜNDEN NESLİM YOK EDİLİYOR

Maalesef, senin büyüklerin kürkümüz için bizi avlıyor.
O yüzden bol avlanılan havyanlar arasında yer alıyoruz.
Can Kardeşim, biz Allah’ın sessiz kullarıyız. Eğer konuşabilseydim şöyle derdim: Bizi kürkümüzden dolayı avlamayın. Neslimizi tüketmeyin. Yaşamamıza müsaade edin. Biliyorum ki Can Kardeş okurları bu çağrımı büyüklerine iletecektir.
Haydi hoşça kalııııın!

Vay “Sümsük” Vay!
Vay “Sümsük” Vay!

Evet, yanlış duymadın! Arkadaşlarınız arasında bazen kızdığınızda işte böyle bir sıfatla seslenirsiniz ya!
Yani güya “sümsük”ün karşılığı olarak; mıymıntı, uyuşuk, miskin veya tembel kimse olarak yakıştırıyorsunuz ya…
Çok ayıp bence…
“Bence” diyorum, çünkü o “sümsük” benim!
Gerçekte “sümsük”ün nasıl biri olduğunu şimdi sana anlatacağım.

MAVİ AYAKLI SÜMSÜK

Galapagos Adaları’ndan, Peru’ya kadar olan kıyı bölgelerde yaşarım. Yani Pasifik Okyanusu’nu doğu kıyıları diyebilirim.
Bir kuş türüyüm. Uzun ve sivri kanatlara sahibim.
Kafam ve boynum beyaz kırçıllı açık kahverengidir.
Karnım ve arka kısmı beyaz tüylüdür.
En belirgin özelliğim herkesi hayrette bırakıyor. O da; ayaklarım diğer kuşlar gibi kırmızı veya turuncu renkte değil, tam tersi mavi renktedir.
Evet, ben mavi ayaklı bir “sümsük”üm.

Dalış Uzmanı ve İyi Bir Yüzücüyüm

İyi bir yüzücüyüm. Bir dalışta suyun iki metre altına inebilirim. Avımı asla kaçırmam; ayak ve kanatlarımı kullanarak
su altında yüzerek avımı korurum.
İyi bir dalış uzmanıyım diyebilirim.
Havadan denize dalarak, suya giriş sırasında şoku azaltmak için yüzümün deri altında hava keseleri bulunur.
Tedbir için, korunmam için tabii ki…
Allah böyle bir mekanizma vermiş bize.

Erkek De Olsam Kuluçkaya Yatarım

Tek eşli kuşlar grubuna gireriz. Binlerce kuşun bulunduğu kolonide eşimi sesinden tanırım.
Dişi kuşlar erkek kuşlara göre biraz daha iri olur.
Kuluçka döneminde neler yaşadığımızdan bahsetmek isterim. Kuluçka süremiz 40-45 gündür. Erkek ve dişiler birlikte kuluçkaya yatarız.
Kuluçka sırasında perdeli ayaklarımızda damarlar artar ve yumurtaları sıcak ayak perdelerimizin altında tutarız.

YAVRULARIMA SORULULUK VERİRİM

Bazen avlanmak için iki aylık olan yavrularımızı yalnız bırakırız. Eee… Biraz sorumluluk duygusu veriyoruz keratalara… Böylelikle yavrular yuvadan çıktıkları gibi uçmaya başlar.
Benim türümden 10’a yakın kuş olduğunu hatırlatırım.
En ilgi çekeni ise “kırmızı ayaklı sümsük” kuşu… Ne bileyim, bana komik geliyor.

Sen Arkadaşlarına “SÜMSÜK” Der Misin?

Ama ne olur, kendi aranızda “sümsük” derken gereksiz sıfatlardan uzak durun.
Benim sevimli olduğumu fotoğraflardan göreceksin zaten. Çünkü gören bir daha bakmak istiyor.
Beni bu kadar güzel, ihtişamlı yaratan Rabbime teşekkür ediyorum. Sen de ediyor musun?
Haydi, sağlıcakla kal ve bundan sonra sevdiğine “mavi ayaklı sümsük” der misin?

MASKELİ VE SEVİMLİ RAKUN’UM
MASKELİ VE SEVİMLİ RAKUN’UM

Heyy dostum!
Daha önce bir rakun görmüş müydün?
Demek beni çizgi filmlerde ve belgesellerde izledin. Şimdi ise canlı bir şekilde karşındayım! Sana birtakım özelliğimden bahsetmek isterim. Haydi, o zaman kulaklarını ve gözlerini dört aç!
Kuzey Amerika’nın yerli hayvanı olarak tanınırız. Amerika Birleşik Devletleri’nin yanı sıra Meksika, Kanada ve Güney Amerika’nın kuzeyi boyunca yaşayan türlerimiz var.

TIRMANARAK SAVUNURUM

Ayıların yakın akrabasıyız.
Ama o kadar iri değiliz.
Pençelerimi görüyor musun?
İnsan eline benzediğini söylüyorlar. Sence de öyle mi?
Ayak parmaklarım esnektir.

Birbirimizi tutmak ve çekmek için bize yardım eder.
Mükemmel bir tırmanıcıyım ve bir ağaca ters ve düz olarak tırmanabilirim. Ağaçlara tırmanmak için arka ayaklarımı 180 derece döndürebilirim.
Bu da benim savunma mekanizmam.

GIDAMI TEMİZLEMEDEN YEMEM, ÇOK TİTİZİMMM!!!

Sana ilginç bir özelliğimden bahsetmek isterim.
Bana “Lotor” ismini vermişler. Anlamı da baya ilginç “Yıkayıcı” demekmiş… Hani annelerimiz elbise çitiler ya…
Onun gibi… Biraz titizim galiba…

Yemeğimi yemeden önce gıdamı mutlaka yıkarım.
Eğer su yoksa kalıntıları dilimle temizlerim.
Bu yüzden, su olmayan bölgelerde yaşayamayız.

BEN YALNIZ BİR “RAKUN”UM

Çoğunlukla yalnız yaşamayı tercih ederiz.
Yuvalarımızı dut ağaçlarına inşa ederiz.
Bazen de ağaç çukurları, mağaralar, ıssız binalar, garajlar, ahırlar, yağmur kanalizasyonları veya evlerin kullanılmayan bölmelerine de yuva yapabiliriz. Yani kimseyi rahatsız etmeyiz.

ŞARKICI DEĞİLİM AMA İYİ YÜZÜCÜYÜM

Çeşitli sesler çıkarız. Tıslama, çığlık, düdük, hırıltı ve karga gibi… Güçlü yüzücüyüm fakat kürküm su geçirmez olmadığından suyun içinde beni daha ağır yapar.

ALLAH’A TEŞEKKÜR EDİYORUM

Neyse, bütün bu özelliklerimin, aslında bana Allah tarafından verilmiş olduğunu biliyorum ve bunun için kendi dilimle hep şükrediyorum.
Peki ya sen?
Allah senin gibi insanlara bizden çok daha fazla yetenek verdiği gibi bir de “Arzın Halifesi” olarak seçmiş, bunun için O’na teşekkür ediyor musun?
Sadece sordum. Haydi, hoşça kaaaal!

LAMA
LAMA

Ne o? İlk görünüşte beni deveye mi benzettin?
Hayır, bilemedin ben bir Lama’yım!
Sen de haklısın ona benzer özellikler taşıyorum…
Ve hatta devegillerdeniz…
Görüntü olarak bir deveye benzetilirim ama hörgücüm yoktur.
Boynum uzunca, bacaklarım incedir.
Genellikle Bolivya, Peru dağlarında, Titikaka
Gölü çevresinde, Şili ve Arjantin’ bölgelerinde yaşarız.
Bana Güney Amerika’nın devesi diyebilirsin. Sebebi ise, “Çöl gemisi” olarak tanınırım.
Deveden daha küçüğüm.
Yaratıcımız, deveyi nasıl çöl ve sahra için yaratmışsa, bizi de karlarla örtülü dağlarda yaşamak için uygun şekilde özellikler vermiş.

(daha&helliip;)

NE ZÜRAFA NE ZEBRAYIM, İYİ AMA BEN KİMİMMM?
NE ZÜRAFA NE ZEBRAYIM, İYİ AMA BEN KİMİMMM?

Hani, devekuşu fıkrasını bilirsin:
Demişler ki, “Sen devesin, yük taşı.”
Demiş ki, “Hayır, ben kuşum.”
“O halde uç” demişler. O da demiş ki, “Hayır deveyim.”
İşte onun gibi, beni görenler ya “Zürafa” sanıyor ya da “Zebra.”
Ya “her ikisiyim” diyorum yahut “ikisi de değilim.”
Çünkü zebra ve zürafa ile farklı özelliklere sahibim…
Ben, geviş getiren at büyüklüğünde bir antilop türüyüm.
Afrika’nın Kongo bölgesinde, sık ormanlarda yaşarım. Çünkü ben: OKAPİ’yim!
Mesela benim ön ve arka ayaklarımda beyaz, yatay çizgiler bulunur.
Zebra gibi her tarafım çizgilerle dolu değil yani…
Üstelik boynuzlarım da yoktur, kulaklarım uzun ve geniştir.
Büyük kulaklarım sayesinde tehlikeleri kolayca tespit edebilirim.
Yaratıcımızın bize vermiş olduğu yeteneklerden birisi de mükemmel koku alma duyusu… Bu koku sayesinde beslenirim.
Zürafa gibi uzun da değilim ama kafa yapımız çok benzer.

DİLİM HEM GÖZLERİME HEM DE KULAKLARIMA UZANIR

Sana benzer bir yönümden bahsetmek isterim.
Zürafa gibi büyük siyah gözlerim ve çok uzun, morumsu bir dilim var.
Biliyor musun, dilim hem gözlerime hem de kulaklarıma kadar uzanıyor.

Dilimi çeşitli bitkilerin saplarından yaprak ve tomurcukları ayıklamak için kullanırım.
Yaprakların yanı sıra, meyveleri, otları, eğreltileri ve dalları da yerim.
Yani etçil hayvanlar değiliz. Genellikle bazı mantar türleriyle besleniriz.

Bilim İnsanı Bize Melez Der

Ucu püsküllü uzunca bir kuyruğum var…
Tüylerim kısa, sık, parlaktır.
Kızıl kahverengi olan tüylerim ayak ucuma doğru beyazlaşır.
Bacaklarımın üzerinde kaplan postunu andıran çizgiler, lekeler vardır.
Yani birçok hayvanı hatırlatan özelliklerim var.
Bazı bilim insanları bizim zebra, zürafa, antilop karışımı melez olduğumuzu iddia eder…

Yalnız Yaşamayı Severim

Yanlış okumadın. Nadir de olsa ufak bir sürü halinde yaşayanlarımıza rastlanır… Ortalama 25-30 yıl sessiz ve sedasız yaşarım. Kimseye zararım yoktur.

KIRMIZI LİSTEDEYİM!

Biliyor musunuz sevgili arkadaşlarım; Uluslarası Doğayı Korunma Birliği’ne göre, çok nadir hayvan türü olduğum için, yakında tamamen yok olacaklar listesindeyim.
Bilim insanları, dünyanın en nadir bulunan türlerini takip ederek tehdit altında olan memeliler, sürüngenler, kuşlar ve bitkilerden oluşan kırmızı listeyi güncelledi…
Bizler, yani Okapiler “neredeyse tehdit altında” statüsünden “tehdit altında” statüsüne alındık.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Yani yok olmama 3 adım kaldı demek. Bu korkunç bir durum.
İnsanlar neden bizi avlar? Düşünebiliyor musunuz? Son 18 yılda türümün hayat alanının yüzde 50’si yok edildi. Büyüklerinize söyleyin, artık bizim gibi doğaya zararı olmayan hayvan türlerini avlamayı bıraksınlar.
Şimdilik benden bu kadar! Hoşça kalııın!

 

Ördek Gagalı Ornitorenk
Ördek Gagalı Ornitorenk

Ben kimim?
Kendimi tanımıyorum desem?
Bana bu konuda yardımcı olur musun?
Çok farklı bir görüntü ve isme sahibim…
Kendimi tanımak ve kim olduğumu anlamak için uzun uzun aynaya bakıyorum.
Hem karada hem de denizde yaşayabiliyorum.
Doğu Avustralya kökenliyim.

İNSANLAR BENİ OYUNCAK ZANNEDİYOR

Ha ismimi mi merak ediyorsun?
Ornitorenk!
Tekrar ediyorum; Or-ni-to-renk!
Kendimi tarif edeyim; ördek gibi bir gagam, perdeli ayaklarım ve kocaman bir kuyruğum var…
Hayvanlar Âlemi’nin en ilginç üyelerinden birisiyim.
Neden mi?
Beni özel kılan pek çok neden var, öne çıkan sebep ise, memeli grubunda olmama rağmen yumurtlayabilirim.
Hem bir şey daha öğrendim.
Avrupalı doğa bilimciler bizi ilk gördüklerinde oyuncak sanmışlar…

KALP ATIŞIMI YAVAŞLATABİLİRİM

Derin sulara dalarken oksijen ihtiyacımı düşürebiliyorum.
Nasıl mı?
Kalp atış hızımı dakikada 200 atıştan 10 atışa düşürerek oksijensiz ortamlarda daha uzun süre kalabilirim.
Adeta bir dalgıç gibiyim…
Su altında kalma sürem ortalama 30 saniyedir.
Bu süre sonrasında suyun yüzeyine çıkıp, 10-15 dakika oksijen alıp tekrar su altına dalabilirim.

Kürküm oldukça sıktır. Rengi de koyu kahverengidir.
Su geçirmez sık kürküm sayesinde soğuk iklimlere karşı dayanıklıyım.
Ön ayaklarımda fazladan bir kat daha deri bulunur.
Bunun sebebi; suda daha rahat yüzmemi sağlar.
Gagama gelince;
Ördek gagasına benzer ve yapısı adeta süet dokusu gibi esnek bir yapıya sahiptir.
Bu gagada çok sayıda reseptör (Çeşitli uyarıları alabilen ve duyu organlarının yapısında bulunan özelleşmiş hücre, hücre grupları veya sinir uçları) bulunur bu sayede su altındaki hareketleri tespit edebilirim. Yani gagamın yardımıyla avlanırım.
Gagamdaki elektro algılayıcılar sayesinde ışığın az olduğu sularda bile yönümü kaybetmem.
Gagamın yüzeyindeki gözenekler, elektrik balığının vücudunda bulunan elektrik algılayıcılara benzer.
Bu algılayıcılar çevremdeki hayvanların sinir hücrelerinden ve kalp atışlarındanyayılan enerjiyi fark etmemi sağlar.
Gece karanlıkta ve suyun altında görme ve koku alma duyularımın işlemediğini zamanda avlanmak ve yön bulmak konusunda elektrik dalgası benim için büyük bir öneme sahiptir.
Ben, gizli bir savunma mekanizmasına sahibim.
Ayak bileğimde bulunan güçlü bir zehir sayesinde kendimi koruyabiliyorum.

HEM KARA DA HEM SUDA YAŞARIM

Ana vatanım, Tazmanya ve Güneydoğu Avustralya’nın kıyılarındaki tatlı su alanlarıdır. Çoğunlukla zamanımı su altında geçirir, karaya çıktığımda ise, yine deniz kenarındaki kumlu arazilerde ve orada açtığım kuyularda yaşarım.
Avustralya’nın ormanlarında ve yüksek alanlarında da dolaşırız.

KUYRUĞUM YAĞ DEPOSU

Kuyruğuma gelince kunduzların kuyruğuna benzer…
Ancak kuyruğumu düşmanlardan korunmak ve hatta yüzmek için bile kullanmam.
Bunun yerine asıl görevi yağ depolamaktır.
Kuyruğum, vücut ağırlığımın neredeyse yarısı kadar yağ ile kaplıdır.
Bu yağı, enerji ihtiyacımı karşılamak için kullanırım.
Sevgili okurlar, benden bu kadar. Hem karada hem suda buluşmak üzere hoşça kalın.

BOYNUZLU KİBAR DEV
BOYNUZLU KİBAR DEV

Heyyy!
Merhaba… Acaba kalın bir derim ve burnumun üzerindeki boynuz sana kim olduğumu söylüyor? Dev boynuzum sayesinde çok iyi tanınırım.
Pek çok belgesele, filmlere ve hatta çizgi filmlere konu olduğum doğrudur. Peki, ismimin anlamını biliyor musun?
Gergedan; yani “boynuz burun” olarak bilinirim. Boynuzum tıpkı senin tırnak ve saçında bulunan keratin proteininden oluşur.
Hem biliyor musun? Boynuzum, herhangi bir nedenle düşse bile, Allah’ın bir hediyesi olarak yapısını oluşturan kemiksi lifler aracılığıyla kısa sürede yeniden çıkarılır.

Ağırım Ama Hızıma Yetişemezsin!

Vücut uzunluğum iki buçuk metredir ama bazı türlerimizde dört metreye kadar ulaşabiliyor.
Ağır gövdem seni korkutmasın!
Ben bu gövdeyle maksimum saatte 55 kilometre hıza ulaşabilirim.
Üstelik dünyanın en büyük hayvanları içinde yer alırız.
Beş türümüz var… En büyüğümüz olan Beyaz Gergedan, 1.8 metreye kadar büyüyebilen ve 2.500 kilogram kütleye sahip 30 adam kütlesine eşdeğerdir.

KALIN DERİM EN BÜYÜK ZIRHIM

Büyük görüntüme ve gücüme rağmen, yiyecek için diğer hayvanları avlamam.
Geniş dudaklara ve güçlü çeneye sahibim.
Ne ile mi beslenirim?

Otoburum ve bunun yerine geceleri, şafak vakti ve alacakaranlıkta bir sürü çim ve bitkiyle beslenmeyi severim.
İçgüdülerim oldukça kuvvetlidir.
Beni korkutan şeyin bir tehdit ya da zararsız bir şey olduğunu hemen anlarım. Yani hassas bir yapım var.
Vücudumu çepeçevre saran kalın derim benim en büyük zırhım.
Kalın derim yırtıcılardan korunmam için bana yardımcı olur.

ÇAMUR BİR NİMET

Çimenli ovalar, yağmur ormanları ve bataklık gibi yerlerde hayatıma devam ederim.
Beni çoğu zaman günün sıcağında, gölgede uyurken veya serinlemek için çamurlu havuzlarda bulabilirsin.
Aslında çamuru çok severim.
Çamur cildimi güçlü güneşten korur (güneş ışığından koruması gibi) ve böcek ısırıklarını da önler. Yani senin yağmurlu havalarda yere korkarak bastığın çamur var ya; işte o bana Allah tarafından verilmiş bir nimet… Bunu asla unutma.

HEM DOSTUM, HEM KORUMAM

En yakın dostum sığır kuşu ile vakit geçirmek çok keyifli. Neden mi? Sığır kuşları üzerime konan parazit böceklerle beslenir. Ve muhtemel bir tehdit olduğu zaman beni uyarır. Gönüllü korumam anlayacağın…
Boynuzumdan çok bahsettim biliyorum ama seninle bir şeyi daha paylaşmak istiyorum.
Bazı kötü niyetli insanlar sırf boynuzumuz için bizi avlıyor ve bunun için neredeyse neslimiz tükenmek üzere…
Lütfen bizi avlamayın bırakın, kainata faydalı olmaya ve yaşamaya devam edelim!
Çünkü hayvanlar tükenirse insanlıkta yavaş yavaş tükenir.

DAĞLARIN KARTOPU KEDİSİ: LEOPAR!
DAĞLARIN KARTOPU KEDİSİ: LEOPAR!

Heyy merhaba!
Daha önce bir kar leoparına denk geldin mi?
Bak sana bir fırsat!
Zira, şimdi kendimden bahsedeceğim.
Gözlerini, kulaklarını dört aç ve beni iyi dinle!
Biz genel olarak Orta ve Güney Asya’nın dağlık aralıklarında yaşarız.
Bana neden kar leoparı diyorlar?
Hatta “kar parsı” olarak da biliniriz.
Neden mi? Dur anlatayım;
Vücut yapım buz gibi dağ ortamlarına uygun özel yaratılmıştır.

Kuyruğum Hem Denge Unsuru Hem De Battaniyem

Hem güçlüyüm hem de kalın bir kürke sahibim.
Kürküm, kayalık arazide soğuk havayı ve ısı kaybını en aza indiren bir yapıda yaratılmıştır.
Nefes alma konusunda hassas burun deliklerine sahibim.
Upuzun kuyruğum ise terazi gibi, denge kurmama öyle çok yardımcı oluyor ki.
Hani şu kış mevsiminde üşürsün ve yatarken battaniyeye sarılırsın ya, ben de uyurken, yüzüm üşümesin diyekalın kuyruğumu bir battaniye gibi kullanırım.

Ayaklarım, Tıpkı Kar Ayakkabısı Gibi

Vücudumdan sonra ayaklarım da iklim şartlarına uyum sağlar.
Büyük tıknak ve pençelerim sayesinde karda rahatça durabilirim.
Ayaklarım; insanların kışın giydiği kar ayakkabılarına benzer…
Sebebine gelince; kar içinde yürürken ağırlığımı dengede tutan ve kara saplanmayı engelleyen geniş tabanlarım varda ondan.
Ya pençelerim; düşmana korku saldığı gibi, buzlu yüzeylere karşı çekiş gücü sağlayacak kuvvettedir.

ASLAN GİBİ KÜKREMEM, AMAAA…

Şimdi sen beni aslana benzetip, yeri göğü inleten gür bir sesim olduğunu düşünebilirsin.
Muhtemelen, aklına Afrika aslanının görkemli kükreme sesi gelmiştir.
Ancak, tüm büyük kediler kükremezler.
Sebebine gelince; aslanların ve diğer kükreyen büyük kedilerin sahip olduğu bazı gırtlak özelliklerinden bizimkinin farklı olmasıdır.
Bunun yerine, biz iletişim için kullanılan kısa, tehdit unsuru taşımayan bir ses kullanırız. Mesela, tıslarız, hırlarız, işte bunun gibi bir şey.
Kaplan, benim akrabam sayılır. Hani sen, “Dayı, amca” gibi sıfatlar kullanıyorsun ya, onun gibi işte.
Görüntümün aksine, biraz utangacım, ortalıkta pek gözükmem.
Hem biliyor musun?
Mükemmel bir kamuflaj ustasıyım. Çünkü karlı dağlarda saklanmak için rengim buna müsait…

ARTIK BİZİ AVLAMAYIN

Kaplanlardan çitalara kadar, tehdit altında veya nesli tükenmekte olan birçok kedi türü var.
Maalesef bu kedilerin içinde biz de yer alıyoruz.
İnsanlara karşı biraz ürkek davranırız.
Aslanlar ya da kaplanlar gibi, biz de insanlarla karşılaşmamak için çeşitli yöntemler deniyoruz.
Şüphesiz avlanma konusunda çok yetenekliyiz. Ancak, insanlara karşı asla saldırı içinde olmayız. Olamayız!
Büyüklerine söyle lütfen, beni ve türlerimi artık avlamasınlar.
Çünkü gün geçtikçe yok oluyoruz!

 

Karikatür Gibi Sevimli: LEMUR!
Karikatür Gibi Sevimli: LEMUR!

Merhaba!
Ben bir Lemur’um!
Daha önce bir Lemur görmüş müydün? Sanmıyorum. Madagaskar sınırları içinde yaşarız. Belki bir çizgi film ya da bir masalda görmüşsen hemen hatırlarsın. Haydi, şimdi söyleyeceklerime kulak ver. Çünkü beni daha yakından tanıman için sana kendimi tanıtacağım. Hem, arkadaşlarına beni anlatırsın olur mu?
Peki anlaştık, o zaman başlıyorum! Madagaskar Adası’nın en ünlü hayvanlarıyız.
Makigiller olarak tanınırız, bu grubun en çok tanınan üyesiyiz diyebilirim.

Kaçın, Gecenin Hayaleti Geliyoooor!

Şaka, şaka!
Bizim adımız “Lemures” ya!
Hah işte Türkçe karşılığı ‘Gecenin ruhu’ veya ‘Hayalet’ anlamını taşıyor.
Sebebi şundan; gözlerimizin çok iri olması ve kendi aramızda anlaşmak için kullandığımız çığlıklardan…
İnsanlar kendi arasında konuşarak anlaşıyor ya, biz de çığlıklarla anlaşıyoruz.
E ne yapalım, bu da bizim dil yapımız!

Çok Zeki Ve Becerikliyim

Biliyor musun; alet kullanmayı ve basit aritmetik görevleri yapmayı çabucak kavrarım ve öğrenirim. Tıpkı siz insanlar gibi.
Eğitilmeye yatkınım yani.
Genellikle ağaçlar üzerinde hayatımızı sürdürürüz.
Sana bir başka ilginç özelliğimden bahsetmek isterim;
Metabolizmamı yavaşlatabilir ve besinin az olduğu zamanlarda kış uykusuna yatabilirim.
Üstelik primat türlerinde bu özelliğe sahip tek hayvanlarız.

HEM TIRNAĞIM VAR HEM DE YOK

Temel besin kaynağım, meyve, yaprak, çiçek, ağaç sapı ve kabuklardır.
Yani otoburum…
Boyum, 60 santim kadar.
Hele bir kuyruğum var ki, boyum kadar!
Yünlü bir vücut yapısına sahibim.
Postlarım ise, yumuşacıktır…

Bacaklarım tıpkı vücudum gibi ince zayıftır. Balerin gibi.
Çoğu maymunlara göre ayaklarımız farklılık gösterir.
Ön ayaklarım kısa arka ayaklarım daha uzun… İkinci ayak parmaklarımda tırnak bulunmaz, nedeni ise; tırnaksız olan parmağımı temizlik için kullanırım da ondan…
Ne komik değil mi?
Ellerimin yapısını görüyor musun?
Aynı siz insan eli gibi, karşılıklı başparmaklarım ve düz tırnaklarım
bulunur.

NESLİMİZİ KORUYUN, YOK ETMEYİN!

Madagaskar’da bulunan ormanların ve yeşil alanların azalması ile birlikte neslimiz tükeniyor.
Sizden isteğim, hepimizin ortak paylaşım alanı olan bu tâbiatın korunması ve kurallara uyulması…
Benden bu kadar!
Beni dinlediğin ve vakit ayırdığın
için sana teşekkür ederim.
Hoşça kal, güzel çocuk!