Aylar: Şubat 2020

Bulmaca
Puta Tapmayan Çocuk
Asya ile Zamana Yolculuk
Genç Yazar Çizerler
Çizgi Hikâye (Bir Çobanın Hikâyesi)
Can Kardeş’i çook seviyorum!
Can Kardeş’i çook seviyorum!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Canım kardeşim, seninle uzun yıldır beraberiz. Artık sensiz olmuyor.
İçindeki bilgilerle hem eğleniyorum, hem de öğreniyorum. Seninle huzur içindeyim.
Sabırsızlıkla günleri sayıyorum. Derginin çıkacağı zamanı heyecanla bekliyorum.
Çıktığı zaman koşa koşa dergimi almaya gidiyorum. Evde malzeme oldukça etkinlikleri seve seve yapıyorum.
Bediüzzaman’a hayranım; içindeki kuvveti Allah’a inancı hiç bitmiyor.
Bir de Hayvanlar Âlemi kısmını çok seviyorum. Çünkü ben kedilere bayılırım.
Üstadım da kedisi varmış. Ben de evde kedi beslemeyi düşünüyorum.
Diğer bölümlerden karikatür sayfasını da çok seviyorum. Çok eğlenerek okuduğum bir bölüm. Yani uzun lafın kısası Can Kardeş’i çoook seviyorum.

Abdullah Emir ÖZÇELİK

Minik ayaklar üşümesin
Minik ayaklar üşümesin

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgili arkadaşlar;
Havaların iyice soğuduğu şu günlerde, okuldan gelip sıcacık evimize girebilmek ne güzel bir duygu. Ayaklarımızı sıcak tutan botlarımızın, çoraplarımızın olması ne büyük mutluluk…
Bazen içinde bulunduğumuz nimetlerin farkına varamıyoruz. Çorabı olmadığı için ayakları çok üşüyen çocuklar varmış biliyor musunuz?
Bizim okulumuzda bu çocuklar için bir yardım kampanyası başlatıldı. Okulumuza bir çorap kumbarası konuldu. Biz de harçlıklarımızla çoraplar alıp bu kumbaraya atıyoruz.
İnşallah hiçbir çocuk soğukta dışarıda kalmaz.
Sıcak evi, yemeği ve sıcacık giysileri olur. Biz de durmadan ailemizden yeni bir şey istemek yerine, elimizde olanların değerini bilmeliyiz.

Lemanur Yükselten

İkizler (Abid nedir?)
Haydi Uç!
Haydi Uç!

“Gökyüzünde uç! Hadi uç!” Olmuyor, uçmuyor işte. Gökyüzünde çok yükseklerde uçmalısın.
Yoksa yaşadığım şehirdeki yüksek binaların arkasını nasıl görebilirim?
Benim şehrimdeki kuşlar bile bu yüksek binaların ardını göremez.
Bu uçurtmayı uçurabilirsem, uçurtmama bir ayna bağlamayı düşünüyorum.
Böylece uçurtmam havalanınca merak edip de göremediklerimi aynadaki yansımasından görebilirim. Tamam biliyorum, aynanın ağırlığı uçurtmamın
ağırlığından fazla olmamalı yoksa gökyüzündeki kuşlarla dostluk kurayım derken, yerdeki köpeklerle kovalamaca oynamak zorunda kalacağım…
Kâğıt gibi ince bir ayna yok mudur mesela veya annemin kamerasını takabileceğim büyüklükte bir uçurtmam olsa…
Annem de sever uçurtmaları. Böylece o da izin verebilir belki. Çünkü annemin küçükken yaşadığı şehirde mart ayının ilk hafta sonunda orada yaşayan herkes uçurtma uçururmuş.
Gökyüzünü kaplayan uçurtmalardan bulutlar görünmezmiş bile.
Uçurtmanın dengesini tam kuramıyorum.
Düşe kalka havalanmaya çalışan uçurtmam yere çakılıveriyor. Uçurtma yapmayı ve onu uçurmayı bilmesem de şunu çok iyi biliyorum “Bir işi gerçekten çok seversen ve gerçekten yapmayı istersen onu yapmak için çareler bulabilirsin.”
Denemekten sıkılmamak için kendimce yollar buluyorum.
Uçurtmamı uçurmayı başardıktan sonra, yüksek binaların ardında acaba neyi göreceğim?
Sadece filmlerde gördüğüm bir nehir mesela…
Kıyıda insanların attığı ekmekleri kapma yarışındaki ördekler…
Yüksek binalı şehrimde çok korktuğum köpeklerle kurabileceğim bir dostluk…
Nehir de uçurtmadan sonra devam eden yolculuğumun yol arkadaşı bir köpek.
Korkularımın yok olduğu, hayallerimin olabilirliğini gördükçe artan umutlarım.
Daha kim bilir neler? Çok heyecanlanıyorum düşündükçe. Siz bunları okurken babamdan beni bir uçurtma yapım atölyesine götürme sözü aldım.
Uçurtma tarihini ve hangi amaçlarla uçurtma kullanıldığını araştırdıktan sonra hikâyenin devamında neler olabileceğini düşün. Araştırdığın bilgilere göre yeniden anlat, yaz ya da çiz.
Origamiyi katla. Nehir çiz, boya origamini yapıştır. Tüm bunları yaparken kendi merak ettiklerini düşün.

1) İz bırakmak için tam ortadan ikiye katlayıp tekrar aç.
2) Diğer taraftan ikiye katlayıp tekrar aç.
3) Şekilde gördüğün gibi iz yapmak için katla ve tekrar aç.
4) Kesik çizginin içinden cep olacak gibi katla.
5) Arkasını döndür.
6) Kesik çizgiden katla
7) Kesik çizgiden geriye katla.
8) Kesik çizgiden katla.
9) Köpeğin yüzünü çizelim.

Yazan: Mihriban Sezer

Çizen: Ravzanur Güleçyüz

Bir kar tanesi olsam…
Bir kar tanesi olsam…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgili Can Kardeşler;
Kar yağdığında sizin de içiniz kıpır kıpır oluyor mu?
Kar taneleri birbirine çarpmadan, bir düzen içinde nasıl da yeryüzüne iniyor değil mi?
Mikrofonu miniklere uzatıp, “Bir kar tanesi olsan, nereye düşmek isterdin?” diye sorduk.
Bakalım, nasıl cevap vermişler?

Zeynep Yaren Yurdagül:
Ben kar tanesi olsam Peygamber Efendimizin omzuna düşmek isterdim. Çünkü Peygamberimizi merak ediyorum ve onu çoook seviyorum. Onun
kokusunu almak istiyorum.

Rüveyda Akçınar:
Buzullardaki yavru bir kutup ayısının burnunun ucuna düşmek isterdim.

Elif Kılıç:
Ben kar tanesi olsaydım, Cennete düşmek isterdim çünkü orası güzel sonra orada Peygamberimiz var.

Eslem Nur Akçınar:
Eğer bir kar tanesi olsaydım; Cennete ve Peygamber Efendimizin (asm) yanına düşmek isterdim.

Bekir Berk Bengi:
Meteoroloji uydusuna düşüp arkadaşlarımın daha çok nerelerde olduğuna bakmak isterdim.

Sude Ebrar Adaş:
En sevdiğim arkadaşım Hayriye’nin yanına düşmek isterdim.

Lemanur Bengi:
Bir kar tanesi olsam kendimin buz gibi yanağıma düşmek isterdim. Orası hem soğuk, hem sevgi dolu hem de pembe.

Berfin Karakoyun