Aylar: Mart 2020

Bulmaca
Hudeybiye Anlaşması
Asya ile Zamana Yolculuk
Genç Yazar Çizerler
Çocuklara Özel Sanat Atölyeleri
Çocuklara Özel Sanat Atölyeleri

Evde vakit geçirmek istemeyen çocuklara yönelik birçok atölye var. Bunlardan bir tanesi çocukların resim, çizim, tasarım gibi sanatsal kabiliyetlerini geliştirebilecekleri sanat atölyeleri. Bu sayede çocuklar, iyi oldukları alanları keşfedebiliyor ve kendilerini geliştirebiliyor. Özellikle hafta sonlarını dolu dolu geçirmek, hem eğlenmek hem öğrenmek istiyorsanız, eğitici atölyelere katılabilirsiniz.

SANAT ALANINI SEN BELİRLE

İstanbul Modern Müzesi, cumartesi ve pazar günleri çocuklara özel sanatsal eğitimler veriyor. Düzenlediği atölyeler, çocukların öğrenmesine katkı sağlıyor. 4-15 yaş aralığındaki çocuklar, İstanbul  Modern Sanat Müzesi’nde müze sergilerine, sanat çalışmalarına ve yaş gruplarına
özel tasarlanan programlara katılarak resim, video, tasarım, mimarlık gibi farklı sanat deneyimleri kazanıyor. Bu gibi faaliyetler sayesinde çocuklar ilgi duydukları ve iyi oldukları alanları keşfedebiliyor. Böylece iyi bir ressam, iyi bir mimar, iyi bir grafiker olabiliyorlar.

MASALLAR RESMEDİLİYOR
4-6 ve 7-10 yaş grubuna yönelik olan Masal Haritaları Atölyesi, Canan Tolon’un “Sen Söyle” sergisine paralel tasarlanan bu atölye çalışması, çocukları kolektif bir resim yapmaya davet ediyor. Önce sergiyi gezen ve sergiden ilham alan çocuklar, atölyede Canan Tolon’un onlar için seçtiği masalların yorumlarını müze uzmanlarından dinlerken, dinledikleri masallarda geçen imge ve mekânları resmediyor.

YETENEKLER KEŞFEDİLİYOR
7-10 yaş grubuna yönelik olan Sürpriz Sonuçlar Atölyesi de, çocukların kabiliyetlerini keşfetmesine yardımcı oluyor.
Program Canan Tolon’un refleks resimlerinden ilham alıyor. Çocuklar, dirseklerini kırmadan, kollarını açmadan, ayakta ya da yerde oturarak, zıplayarak ya da sallanarak resim yaparken desenin nasıl değişebileceğini araştırıyor.

 

Sanat atölyesinde masallar yorumlanıyor.

Refleks resimlerle yetenekler keşfediliyor.

 

Haydi, hep birlikte resim yapmaya!

Yazar:  Kübra Örnek

Gökkuşağından Renk Tut
Gökkuşağından Renk Tut

Her ne kadar ayılar yalnız yaşamaktan hoşlanan canlılarda olsalar, küçük ayı, belki yavru olduğundan kendi başına oynamaktan sıkıldı. Gökkuşağından renk tutası vardı. En sevdiği arkadaşı arı ile gökkuşağından renk tutma oyunu oynarlardı. Bu oyun ayı ve arının bulduğu bir oyundu. Yağmur yeryüzünü sularken aceleci güneş ortaya çıkar, renkler ıslanmaktan korunmak için kaçışmaya başlarlardı.
Sonra gökyüzünün en yükseğinde bir köprü oluştururlardı. İşte o an gökyüzündeki renkleri tutmak tekrar yeryüzüne indirmek isterlerdi. Menekşeler morsuz, güller kırmızısız, armutlar sarısız kalırsa ne üzücü olurdu. Ya renkler eski yerine dönmezlerse? Mesela ayı armut yemek istediğinde mavi armut toplasa ağaçlardan. Arı her renk çiçekten polen topladığı için bu durum çok önemli değil gibi görünebilir. Ama mor renkli bir papatyanın kokusunda menekşeyi bulamayacaktı.
Turkuaz renkli derenin etrafından kovanına ulaşmak yerine turuncu renkli derenin etrafından dolaşarak varmayı istemezdi. Bir keresinde kocaman bir kamyon gelip dereye sıvı boşaltmış ve dere bir ay boyunca gri renkte akmıştı. Bu nedenle neredeyse kovanın yolunu bulamayacaktı.
Çok iyi yüzücü olan ayılarda kirlenen dereye girip yüzemediklerinden neredeyse yüzmeyi unutacaklardı.
Neyse gelelim oyuna önce arı gökkuşağından bir rengi aklında tutar ayı da tuttuğu rengi tahmin etmek için sorular sorardı. Renkleri iyi bilirlerse onu hiç kaybetmezlerdi.
Renkler hep yerli yerinde dururdu. Rengi doğru tahmin ettiğinde arkadaşına kovanın sarı balından ikram ederdi. Ayı da arıya ormanda ki en güzel çiçeklerin yerini gösterirdi. Küçük ayı oyunu oynamanın hevesiyle arı vızıltılarının olduğu yere hızla koştu. Renkler korunmayı ve bilinmeyi hakediyordu.

Origami hem bir oyun hem bir oyuncak. Hikayeyi okuduktan sonra ayı yüzü origamisini katla. Hikaye
de okuduklarını katladığın origami ve resimlerle bir kağıda yap. Anlatmak bazen söz ile bazen yazı ile
bazen resimle olabilir. Bunlardan birini seçerek hikayenin devamını anlat.

1) Üçgen oluşacak şekilde yarıya katla.

2) İz yapmak için katlayıp aç.

3) Kesik çizgiden katla.

 

 

4) Kesik çizgiden katla.

5) Kesik çizgiden katla. Sence burası ayının neresi olacak?

6)Ters çevir.

7) Kesik çizgiden katlarken hangi bölüm olduğunu düşün.

8) Kesik çizgilerden geriye doğru katla.

9) Yüzünü çizdiğimizde origamimiz tamamlanmış olacak.

Yazan: Mihriban Sezer

Çizen: Ravzanur Güleçyüz

Fil boyunda kedi mi, kedi boyunda fil mi?
Fil boyunda kedi mi, kedi boyunda fil mi?

Sevgili arkadaşlar, Allah her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır.
Çevremize baktığımız da bile fark edebiliriz. Her şey uyum, ölçü ve bir düzen içinde yaratılmıştır.
Hayvanlar, bitkiler, insanlar… Ve daha birçok şey…
Geçenlerde aklıma ilginç bir fikir geldi. Acaba fil boyunda bir kedi olsa nasıl olurdu?
Ya da kedi boyunda bir fil miii? Minik arkadaşlarıma sordum. Bakın, nasıl cevaplar aldım?

Hiranur Akay: Kedi boyunda fil isterdim. Çünkü Fil çok büyük, evin içine katamayız ki, ama kedi boyunda olursa evimize alabiliriz.

 

Yusuf Efe Oral: Kedi boyunda bir fil isterim. Minik olduğu için kucağıma alıp sevebilirim. Yatağıma alır, su ve biber veririm.

Zeynep Nur Akkaya: Fil boyunda bir kedi isterim. Çünkü büyük kedinin üzerine çıkabilirim ama küçük kedinin üzerine çıkamam ezilir.

Mehmet Said Akay: Kedi boyunda fil isterdim. Çünkü küçük olduğu için çok sevimli olur.

Betül Ünverdi: Fil gibi büyük kedi olsun. Bize gelir, onunla oyun oynarız.

Fadimenur Yamaner: Fil boyunda kedi olsaydı beni tırmalardı. Ben kedi boyunda fil isterim hortumuyla bize su fışkırtır biz de eğleniriz.

Yazar: Berfin Karakoyun

ET Limanı’na gidiyoruz!
ET Limanı’na gidiyoruz!

Merhaba Okurcan,
Biliyor musun bugün hangi limana gideceğimizi? Hangi limana gideceğimizi yolculuk başlayınca söylüyorum. Biliyorum tabiî ki. Hani birileri kulağına fısıldadı mı diye düşünmüştüm. Kimler mi? Çakırcan, Bücürcan ve Şencan. Onları nerede gördüğümü merak ediyorsun değil mi? Tabiiki sizin apartmanın karşısındaki parkta. Beni görünce hemen yanıma geldiler. Onlarla sohbet ettik. Laf lafı açtı. Bu ay hangi limana gideceğimizi sordular. Ben de ET LİMANI’na gideceğimizi söyledim. O anda hayretle bana baktılar. ET LİMANI’nında et mi yiyeceksiniz diye sordular. Kendimi tutamadım, güldüm. Hayır, ET LİMANI’nında et yemeyeceğiz. Bu limandaki resfebelerde bilgisayardaki @ işareti var. O nedenle adı ET LİMANI dedim. Bu kez hepsi birden gülmeye başladılar. Çok komikti çoook. Bak sen de gülüyorsun. Nasıııl? Sen de mi yediğimiz et sandın? Biliyorsun bazen kelimenin farklı anlamları olabiliyor. Hadi seninle bir oyun oynayalım. Limana gidene kadar kelimelerin farklı anlamlarını bulalım. Bence de çok eğlenceli bir oyun olacak.
İlk olarak ben bir kelime söyleyeyim.
Resfecan: Yüz kelimesinin anlamlarından biri sayı
Şimdi sıra sen de. Yüz kelimesinin farklı bir anlamını söyle bakalım.
Okurcan:………………….
Çok güzel.O halde devam ediyoruz.Şimdi de bin kelimesinin anlamını söyleyelim.
Okurcan:………………….
Şimdi sıra ben de. Bin; arabaya, uçağa, ata vb.binmek anlamındadır.
Okurcan sen bir kelime söyle onun anlamını bulalım. Hmmm bot kelimesinin anlamını bulmamı istiyorsun. Hemen söylüyorum.
Resfecan: Küçük sandallara bot denir. Evet Okurcan bot, bizim gemimizden daha küçüktür.
Şimdi de sen bot kelimesinin farklı bir anlamını söyle bakalım.
Okurcan:…………….
İşte limana yanaşıyoruz. Keyifli bir yolculuktu değil mi?

Kural 10: Resfebede @ işaretini gördüğünüzde bu işareti et olarak okumanız yeterlidir.
Hadi Okurcan ilk resfebeyi birlikte okuyalım mı?
Bakıyorum da çok heyecanlısın. Ben 3’e kadar sayacağım veeee birlikte okuyacağız.
Hazır mısın? Biiir, ikiii, üç.

BEREKET

Sıra sende Okurcan. Aşağıdaki resfebeleri okuman gerekiyor.

Süpersin Okurcan. Her zaman olduğu gibi çok kolay okudun. Harikasın, harika.
Okurcan, şimdi de MAKET sözcüğünün resfebesini yapıp ET LİMANI’na bırakman gerekiyor. Her zaman olduğu gibi sana ipuçları vereceğim.
Adım 1: Beyaz bir kâğıttan M harfi kes ve resfebe yapacağın alana yapıştır. Biliyorsun daha önce RENKLER LİMANI’na gittiğimizde, beyaz renkte yazılmış harflerden önce veya sonra ak dememiz gerektiğini öğrenmiştik. Beyaz M gördüğümüzde MAK diye okuyoruz. Aferin Okurcan. Öğrendiğin kuralları unutmamış olman çok hoşuma gidiyor.
Adım 2: @ işaretini çiz. Bu işareti çizmek çok kolay. Önce a yazıyorsun ve elini kaldırmadan dışarıdaki çizgiyi çiziyorsun.Adım 3: Resfebe yaptığın alanı çok açık sarı veya pembe renge boyayabilirsin. Ama çok dikkatli olmalısın. Beyaz kâğıttan kestiğin M harfini asla boyama. Neden mi? Çünkü M harfini boyarsan beyaz (ak) M olmaz ve MAK diye okunmaz o zaman.

CEVAPLAR
BİLET DİYET DETAY ETEK BETON

Yazar: Dilek Açıkgöz

Şenlik
Çöl Gemisi: Deve
Çöl Gemisi: Deve

Ne diyor mukaddes kitabımız;
“Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?”
Merhaba sevgili dostum;
Bunu neden yazdığımı kendimi tanıttıktan sonra daha iyi anlayacaksın.
Daha önce pek çok yerde bir deve görmüş olabilirsin.
Sana, duymadığın ilginç özelliklerimden bahsedeceğim.
Hazır mısın?
Beni özel kılan birçok sebep var.
Bunlardan birincisi; vücut şeklim… Tabii ki öyle sıradan bir vücut değil.
Açlık ve susuzluğa günlerce dayanabilirim. Günlerce, sırtımda yüzlerce kilo ağırlıkla yol gidebilirim.

DİKENLİ AĞZIM SAYESİNDE HER ŞEYİ YERİM

Gelelim ikinci farklı özelliğime;
Ağız ve dudak yapım…
Sivri dikenleri bile rahatlıkla yiyebilecek şekilde yaratılmıştır.
Dört yüzlü midem ve sindirim sistemim ise; neredeyse her şeyi öğütebilecek kadar güçlüdür.
Normalde yiyecek sınıfına girmeyen kauçuk gibi maddelerden bile faydalanabilirim.
Kurak ortamlarda yaşayabilmemiz için bu üstün özellikler bize bahşedilmiş.

KİRPİKLERİM VE BURUN YAPIM BENİ FIRTINADAN KORUR

Üçüncüsü;
Gözlerim iki kat kirpiklidir. Kirpiklerim, kapan gibi iç içe geçerek, gözümü şiddetli kum fırtınalarına karşı tam bir korumaya alır.
Bu kadarla sınırlı değil…
Size burun yapımdan bahsetmek isterim.
Burnum çok sayıda köklere ayrılmış kanallardan oluşur.
Yaşadığım sıcak bölgelerde havadaki nem miktarı oldukça az…
Bu sebeple soluduğum havadaki suyu kaybetmemem gerekir.
İşte bu yüzden burnum hem çok büyük ve kıvrımlı, hem de süngerimsi bir dokuyla kaplıdır.
Şiddetli kum fırtınalarına karşı kum girmesini engellemek için, tıpkı bir gözün kapanması gibi burun deliklerimi de kapatabiliyorum.

TÜYLERİM SAYESİNDE GÜNEŞTEN KORUNURUM

Gelelim tüylerime;
Bütün vücudumu kaplayan sık tüylerim çölün yakıcı güneşinin derime temas etmesine engel olur.
Üstelik 70 derecelik sıcaklıktan etkilenmeyiz.
Biliyor musun; soğuk havalarda da tüylerim ısınmamı sağlar.
Çift hörgüçlü türlerimiz sıfırın altında 52 derecelik bir soğukta bile yaşar.
Ayaklarım da ilgini çekmiş olabilir…
Bacaklarımdan daha büyük olan ayaklarım da kuma batmadan yürüyebilmem için geniş yaratılmıştır.
Ayak tabanlarımdaki özel kalın deri ise;
kızgın çöl kumlarına karşı kendimi korumam için donatılmıştır.

ÜSTÜMDE SU DEPOSU TAŞIRIM

Bir başka özelliğim;
Zorlu çöl şartlarında en büyük yardımcım hörgüçlerim…
Hörgüçlerim vücut ağırlığımın beşte biri kadar yağı depo eder.
Vücudumda yağın tek bir noktada toplanması, vücudumdaki yağa bağlı olarak her yerimden yoğun oranda su atılmasını engeller.
Bu da suyu az miktarda kullanmamı sağlar.
Kan ve hücre yapım da, uzun süre susuz yaşayabileceğim şekildedir.
Vücudumdaki hücre duvarları, hücrelerinin fazla su kaybetmesini engelleyecek bir yapıdadır.
Kan yapım ise, vücudumdaki su en aza inse bile kan akışında bir ağırlaşmaya sebep vermeyecek biçimde yaratılmıştır.
Ayrıca kanımda, susuzluğa dayanıklılığı arttıran albümin enzimi, diğer canlılardan daha fazla miktarda bulunur.
Yazının başındaki ayetin sebebini şimdi anladın mı sevgili dostum?
Bu üstün özellikleri bir vücutta toplayan Sonsuz Kudret sahibi olan Allah’a teşekkür ediyorum.
Unutma ki, hayvanlar Allah’ın sessiz kullarıdır ve hesap günü onlar da dile gelecek… Haydi kal sağlıcakla!