Kategori: Genel (Bu kategoriye yazı eklemeyin!)

Rüyadaki Saltanat
Yaz Şenliği
Kıvırcık’ın Not Defteri
Kıvırcık’ın Not Defteri

 

ANADOLU’DA İLK FETİH GÜNÜ: 16 AĞUSTOS 1064

Anadolu’nun fethi Anadolu tarihinin en önemli olaylarının başında gelir. Bu fetih ile sırasıyla Anadolu Selçukluları, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Alparslan’ın Büyük Selçuklu tahtına geçmesiyle birlikte, orduyla birlikte önce Azerbaycan’a gelir. Gürcistan‘ı tamamen fetheder.
Doğu Anadolu sınırlarındaki Bizans idaresini kabul etmiş bazı Gürcü ve Ermeni prensliklerini kendine bağlar. Devrin en güçlü surlarına sahip
olduğu için fethedilemez denilen Ani Şehrini ele geçirir.
(Ağustos 1064)

MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİ

Ünlü komutan Alparslan 26 Ağustos 1071’de Malazgirt ovasında meydana gelmiş, Selçuklu Sultanı Alparslan ve Doğu Roma İmparatoru Romen Diyojen arasında gerçekleşmiş, Anadolu’nun Türk’lere yeni yurt olmasını sağlamış olan meydan savaşıdır.
Malazgirt Savaşı, 26 Ağustos 1071’de Muş’ta bulunan Malazgirt ovasında meydana gelmiş, Selçuklu Sultanı Alparslan ve Doğu Roma İmparatoru Romen Diyojen arasında gerçekleşmiş, Anadolu’nun Türk’lere yeni yurt olmasını sağlamış olan meydan savaşıdır.

İSLAM DÜNYASININ EN ÖNEMLİ BİLİM ADAMI: İBNİ SİNA (980-1037)

İbn- Sina İslam Dünyasının en önemli Bilim Adamlarından birisidir. Batılılar İbn-i Sina’yı “Avicenna”
olarak bilir. Avicenna, miladi takvime göre 980 yılında doğmuş ve miladi 1037 yılında vefat etmişti. Yaşadığı dönemde tüm dünyayı etkisine almış ve yıllarca Avrupa’da eserleri ders olarak okutulan ünlü bir filozof aynı zamanda tıp bilginidir. Avrupa ve batı ülkeleri Avicenna olarak anılıp kitaplarını okullarda ders olarak müfredatlarına alsalar da bizler İbn-i Sina adı ile dünya için önemli bir Müslüman bilim adamı olarak biliriz.

ALETLERİN EN FAYDALISI KALEMDİR
“Aletlerin en faydalısı kalemdir. Bir şişe mürekkep bir külçe altından hayırlıdır.” Sözü kitaplara verdiği önemin bir delilidir. Hayatını kitaplar içerisinde geçirmiştir. Orta Çağ İslam Felsefesinin en yüksek parlayan yıldızı olan İbni-Sina, hem başarılı bir tıp bilim adamı hem de
arkasında gelecek nesillere deneyimlerini aktaracak kütüphaneler dolusu eser bırakan bir filozoftur. Tıp araştırmalarının yanı sıra tıpta de ontolojinin önemini  vurgulayan ilk bilim adamıdır. Eserlerinde geçen “Her hastalığı yapan bir kurttur. Yazık ki onu görecek elimizde âlet yoktur.” (Mikroskop) sözü bulaşıcı hastalıklara gözle görülmeyen yaratıkların sebep olduğunu belirtmesi mikroskobun olmadığı çağda ilginç bir nottur.

Sevimli Dostlar
Kıvırcık’ın not defteri
Kıvırcık’ın not defteri

 Sevgili arkadaşlarım;

Umarım verdiğim notlar sizin için faydalı oluyor. Temmuz ayının belirli günleri araştırdım ve karşıma çıkan sonuçları sizinle paylaşıyorum.  Bir göz atın derim!

 

Kabotaj  ve Deniz Bayramı  (1 Temmuz)

 Kabotaj Bayramı, her yıl 1 Temmuz’da kutlanan bayram. Kabotaj bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkıdır. Türkiye’de, Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Temmuz (1926) günü Kabotaj bayramı olarak kutlanır.

Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine tanıdığı kabotaj ayrıcalığı, Lozan Barış Antlaşması’yla 1923 yılında kaldırıldı. 20 Nisan 1926 tarihinde de kabul edildi. Kabotaj Kanunu

Tümünü oku (yeni pencerede açılır)

1 Temmuz 1926′da yürürlüğe girdi. Bu yasaya göre, akarsularda, göllerde, Marmara denizi ile boğazlarda, bütün kara sularda ve kara sular içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verildi. Ayrıca; dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceği belirtildi. Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi.

Dünya Nüfus Günü (11 Temmuz)

 1987’den bu yana her yıl 11 Temmuz tarihinde kutlanmaktadır. Bir ülkedeki nüfusun sosyal, demografik ve ekonomik niteliklerine ilişkin bilgi derlemesini sağlayan nüfus kayıtlarından elde edilen istatistikler, toplumun ihtiyaçlarını karşılama ve hayatlarını daha iyi hale getirmeye yönelik politika ve planların oluşturulmasında en önemli unsurdur. Nüfus dinamiklerini oluşturan yaş dağılımı, doğurganlık ve ölüm oranları, göç rakamları gibi verilerin; insani, sosyal ve ekonomik kalkınma üzerindeki etkileri tartışılmazdır.

 

Uluslar Arası Nasreddin Hoca Şenlikleri (1-7 Temmuz)

  1959 yılında başlatılan “Nasreddin Hoca Şenliği”, yakın tarihimizin bu anlamda atılan en önemli adımı ve ülkemizin en eski festivallerinden birisi. Akşehir, 5-10 Temmuz tarihleri arasında dünyanın pek çok ülkesinden bilim, sanat ve edebiyat insanlarına kucak açarak, farklı kültürel zenginlikleri mizahla buluşturuyor; 50 yıldır gerek ülkemizde, gerekse yurt dışında geniş yankılar uyandırıyor.

Nasreddin Hoca Şenliği, 6 gün boyunca gece-gündüz kültür ve sanatla halkı kaynaştıran, aynı zamanda enerji ve heyecan dolu, popüler nitelikleri olan bir festivaldir. Sanatçıların çağdaş ve klasik, ulusal ve yabancı şaşırtıcı ürünleriyle karşılaşmak; fotoğraftan resme, filmden karikatüre, edebiyattan müziğe kadar giden bir çeşitliliği yaşamak hafızalarda unutulmaz izler bırakıyor.

 

Anadolu Oyunları
Anadolu Oyunları

 

AÇ KAPIYI BEZİRGÂN BAŞI

En az 10 kişiyle oynanan, kız-erkek karışık oynanır.

Oyuncular aralarında iki kişi seçer. Bunlardan biri “altın saat” diğeri “altın bilezik” ya da “elma” “armut” gibi farklı adlar alır. Sonra ikisi yüz yüze durur, elele tutuşup beklerler. Diğer çocuklar bunların çevresinde daire oluşturup dönmeye başlarlar. Daha sonra da bu ikisinin oluşturduğu kapıdan geçmek isterler ve;

“Aç kapıyı bezirgan başı”

“Kapı hakkın ne verirsin?”

“Arkamdaki yadigâr olsun” tekerlemesinin ardından kapı görevi yapanlar kollarını kaldırırlar ve sıradaki çocuklar bu ikisinin kolları altından geçmeye başlarlar. Bu arada yüksek sesle söyledikleri şarkının ritmine uyarak başlarını sağa sola devirerek ve hoplaya zıplaya kapıdan geçip tekrar sıraya girerler. El ele tutuşan çocukların tercihine göre kolları altından geçmekte olan çocuklardan istedikleri kişiden başlayarak;

“Birinci sıçan, ikinci sıçan, üçüncü sıçan kapana” diye sayarak geçmekte olan çocukları yakalayıp yakalayıp bırakırlar. Başladıktan sonraki üçüncü çocuğu yakalayıp bırakmazlar. Kulağına eğilip gizlice  “Altın saat mi istersin altın bilezik mi?” diye sorulur.

Verilen cevaba göre çocuk soruyu soranlardan birinin arkasına geçer. Bu işlem tüm çocukların iki gruba ayrılmasına dek sürer. Sonra her iki grup çocukları birbirlerinin bellerinden sıkıca tutarlar. Orta yere çizilen bir çizginin iki tarafında yer alan gruplar birbirlerini çekerek güç gösterisine girerler. Çizgiyi geçen grup oyunu kaybeder, yenik düşer. Haydi, hayırlı oyunlar!

 

KUYU KAZMANI

En az 5 kişi ile oynanan oyunda her çocuk ellerindeki sopa ile daireler çizer.

1 sopa fazla vardır ve o sopayla ebeyi seçmek için her çocuk sopayı sektirir. En az sektiren ebe olur.

Oyuncular kendilerine ait sopayı uzaklaştırmaya çalışır, oyuncu da onu yakalamayı hedefler: diğer çocuklar hemen dairesine yönelip sopalarıyla sopayı oyun alanına getirene kadar dairesini kazarlar.

Oyun bu şekilde devam eder. Sonunda en çok kazılmış daire sahibi oyuncu oraya gömülür. Haydi, hayırlı oyunlar.AÇIL KİLİDİM AÇIL

Dışarıda oynandığı gibi evde de oynayabilecekleri bir oyundur. Tüm çocuklar çember oluşturup yere otururlar ve ellerini yumruk yaparak üst üste kule gibi dizerler. Biri işaret parmağı yapmağı ile yumrukların üst tarafına dokunarak “Açıl kilidim açıl” diyerek teker teker elleri açar. En alttaki el açılmayınca açılmadığını görünce, elin sahibine soruları sorar cevapları alır.

Hani bunun kilidi?

Kuyuya düştü.

Kuyu ne oldu?

İnek içti.

İnek ne oldu?

Dağa kaçtı.

Dağ ne oldu?

Yandı bitti kül oldu

Külü nereye savruldu?

Havaya.

Soru-cevap bitince bütün çocuklar iki ellerini, parmakları açık olarak çenelerinin altında sakal gibi tutarak “Vay köse sakalım… Vay köse sakalım” sözlerini tekrarlayarak gülüşürler. Sonra en alta başka çocuk elini koyar, kilidi daha başka bir çocuk açar ve oyun sürüp gider.

ARPA ÇARPA

Oyun çıkmaz sokaklar, apartman aralarındaki dar bahçeler gibi sınırlı alanlarda oynamak için birebirdir.

Bu oyunu oynayacak çocuklar aralarında bir ebe seçerler veya aralarından en büyüğü ebe olur.

Ebe eline bir mendil alarak, herhangi bir hayvanın tarifini yapar;

Kasa kasa var kasa

Ayakları var kasa

Kuyruğu var kasa

Tüyleri var kasa gibi

Hayvanın tarifi yaptıktan sora, elindeki mendili karşısında dizilen oyunculara tek tek vererek tarif ettiği hayvanın ismini sorar, oyunculardan herhangi biri bilirse mendil ona verilir, diğer çocuklar kaçışmaya başlarlar. Mendil elinde olan oyuncu da onları kovalar ve mendille vurmaya çalışır. Vurulan oyundan çıkar. Oyunun ebesi bu ara “buğda buğda” derse elinde mendil olan oyuncu diğer oyuncuları vuramaz. Ancak ebe “Arpa çarpa” dediğinde vurabilir. Bu oyunda ebenin rolü büyüktür. Elinde mendil olan oyuncu diğer oyunculardan birini yakalayıp tam vuracağı sırada ebe ”Buğda buğda” yahut diğer oyuncular elinde mendil olan oyuncuya yaklaştıklarında “arpa çarpa” diyerek oyunu hareketlendirir. Vurulmadan en sona kalan ebe olur.

 

 

 

 

 

 

 

Bizden Haberler
Kıvırcık’ın Not Defteri
Ramazan Bize Nasıl Gelir?
Hoş Geldin Evime, Soframa, Gönlüme!
Hoş Geldin Evime, Soframa, Gönlüme!

 

 

İşte geldi Ramazan. Hem de büyük bir coşku ve heyecanla.

11 ayın sultanı hoş geldin!

Hoş geldin evime, soframa, gönlüme!

Derkeeen….

Bir de baktık, Ramazan bize usul usul veda ediyor.

Geldin derken, gitmek niye?

RAHMET ÜLKESİNDEN MÜJDE

Daha geçen sene oruç tutup, namaza başladığım ve feyiz dolu bir mevsim olan Ramazan’ın tadı damağımda iken…

Bu Ramazan da, kainat şenlendi, dünya cennetten süzülen nurani bir hava ile oksijen aldı.

Ulvi alemlerin masum ve mübarek sakinleri çevremizi kuşattı.

Rahmet ülkesinden müjdelerle birlikte, kainatın Rabbinden selam ve mağfiret ümitleri getirdi bize.

Mukaddes kelamın nazil oluşunun yıldönümünü mü’minlerle birlikte cinler, melekler ve bütün zerreler kutladı yine.

Görünen görünmeyen alemlerde tam manasıyla bir bayram havası yaşanıyor şimdi.

KULLUK ŞUURU NİMETE MUHATAP OLACAK

Ramazan ayının Allah katında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu biliyor musunuz arkadaşlar!

Allah (c.c.) kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya ayırır. Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere!.. Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavi kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini bir kez daha arttırıyor.

İşte bu günler bize ne güzel bir fırsat verdi.

Bu ayda kulluk derecemizi gösterdik. O’na muhatap olabilme gayreti içine girdik ve tam bir inançla ibadete koştuk.

İnanın, bu gayret neticesiz kalmayacak. Kulluk şuuru içinde tuttuğumuz oruçların, kıldığımız teravih namazların, okuduğumuz Kur’anın, yani ibadetlerimizin pek çok nimete ve ödüle muhatap olacağını biliyoruz.

“ALLAH SİZİNLE İFTİHAR EDER”

Efendim (a.s.m.) ne güzel buyuruyor:

“İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayandır.” (Ubade Bin Samit’ten nakille)

HOŞ GELDİN VE GÜLE GÜLE!

Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine vesile kılar.

Evet, Ramazan geldi ve gidiyor. Ramazan ayı bitiminde Nasrettin Hoca’ya arkadaşları sormuşlar:

“Acaba Ramazan ayı bizden memnun kaldı mı?” diye…

Nasrettin Hoca her zamanki bilge kişiliği ile cevap vermiş:

“Eğer memnun kalmasaydı, her yıl 10 gün önce gelir miydi?”

Hoş geldin Ramazan, yine içimizi ısıttın, gönlümüzü hoş ettin!

Güle güle Ramazan. İnşallah, 11 ayımızı seninle doldururuz!

Şimdiden mutlu ve huzurlu Bayramlar!