Kategori: Hayvanlar Alemi

LAMA
LAMA

Ne o? İlk görünüşte beni deveye mi benzettin?
Hayır, bilemedin ben bir Lama’yım!
Sen de haklısın ona benzer özellikler taşıyorum…
Ve hatta devegillerdeniz…
Görüntü olarak bir deveye benzetilirim ama hörgücüm yoktur.
Boynum uzunca, bacaklarım incedir.
Genellikle Bolivya, Peru dağlarında, Titikaka
Gölü çevresinde, Şili ve Arjantin’ bölgelerinde yaşarız.
Bana Güney Amerika’nın devesi diyebilirsin. Sebebi ise, “Çöl gemisi” olarak tanınırım.
Deveden daha küçüğüm.
Yaratıcımız, deveyi nasıl çöl ve sahra için yaratmışsa, bizi de karlarla örtülü dağlarda yaşamak için uygun şekilde özellikler vermiş.

(daha&helliip;)

NE ZÜRAFA NE ZEBRAYIM, İYİ AMA BEN KİMİMMM?
NE ZÜRAFA NE ZEBRAYIM, İYİ AMA BEN KİMİMMM?

Hani, devekuşu fıkrasını bilirsin:
Demişler ki, “Sen devesin, yük taşı.”
Demiş ki, “Hayır, ben kuşum.”
“O halde uç” demişler. O da demiş ki, “Hayır deveyim.”
İşte onun gibi, beni görenler ya “Zürafa” sanıyor ya da “Zebra.”
Ya “her ikisiyim” diyorum yahut “ikisi de değilim.”
Çünkü zebra ve zürafa ile farklı özelliklere sahibim…
Ben, geviş getiren at büyüklüğünde bir antilop türüyüm.
Afrika’nın Kongo bölgesinde, sık ormanlarda yaşarım. Çünkü ben: OKAPİ’yim!
Mesela benim ön ve arka ayaklarımda beyaz, yatay çizgiler bulunur.
Zebra gibi her tarafım çizgilerle dolu değil yani…
Üstelik boynuzlarım da yoktur, kulaklarım uzun ve geniştir.
Büyük kulaklarım sayesinde tehlikeleri kolayca tespit edebilirim.
Yaratıcımızın bize vermiş olduğu yeteneklerden birisi de mükemmel koku alma duyusu… Bu koku sayesinde beslenirim.
Zürafa gibi uzun da değilim ama kafa yapımız çok benzer.

DİLİM HEM GÖZLERİME HEM DE KULAKLARIMA UZANIR

Sana benzer bir yönümden bahsetmek isterim.
Zürafa gibi büyük siyah gözlerim ve çok uzun, morumsu bir dilim var.
Biliyor musun, dilim hem gözlerime hem de kulaklarıma kadar uzanıyor.

Dilimi çeşitli bitkilerin saplarından yaprak ve tomurcukları ayıklamak için kullanırım.
Yaprakların yanı sıra, meyveleri, otları, eğreltileri ve dalları da yerim.
Yani etçil hayvanlar değiliz. Genellikle bazı mantar türleriyle besleniriz.

Bilim İnsanı Bize Melez Der

Ucu püsküllü uzunca bir kuyruğum var…
Tüylerim kısa, sık, parlaktır.
Kızıl kahverengi olan tüylerim ayak ucuma doğru beyazlaşır.
Bacaklarımın üzerinde kaplan postunu andıran çizgiler, lekeler vardır.
Yani birçok hayvanı hatırlatan özelliklerim var.
Bazı bilim insanları bizim zebra, zürafa, antilop karışımı melez olduğumuzu iddia eder…

Yalnız Yaşamayı Severim

Yanlış okumadın. Nadir de olsa ufak bir sürü halinde yaşayanlarımıza rastlanır… Ortalama 25-30 yıl sessiz ve sedasız yaşarım. Kimseye zararım yoktur.

KIRMIZI LİSTEDEYİM!

Biliyor musunuz sevgili arkadaşlarım; Uluslarası Doğayı Korunma Birliği’ne göre, çok nadir hayvan türü olduğum için, yakında tamamen yok olacaklar listesindeyim.
Bilim insanları, dünyanın en nadir bulunan türlerini takip ederek tehdit altında olan memeliler, sürüngenler, kuşlar ve bitkilerden oluşan kırmızı listeyi güncelledi…
Bizler, yani Okapiler “neredeyse tehdit altında” statüsünden “tehdit altında” statüsüne alındık.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Yani yok olmama 3 adım kaldı demek. Bu korkunç bir durum.
İnsanlar neden bizi avlar? Düşünebiliyor musunuz? Son 18 yılda türümün hayat alanının yüzde 50’si yok edildi. Büyüklerinize söyleyin, artık bizim gibi doğaya zararı olmayan hayvan türlerini avlamayı bıraksınlar.
Şimdilik benden bu kadar! Hoşça kalııın!

 

Ördek Gagalı Ornitorenk
Ördek Gagalı Ornitorenk

Ben kimim?
Kendimi tanımıyorum desem?
Bana bu konuda yardımcı olur musun?
Çok farklı bir görüntü ve isme sahibim…
Kendimi tanımak ve kim olduğumu anlamak için uzun uzun aynaya bakıyorum.
Hem karada hem de denizde yaşayabiliyorum.
Doğu Avustralya kökenliyim.

İNSANLAR BENİ OYUNCAK ZANNEDİYOR

Ha ismimi mi merak ediyorsun?
Ornitorenk!
Tekrar ediyorum; Or-ni-to-renk!
Kendimi tarif edeyim; ördek gibi bir gagam, perdeli ayaklarım ve kocaman bir kuyruğum var…
Hayvanlar Âlemi’nin en ilginç üyelerinden birisiyim.
Neden mi?
Beni özel kılan pek çok neden var, öne çıkan sebep ise, memeli grubunda olmama rağmen yumurtlayabilirim.
Hem bir şey daha öğrendim.
Avrupalı doğa bilimciler bizi ilk gördüklerinde oyuncak sanmışlar…

KALP ATIŞIMI YAVAŞLATABİLİRİM

Derin sulara dalarken oksijen ihtiyacımı düşürebiliyorum.
Nasıl mı?
Kalp atış hızımı dakikada 200 atıştan 10 atışa düşürerek oksijensiz ortamlarda daha uzun süre kalabilirim.
Adeta bir dalgıç gibiyim…
Su altında kalma sürem ortalama 30 saniyedir.
Bu süre sonrasında suyun yüzeyine çıkıp, 10-15 dakika oksijen alıp tekrar su altına dalabilirim.

Kürküm oldukça sıktır. Rengi de koyu kahverengidir.
Su geçirmez sık kürküm sayesinde soğuk iklimlere karşı dayanıklıyım.
Ön ayaklarımda fazladan bir kat daha deri bulunur.
Bunun sebebi; suda daha rahat yüzmemi sağlar.
Gagama gelince;
Ördek gagasına benzer ve yapısı adeta süet dokusu gibi esnek bir yapıya sahiptir.
Bu gagada çok sayıda reseptör (Çeşitli uyarıları alabilen ve duyu organlarının yapısında bulunan özelleşmiş hücre, hücre grupları veya sinir uçları) bulunur bu sayede su altındaki hareketleri tespit edebilirim. Yani gagamın yardımıyla avlanırım.
Gagamdaki elektro algılayıcılar sayesinde ışığın az olduğu sularda bile yönümü kaybetmem.
Gagamın yüzeyindeki gözenekler, elektrik balığının vücudunda bulunan elektrik algılayıcılara benzer.
Bu algılayıcılar çevremdeki hayvanların sinir hücrelerinden ve kalp atışlarındanyayılan enerjiyi fark etmemi sağlar.
Gece karanlıkta ve suyun altında görme ve koku alma duyularımın işlemediğini zamanda avlanmak ve yön bulmak konusunda elektrik dalgası benim için büyük bir öneme sahiptir.
Ben, gizli bir savunma mekanizmasına sahibim.
Ayak bileğimde bulunan güçlü bir zehir sayesinde kendimi koruyabiliyorum.

HEM KARA DA HEM SUDA YAŞARIM

Ana vatanım, Tazmanya ve Güneydoğu Avustralya’nın kıyılarındaki tatlı su alanlarıdır. Çoğunlukla zamanımı su altında geçirir, karaya çıktığımda ise, yine deniz kenarındaki kumlu arazilerde ve orada açtığım kuyularda yaşarım.
Avustralya’nın ormanlarında ve yüksek alanlarında da dolaşırız.

KUYRUĞUM YAĞ DEPOSU

Kuyruğuma gelince kunduzların kuyruğuna benzer…
Ancak kuyruğumu düşmanlardan korunmak ve hatta yüzmek için bile kullanmam.
Bunun yerine asıl görevi yağ depolamaktır.
Kuyruğum, vücut ağırlığımın neredeyse yarısı kadar yağ ile kaplıdır.
Bu yağı, enerji ihtiyacımı karşılamak için kullanırım.
Sevgili okurlar, benden bu kadar. Hem karada hem suda buluşmak üzere hoşça kalın.

BOYNUZLU KİBAR DEV
BOYNUZLU KİBAR DEV

Heyyy!
Merhaba… Acaba kalın bir derim ve burnumun üzerindeki boynuz sana kim olduğumu söylüyor? Dev boynuzum sayesinde çok iyi tanınırım.
Pek çok belgesele, filmlere ve hatta çizgi filmlere konu olduğum doğrudur. Peki, ismimin anlamını biliyor musun?
Gergedan; yani “boynuz burun” olarak bilinirim. Boynuzum tıpkı senin tırnak ve saçında bulunan keratin proteininden oluşur.
Hem biliyor musun? Boynuzum, herhangi bir nedenle düşse bile, Allah’ın bir hediyesi olarak yapısını oluşturan kemiksi lifler aracılığıyla kısa sürede yeniden çıkarılır.

Ağırım Ama Hızıma Yetişemezsin!

Vücut uzunluğum iki buçuk metredir ama bazı türlerimizde dört metreye kadar ulaşabiliyor.
Ağır gövdem seni korkutmasın!
Ben bu gövdeyle maksimum saatte 55 kilometre hıza ulaşabilirim.
Üstelik dünyanın en büyük hayvanları içinde yer alırız.
Beş türümüz var… En büyüğümüz olan Beyaz Gergedan, 1.8 metreye kadar büyüyebilen ve 2.500 kilogram kütleye sahip 30 adam kütlesine eşdeğerdir.

KALIN DERİM EN BÜYÜK ZIRHIM

Büyük görüntüme ve gücüme rağmen, yiyecek için diğer hayvanları avlamam.
Geniş dudaklara ve güçlü çeneye sahibim.
Ne ile mi beslenirim?

Otoburum ve bunun yerine geceleri, şafak vakti ve alacakaranlıkta bir sürü çim ve bitkiyle beslenmeyi severim.
İçgüdülerim oldukça kuvvetlidir.
Beni korkutan şeyin bir tehdit ya da zararsız bir şey olduğunu hemen anlarım. Yani hassas bir yapım var.
Vücudumu çepeçevre saran kalın derim benim en büyük zırhım.
Kalın derim yırtıcılardan korunmam için bana yardımcı olur.

ÇAMUR BİR NİMET

Çimenli ovalar, yağmur ormanları ve bataklık gibi yerlerde hayatıma devam ederim.
Beni çoğu zaman günün sıcağında, gölgede uyurken veya serinlemek için çamurlu havuzlarda bulabilirsin.
Aslında çamuru çok severim.
Çamur cildimi güçlü güneşten korur (güneş ışığından koruması gibi) ve böcek ısırıklarını da önler. Yani senin yağmurlu havalarda yere korkarak bastığın çamur var ya; işte o bana Allah tarafından verilmiş bir nimet… Bunu asla unutma.

HEM DOSTUM, HEM KORUMAM

En yakın dostum sığır kuşu ile vakit geçirmek çok keyifli. Neden mi? Sığır kuşları üzerime konan parazit böceklerle beslenir. Ve muhtemel bir tehdit olduğu zaman beni uyarır. Gönüllü korumam anlayacağın…
Boynuzumdan çok bahsettim biliyorum ama seninle bir şeyi daha paylaşmak istiyorum.
Bazı kötü niyetli insanlar sırf boynuzumuz için bizi avlıyor ve bunun için neredeyse neslimiz tükenmek üzere…
Lütfen bizi avlamayın bırakın, kainata faydalı olmaya ve yaşamaya devam edelim!
Çünkü hayvanlar tükenirse insanlıkta yavaş yavaş tükenir.

DAĞLARIN KARTOPU KEDİSİ: LEOPAR!
DAĞLARIN KARTOPU KEDİSİ: LEOPAR!

Heyy merhaba!
Daha önce bir kar leoparına denk geldin mi?
Bak sana bir fırsat!
Zira, şimdi kendimden bahsedeceğim.
Gözlerini, kulaklarını dört aç ve beni iyi dinle!
Biz genel olarak Orta ve Güney Asya’nın dağlık aralıklarında yaşarız.
Bana neden kar leoparı diyorlar?
Hatta “kar parsı” olarak da biliniriz.
Neden mi? Dur anlatayım;
Vücut yapım buz gibi dağ ortamlarına uygun özel yaratılmıştır.

Kuyruğum Hem Denge Unsuru Hem De Battaniyem

Hem güçlüyüm hem de kalın bir kürke sahibim.
Kürküm, kayalık arazide soğuk havayı ve ısı kaybını en aza indiren bir yapıda yaratılmıştır.
Nefes alma konusunda hassas burun deliklerine sahibim.
Upuzun kuyruğum ise terazi gibi, denge kurmama öyle çok yardımcı oluyor ki.
Hani şu kış mevsiminde üşürsün ve yatarken battaniyeye sarılırsın ya, ben de uyurken, yüzüm üşümesin diyekalın kuyruğumu bir battaniye gibi kullanırım.

Ayaklarım, Tıpkı Kar Ayakkabısı Gibi

Vücudumdan sonra ayaklarım da iklim şartlarına uyum sağlar.
Büyük tıknak ve pençelerim sayesinde karda rahatça durabilirim.
Ayaklarım; insanların kışın giydiği kar ayakkabılarına benzer…
Sebebine gelince; kar içinde yürürken ağırlığımı dengede tutan ve kara saplanmayı engelleyen geniş tabanlarım varda ondan.
Ya pençelerim; düşmana korku saldığı gibi, buzlu yüzeylere karşı çekiş gücü sağlayacak kuvvettedir.

ASLAN GİBİ KÜKREMEM, AMAAA…

Şimdi sen beni aslana benzetip, yeri göğü inleten gür bir sesim olduğunu düşünebilirsin.
Muhtemelen, aklına Afrika aslanının görkemli kükreme sesi gelmiştir.
Ancak, tüm büyük kediler kükremezler.
Sebebine gelince; aslanların ve diğer kükreyen büyük kedilerin sahip olduğu bazı gırtlak özelliklerinden bizimkinin farklı olmasıdır.
Bunun yerine, biz iletişim için kullanılan kısa, tehdit unsuru taşımayan bir ses kullanırız. Mesela, tıslarız, hırlarız, işte bunun gibi bir şey.
Kaplan, benim akrabam sayılır. Hani sen, “Dayı, amca” gibi sıfatlar kullanıyorsun ya, onun gibi işte.
Görüntümün aksine, biraz utangacım, ortalıkta pek gözükmem.
Hem biliyor musun?
Mükemmel bir kamuflaj ustasıyım. Çünkü karlı dağlarda saklanmak için rengim buna müsait…

ARTIK BİZİ AVLAMAYIN

Kaplanlardan çitalara kadar, tehdit altında veya nesli tükenmekte olan birçok kedi türü var.
Maalesef bu kedilerin içinde biz de yer alıyoruz.
İnsanlara karşı biraz ürkek davranırız.
Aslanlar ya da kaplanlar gibi, biz de insanlarla karşılaşmamak için çeşitli yöntemler deniyoruz.
Şüphesiz avlanma konusunda çok yetenekliyiz. Ancak, insanlara karşı asla saldırı içinde olmayız. Olamayız!
Büyüklerine söyle lütfen, beni ve türlerimi artık avlamasınlar.
Çünkü gün geçtikçe yok oluyoruz!

 

Karikatür Gibi Sevimli: LEMUR!
Karikatür Gibi Sevimli: LEMUR!

Merhaba!
Ben bir Lemur’um!
Daha önce bir Lemur görmüş müydün? Sanmıyorum. Madagaskar sınırları içinde yaşarız. Belki bir çizgi film ya da bir masalda görmüşsen hemen hatırlarsın. Haydi, şimdi söyleyeceklerime kulak ver. Çünkü beni daha yakından tanıman için sana kendimi tanıtacağım. Hem, arkadaşlarına beni anlatırsın olur mu?
Peki anlaştık, o zaman başlıyorum! Madagaskar Adası’nın en ünlü hayvanlarıyız.
Makigiller olarak tanınırız, bu grubun en çok tanınan üyesiyiz diyebilirim.

Kaçın, Gecenin Hayaleti Geliyoooor!

Şaka, şaka!
Bizim adımız “Lemures” ya!
Hah işte Türkçe karşılığı ‘Gecenin ruhu’ veya ‘Hayalet’ anlamını taşıyor.
Sebebi şundan; gözlerimizin çok iri olması ve kendi aramızda anlaşmak için kullandığımız çığlıklardan…
İnsanlar kendi arasında konuşarak anlaşıyor ya, biz de çığlıklarla anlaşıyoruz.
E ne yapalım, bu da bizim dil yapımız!

Çok Zeki Ve Becerikliyim

Biliyor musun; alet kullanmayı ve basit aritmetik görevleri yapmayı çabucak kavrarım ve öğrenirim. Tıpkı siz insanlar gibi.
Eğitilmeye yatkınım yani.
Genellikle ağaçlar üzerinde hayatımızı sürdürürüz.
Sana bir başka ilginç özelliğimden bahsetmek isterim;
Metabolizmamı yavaşlatabilir ve besinin az olduğu zamanlarda kış uykusuna yatabilirim.
Üstelik primat türlerinde bu özelliğe sahip tek hayvanlarız.

HEM TIRNAĞIM VAR HEM DE YOK

Temel besin kaynağım, meyve, yaprak, çiçek, ağaç sapı ve kabuklardır.
Yani otoburum…
Boyum, 60 santim kadar.
Hele bir kuyruğum var ki, boyum kadar!
Yünlü bir vücut yapısına sahibim.
Postlarım ise, yumuşacıktır…

Bacaklarım tıpkı vücudum gibi ince zayıftır. Balerin gibi.
Çoğu maymunlara göre ayaklarımız farklılık gösterir.
Ön ayaklarım kısa arka ayaklarım daha uzun… İkinci ayak parmaklarımda tırnak bulunmaz, nedeni ise; tırnaksız olan parmağımı temizlik için kullanırım da ondan…
Ne komik değil mi?
Ellerimin yapısını görüyor musun?
Aynı siz insan eli gibi, karşılıklı başparmaklarım ve düz tırnaklarım
bulunur.

NESLİMİZİ KORUYUN, YOK ETMEYİN!

Madagaskar’da bulunan ormanların ve yeşil alanların azalması ile birlikte neslimiz tükeniyor.
Sizden isteğim, hepimizin ortak paylaşım alanı olan bu tâbiatın korunması ve kurallara uyulması…
Benden bu kadar!
Beni dinlediğin ve vakit ayırdığın
için sana teşekkür ederim.
Hoşça kal, güzel çocuk!

Canlı Çam Kozalakları: Pangolin
Canlı Çam Kozalakları: Pangolin

Heyy, dur tekme atma… Ben bir kozalak değilim!
Hatta beni enginara bile benzetmiş olabilirsin.
İkisi de değilim!
Yalnızca bir “Pangolin”im!
Gerçek pullarla kaplı yaşayan tek memeli türüyüm.
Ne o? Pullarım sana ilginç mi geldi?
Pullarımın yapısı… Eeee, nasıl anlatsam; insan cildi ve tırnağını oluşturan keratin proteininden yapılmıştır.
Ancak, arka kısımdakiler keskindir, hatta jilet kadar…
Üstelik bir demiri bile çizebilecek sertlikte…

Kendimi Yuvarlanarak Savunurum 

Biz genellikle, Asya, Afrika ve bazı Pasifik adalarında yer alırız.
Çok keskin pençelere sahibim.
Bunun nedeni ise; Tünel kazmak, karınca yemek ve eşelemekte kullandığım içindir.
Genellikle ağaç kovuklarında ya da kazdığım çukurlarda yaşarım. Yırtıcılara karşı
savunma mekanizmam yuvarlanmak.
Zaten adım da Malay dilinde ‘yuvarlanmak’ anlamına geliyor. Bir top haline gelip, pullu kuyruğumu etrafıma dolayabilirim.
Bu özelliğim büyük kedileri uzak tutmaya yeterli ama yine de saldırgan olmak bana göre bir iş değil…

Bir tehlike anında yuvalanarak topaç haline gelirim. Keskin, hareketli pullarımı kabartırım. Bir güvercin kadar ürkek, bir kunduz
kadar tedbirliyim..
Gövdem birbiri üstüne kiremit gibi sıralanmış keskin ve sert pullarla örtülüdür. Yüzümün yanları, karın altı ve bacaklarımın
iç kısmı ise pulsuzdur.
Bu görünüşümle ve çıkardığım tıslama sesiyle düşmanımı ürkütmeye çalışırım.

Dişlerim Ağzımda Değil, Midemde!

Hem biliyor musun?
Görme yeteneğim çok azdır…
Top haline geldiğimiz zaman, kötü niyetli insanlar bizi çabucak yakalayıp çuvalın içine koyabilir.
Kendim hakkında ilginç bir bilgi daha paylaşmak istiyorum.
Dişlerim yok ama dilim, uzayarak yaklaşık kedi büyüklüğünde olan vücudumdan bile daha uzun hale gelebilir. Uzun dilim, göğüs boşluğumun derinlerinden başlar.
Hassas koku alma duyusuna sahibim.
Termit ve karınca yuvalarını bularak, güçlü ön pençeleriyle dağıtırım, yapışkan dilimin yardımıyla böcekleri toplayarak
yutarım. Bir gecede yarım kilogramdan fazla böcek yiyebilirim.
Nasıl olur da, dişsiz yersin diye düşünüyorsan…
Çiğneme işini boynuzsu yapıda olan dişlerle bezenmiş midem yapıyor. Dişin görevi mideye verilmiş…

NESLİMİZİ YOK ETMEYİN

Son olarak veda etmeden şunları söylemek isterim.
Bazı ülkelerde, birkaç türümüzün nesli tükeniyor.
Hayvanlar, Allah’ın sessiz kullarıdır…
Bizi koruyun, sevin, doğal ortamlarımızdan ayırmayın…

Ben Tembel Değilim!
Ben Tembel Değilim!

Merhabaa!
Ben bir Ağustos Böceğiyim, sana kendimi anlatmak istiyorum.
Hey hey, dur bakalım; beni işe yaramaz ve tembel gibi mi düşündün?
Evet, düşünmediysen bile aklından geçirdin! Allah hiçbir böceği boşuna yaratmamıştır.
Önce bunda bir anlaşalım.

LA FONTAİNE HAKSIZ!

Avrupa’da La Fontaine adında bir masalcı amca çıkmış diyor ki; Ağustos Böceği tembeldir diye!
Yok böyle bir şey! Bu bana yapılan haksız bir suçlama. Üstelik bilim bile La Fontaine’ni haksız buluyor.

Kimseye muhtaç değilim

Ben, Ağustos ayından sonra hayatta kalmıyorum.
Yani masalda geçtiği gibi yazın karıncaya muhtaç olmuyorum.
Kışın yaşamadığım için yiyecek biriktirme endişem hiç olmuyor.
Öyle masallarda bahsedildiği gibi tembel boş boş öten bir böcek değilim!

Hayat Bir Yardımlaşmadır

Hem biliyor musun?
Toprak altında tam 17 yıl yaşarım…
Yeryüzüne çıktıktan sonra 2 haftalık
ömre sahibim.

Nasıl mı beslenirim?
Ağaç köklerini emerek beslenirim.
Hortumumu ağaç filizlerine batırıp  özlerini içerim. Özellikle söğüt sürgünlerinin özsuyunu emerim.

Çekirge Gibi Sıçrarım!

Sana başka özelliklerimden bahsetmek isterim.
Gördüğün gibi, başımın üzerinde kocaman iki petek gözlerim bulunur.
Alnımda ise üç tane küçük nokta şeklinde göz vardır. Belki de sen bunları göremiyorsun.

Evet, antenlerime gelebiliriz. Kısa ve sert bir kıla benzer.
Ön kanatlarım, arka kanatlarımdan daha uzun yapılıdır.
Arka bacaklarımın yardımıyla sıçrayarak hızla havalanırım.

Arkadaşlarına Beni Doğru Anlatır Mısın?

Evet, beni benden dinledin!
Şimdi hakkımda ne düşünüyorsun?
Ne dersin, bu masalın gerçeğini birlikte yazalım mı?
Arkadaşlarına da benim tembel olmadığımı anlatır mısın?

Arkadaşım Eşek!
Arkadaşım Eşek!

Aa-İii!!
Aa-İii!!
Bu benim sana “Merhaba” deme şeklim!
Duydum ki, Can Kardeş Dergin bu sayısında Nasreddin Hoca’dan bahsediyormuş. Ben de durur muyum? Hemen İrem ablama beni yazması için ricada bulundum. Bu yüzden sayfalarınıza konuk oldum. Nasreddin Hoca deyince, hep eşeği ile ilgili fıkralar aklımıza gelir. Sahi, Nasreddin Hoca, neden eşeğe ters binermiş? Merak ettim şimdi, eğer öğrenirsen, bana da yazar mısın?

Haydi, biraz kendimden bahsedeyim. Bak, benim kocaman ve upuzun kulaklarım var! Seni ve tabiattaki tüm sesleri çok iyi duyar, algılarım. Dünyada en güzel gözlerin, bana ait olduğunu biliyor muydun? Siyah ve sık kirpikli iri gözlerimle çok iyi görebiliyorum. Şarkılarda ve çizgi filmlerde beni başrollerde görüyorsun. Bunun sebebi; galiba sevimli olmam. Sence de öyle mi? Sevimli olduğum kadar çok duygusalım. Sahibimle bağ kurmayı severim. Eğer beni küçüklüğümden beri yetiştiren bir sahibim olursa, onu daha kuvvetli bir bağla severim. Sevimli, duygusal olduğum kadar bir özelliğim daha var ki, masallarda hep konu olur. İnatçılığım! Eğer bana kötü davranan ve zorla iş yaptırmak isteyen olursa, inat eder ve o işi asla yapmam. Yine de uysallığımız ve evcil yanımız kuvvetli olduğundan siz insanlar benimle iş yapmayı tercih ediyor. Çünkü güvenilir ve en sadık hayvan olarak tanınıyoruz.

SEVİMLİ, DUYGUSAL, SADIK VE İNATÇIYIM!

Peki, nasıl beslenirim? Otçul hayvanlarız. Çoğumuz evcil olduğu için buğday, arpa, saman ve yem ile besleniriz.Yabani olan türlerimiz ise, tabiatta buldukları tüm yeşilliklerle karınlarını doyurabilirler. Evcil olanlarımız, siz insanların yediği yeşilliklerle de beslenebiliyor. Peki, bunlar arasında en sevdiğim yiyecekler ne biliyor musun? Kavun ve karpuz gibi meyveler tabii ki…

SIPA VE EŞEK ARASINDAKİ FARK NE?

Bizim yavrumuza “Sıpa” deniyor.Siz de bunu kendi aranızda sevimli ve tatlı anlamında kullanıyormuşsunuz. Bazen büyükler yaramaz çocuklara “Seni sıpa!!!” derlermiş. Kimse alınmazmış. Ama “Seni eşek!!!” deyince insanlar niye alınıyor? Eh bu çelişkiye biraz gülüyorum. Binek hayvanı ata göre daha ağır ve kilolu sayılırım. Eh galiba keyfimize biraz düşkün olduğumuzdandır. Ama attan daha güçlü olduğumu ispat edebilirim. Atın kaldıramadığı yükleri, ben sırtlayıp dere tepe düz giderim.

Kavun ve Karpuza Bayılırım!

Peki, nasıl beslenirim? Otçul hayvanlarız. Çoğumuz evcil olduğu için buğday, arpa, saman ve yem ile besleniriz. Yabani olan türlerimiz ise, tabiatta
buldukları tüm yeşilliklerle karınlarını doyurabilirler. Evcil olanlarımız, siz insanların yediği yeşilliklerle de beslenebiliyor. Peki, bunlar arasında en sevdiğim yiyecekler ne biliyor musun? Kavun ve karpuz gibi meyveler tabii ki…

ARKADAŞIM EŞEEEK!
Seninle sohbet etmek çok keyifliydi! Beni dinlediğin için sana teşekkür ederim. Sohbetimi Barış Manço’nun “Arkadaşım Eşek” şarkısıyla bitirmek istiyorum. Bana eşlik eder misin?

Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli,
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli,
Hiç haber göndermedin o günden beri,
Yoksa bana küstün mü, unuttun mu beni?
Dün yine seni andım gözlerim doldu,
O tatlı günlerimiz bir anı oldu,
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek,
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek.
Arkadaşım EŞ, arkadaşım ŞEK, arkadaşım EŞEK!

Dua eden böcek: Peygamberdevesi
Dua eden böcek: Peygamberdevesi

Yanlış okumadın; peygamber devesi değil, “Peygamberdevesi.”
Çünkü bugün sana ne bir peygamberi anlatacağım, ne de deveyi tanıtacağım.
Sadece kendimi anlatacağım.
Şeklime takılıp kalma.
Yoksa sen de beni ilk bakışta çekirgeye mi benzettin?
Ben bir peygamberdevesiyim, özelliklerimden bahsetmek isterim. Çekirgeden farklı özelliklere sahibim elbet.

BİR DİĞER ADIM MANTİD!

Benim diğer adım Mantid’dir. Söylemesi ayıp, hamam böcekleriyle aynı familyadan gelirim.
Peki, bana nerden peygamber devesi demişler?
Şöyle açıklayayım;
Görüyorsun ki, ön taraftaki ayaklarım havaya kalkık şekilde duruyor. Tıpkı dua eder gibi.
Bana sorarsan, bu ismimi seviyorum.

Kısaca özelliklerim; vücudum uzun ve ince yapılıdır. Yeşil renkliyim, gözlerim iri, kafam ise üçgen şeklindedir. Aynı zamanda kafamı yana çevirebilen tek böcek türüyüm. Bu halimle sana, “bakış açısının” önemini anlatıyor olmayayım sakın. Yavaş hareket ederim tıpkı bir kaplumbağa gibi. Ama yetişkin olan türlerimiz uçabilme yeteneğine de sahiptir.

İncecik, Sert ve Güçlü Kanatlıyım

Arka kanatlarım bir zar kadar ince, ön kanatlarım ise tam tersi sert ve güçlü bir yapıdadır. Dua ediyor gibi durmamdaki asıl neden; ön bacaklarımla avlanıyor olmamdan kaynaklanıyor. Ön ayaklarımda avımı tutabilmek için kancalar ve dikenler bulunur. Arka ve orta ayaklarımı ise yürümek için kullanırım.

Ahh! bir doyabilsem!

Etçilim, genellikle böceklerle beslenirim fakat bunun dışında cüce fare ve sinek kuşlarını da avlarım. Çok nadir bitki yerim.
Doymak nedir bilmem. Ne yakalarsam yerim; kanat, bacak, kuyruk.. Ne varsa. Bu halimle acaba sana “tasarruf” dersi mi vermek istiyorum?
Bahçıvan ve çiftçilere zarar veren böcekleri tükettiğim için beni severler. Zararlı böcekleri yediğim için organik tarımın vazgeçilmeziyim.
Etoburum ama sana zarar vermem merak etme.

Kamuflaj Ustasıyım

Sana mükemmel bir kamuflaj ustası olduğumu söylemiş miydim?  Yaşadığım yer ya da bitkinin rengini anında alırım. Bu kamuflajın bana yararı sadece avlanmaktan kurtulmak değil, kendi avıma da fark ettirmeden yaklaşabilmemdir. Ha bir de cüsseme bakmadan her şeye saldırırım.  Acaba bu halimle sana “cesaret” dersi mi veriyorum?

SIRADIŞI BİR BÖCEĞİM

Bazı bilim insanları benim normal böcek sınıfında olmadığımdan “ayrı” bir sınıflandırmada olmam gerektiğini söyler.  Acaba bu halimle “işimde en iyisi olmanın önemini” mi hatırlatıyorum? Sıra dışı olduğumu kabul ediyorum. Çünkü az önce de okudun, benim hareketlerimde, sabır, bakış açısı, tasarruf, cesaret, azim, bulunduğum şartlara göre davranmak gibi özelliklerim, benim ne kadar sıra dışı bir yaradılışa sahip olduğumu gösteriyor.
Beni bu özellikleri ile donatan Allah’a ne kadar şükretsem azdır.