Kategori: Bir Fikrim Var

Fikir Çekirdekleri
Fikir Çekirdekleri

“Bir fikrim var” sayfamızda bu ayki fikir, aslında kardeşime ait.
Kardeşim Nurefza, yaz boyunca yediği meyvelerin çekirdeklerini atmayıp biriktiriyordu.
Bahçeye her çıkışında çekirdeklerini, oyuncak tırmık ve küreğini yanına alıyordu.
Her çekirdeği farklı bir yere ekiyor, çok mutlu oluyordu. Ben daha çok resim yapmayı ve parkta oynamayı tercih ettiğim için onun bu faaliyetine katılmıyordum.
Bir gün: “Abla, çok eğlenceli oluyor, birlikte de çekirdek ekelim.” dedi.
Ben de “Tamam” dedim.
Biriktirdiği meyve çekirdeklerini yanımıza aldık. Sitemizin bahçesinde çekirdeklerimizi ekmek için uygun yerler tespit ettik.
Tırmıkla toprağı kazıyor, içine çekirdeği bırakıyorduk. Sonra kürekle üstüne toprak atıyorduk.

Gerçekten kardeşim haklıymış. Ben de çok eğlendim ve çok mutlu oldum.
Kardeşim diyor ki: “Abla düşünsene, yıllar sonra bizim ektiğimiz çekirdekler ağaç olduğunda, parkta oynayan çocuklar onların meyvelerini yiyecekler.”
Kardeşimin bu fikrini ben de çok beğendim. Artık meyve çekirdeklerini atmıyorum. Geleceğimiz için, daha çok yeşil alanımızın olması için, daha çok canlı yaşaması için ve bir gün ağaçlarımız meyve verdiğinde, o meyveleri yiyen çocukların da çok mutlu olması için çekirdeklerimizi toprağa ekmek
iyi fikir… 🙂

Lemanur Yükselten

Ya Tutarsa?
Ya Tutarsa?

Sevgili arkadaşlar,
Yaz tatiliniz nasıl geçiyor? Ben, kardeşim ve arkadaşlarımla oyunlar oynuyorum. Hikâye kitapları ve çocuk dergileri okumayı çok seviyorum. Bazen resim defterimi ve boya kalemlerimi alıp bahçeye çıkıyorum. Bahçede gördüğüm çiçeklerin, kuşların resmini çiziyorum.
Bazen de bahçede arkadaşlarımla oturup birbirimize masal ve fıkra anlatıyoruz.
Fıkra demişken… Annelerimizin nasıl yoğurt yaptığını bilirsiniz. Hani, bir tencere ılık süte, iki üç kaşık yoğurt karıştırılır ya… İşte bu işleme “yoğurt çalma” ya da “yoğurt mayalama” denir. İşte Nasreddin Hoca’nın da bir “Göle yoğurt çalma” fıkrası burdan gelmektedir ve gelin bunu size anlatayım:
Bir gün Nasreddin Hoca, Akşehir Gölü’nün kenarında oturmuş. Acıktığını hissedince, heybesinden çıkardığı ekmeği ile yoğurdunu yemiş. Kendi kendine, “Şu yoğurt kabımı da gölde yıkayayım da öyle koyayım heybeme” demiş.

Göl kenarında yoğurt kabını yıkarken oradan geçmekte olan komşusu:
“Hayırdır Hocam ne yapıyorsunuz?” demiş.
Hoca gülerek:
“Görmüyor musun? Göle yoğurt çalıyorum.” demiş.
“Hiç olur mu Hocam? Gölde yoğurt tutar mı?” demiş.
Nasreddin Hoca da cevap vermiş:
“Ya tutarsa…”

Lemanur Yükselten

İYİ BİR ARKADAŞ MISIN?
İYİ BİR ARKADAŞ MISIN?

Merhaba arkadaşlar,
Eğer fazla arkadaşınız yoksa ya da arkadaşlarınızla genelde kavga ettiğiniz için güzel oyunlar oynayamıyorsanız, bir düşünün bakalım. Acaba siz nasıl bir arkadaşsınız?
Öncelikle, arkadaşlarımızın haklarına saygı duymalıyız. Onların üzüleceği bir şey yapmamalıyız. Bencil davranmamalıyız. Bir iki kişi bir araya gelerek onu dışlamamalıyız.  Yardıma ihtiyacı olduğu zaman, yardımcı olmalıyız. Topluca oynadığımız oyunlarda hep kendi istediğimizi değil de oylama yaparak, çoğunluğun istediği fikri kabul etmeliyiz. Eğer biz arkadaşlarımıza karşı davranışlarımızı düzeltirsek, arkadaşlarımıza da güzel örnek oluruz ve onlar da bize benzemeye çalışır.

Mesela geçenlerde bir arkadaşımın yalan söylediğini anladım. Ama ona “Neden yalan söylüyorsun?” diyemedim. Yalan söylediğinden de emindim. Sonra onunla konuşmaya karar verdim. “Biliyor musun arkadaşım, ben hiç yalan söylemedim. Yalandan nefret ederim.” dedim. Arkadaşım da “Ne olacak ki, zararsızsa bazen söylenebilir” dedi.
“Hayır, bunun zararsızı olmaz. Biz her zaman doğru söylemeliyiz. Ne olursa olsun, küçük ya da zararsız fark etmez. Söylediğin şey gerçek olmadığına göre, Allah bunu biliyor. Her şey Allah tarafından kayıtlı ve biliniyor olduğuna göre, sen Allah’ın var etmediği bir olayı varmış gibi anlatırsan, O’na çok büyük saygısızlık olur. Zararsız dediğin küçük yalanın ne kadar büyük bir sonucu olduğunu şimdi anladın mı?” dedim.
Arkadaşım başını öne eğdi. Bana yalan söylediğini kabul etti. Ama çok pişmandı. “Bunları bilmiyordum” dedi. Bir daha hiç yalan söylemeyeceğine söz verdi. Arkadaşlar, bir arkadaşımızı kötü bir davranışından vazgeçirmek de ona bir yardımdır. Hem de en güzel, en büyük yardımlardandır.
Arkadaş kazanmak ve arkadaşlarımızla güzel geçinmek için, önce kendimiz iyi bir arkadaş olmayı deneyelim mi?

LEMANUR YÜKSELTEN 

Çocuk iftarı ve Hacivat-Karagöz oyunum
Çocuk iftarı ve Hacivat-Karagöz oyunum

Sevgili arkadaşlar,
Ramazan ayı geldiği için çok mutluyum. İçim kıpır kıpır.
Geçen yıl Ramazan ayında arkadaşlarımla çok eğlenmiştim. Yarım gün tuttuğumuz “tekne orucu” sonunda annelerimiz bizim için “çocuk iftar programı” hazırladılar. Bizim en sevdiğimiz yemekleri yaptılar. Sadece çocuklar için sofralar kuruldu. İftar yemeğimizden sonra da hediyeleşme olması bizi daha da mutlu etmişti. Programımız burada bitmedi. Arkadaşlarıma Hacivat-Karagöz gösterisi yapmıştım.

O akşam hepimiz çok gülmüştük. Arkadaşlar, bu Ramazan ayında siz de arkadaşlarınızla ve annelerinizle konuşup böyle programlar yapabilirsiniz.
Geçen yıl Hacivat-Karagöz oyununu oyuncakçı ve kırtasiyelerde bulamamıştım.
Annemle beraber kendimiz yaptık. Karagöz ve Hacivat’ı bir kartona çizip boyadık ve kestik.
Sonra bunlara, mutfakta kullanılan uzun tahta şişlerden sapladık. Böylece onlardan tutarak oynatabildim. Boş bir kutunun arka kısmını açtık. Basitçe bir sahne ve perde yapmış olduk. Siz de bu şekilde kendi Hacivat- Karagöz oyununuzu hazırlayabilirsiniz ve onları istediğiniz gibi konuşturabilirsiniz. Arkadaşlarınızla birlikte çok eğleneceğinize eminim.

Hayırlı ve neşeli Ramazan’lar dilerim.

Lemanur Yükselten

Kitap okuyalım mı?
Kitap okuyalım mı?

1. sınıfın 2. dönemine bol bol hikâye kitabı okuyarak başladık. Sınıfımızda bir kütüphane oluşturduk. Okumanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu, okudukça daha iyi anlıyorum. Okula başladıktan sonra, oyun oynamaya daha az vaktim kaldı. Oyuncaklarımla oyun oynamayı da çok özledim.
Benim de aklıma şöyle bir fikir geldi. Hem oyun oynamanın hem de kitap okumanın bir yolunu buldum. Oyuncaklarımla oynarken onlara kitap okuyorum. Beni dinlediklerini hayal ediyorum. Bazen de okuduğum hikâyedeki karakterlerin her birini, bir oyuncağımın yerine koyup onları seslendiriyorum. Böyle oynarken bir gün, “Neden oyuncaklarıma da küçük kitaplar yapmıyorum ki?” dedim. Ve yaptım. Nasıl mı? Bunun için iki yol var. Evde artık okunmayan, işe yaramayan dergilerin zımbalı yerlerinden, oyuncak bebeğinizin boyutuna uygun minik kitaplar kesebilirsiniz.

Bunun dışında, kâğıtları küçük kesip, defter gibi katlayarak zımbalayabilirsiniz. Zımbalama konusunda büyüklerinizden
yardım almanızı tavsiye ederim. Okumak çok eğlenceli arkadaşlar. Oyun oynamamıza da engel değil.
Hepinize bol okumalı ve eğlenceli günler dilerim.
Hoşça kalın.

Lemanur Yükselten

Aile Toplantısı İstiyorum!
Aile Toplantısı İstiyorum!

Merhaba arkadaşlar, Yine çok heyecanlıyım. Çünkü size anlatacaklarım var. Ne oldu biliyor musunuz?
Babam akşamları eve geç ve yorgun geliyordu. Neden geç geldiğini sorduğum zaman “Toplantım vardı” diyordu.
“Toplantı ne demek? Neler konuşuyorsunuz?” diye sordum.
Babam da “Bir araya gelip, işle ilgili fikirlerimizi konuşuyoruz” dedi. O gün benim de aklıma bir fikir geldi. “Neden aile toplantısı yapmıyoruz?”
dedim. Bu fikrimi annem ve babam da çok beğendi. Artık haftada bir gün toplantı yapıyoruz.
Hepimiz sırayla birbirimize o gün neler yaşadığımızı anlatıyoruz. Birbirimizden neler beklediğimizi, evde ne gibi vazifeleri yapabileceğimizi konuşuyoruz. Sonra babam bize kitap okuyor ve toplantımız sona eriyor. Ama öyle heyecanlı oluyor ki arkadaşlar anlatamam. Eğer fikrimi beğendiyseniz, siz de aile toplantısı yapabilirsiniz.
Hoşça kalın!

Lemanur Yükselten