Gün :11 Haziran 2018

Enerji Üreten Teknoloji; Çevre Dostu
Enerji Üreten Teknoloji; Çevre Dostu

Arkadaşlar, Çevre nedir?
Çevre, canlıların hayat boyunca ilişkilerini sürdürdükleri, karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları, fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam yani içinde yaşadığımız doğal ortamdır.
Peki enerji ne demek?
Enerji, bir sistemin iş yapma kapasitesidir. Pek çok biçime girebilmesinden dolayı enerjinin kapsamlı tanımını yapmak imkânsızdır. Enerji, fizikte temel önemdedir.Bu iki kavram birbirinden ne kadar ayrılmış gibi görünse de aslında birbiriyle ilişkili olup her canlıda önemli bir yere sahiptir.
Biz de bu yazımızda 5 Haziran Dünya Çevre Günü, 11 Haziran Çevre Koruma Haftası ve 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Haftası münasebetiyle alternatif enerji kaynaklarından bahsedeceğiz.

HİDROLİK DE YENİLEBİLİR ENERJİ TÜRÜDÜR

Hidrolik enerjisi Türkiye de en çok tercih edilen yenilenebilir enerji üretimi yöntemlerinden biridir. Akarsular sürekli hareket etmesinden kaynaklı belirli bir kinetik enerjiye ve hareket enerjisine sahiptir. Akarsu önüne konulacak bir türbin veya çark sistemi ile bu kinetik enerji dönme enerjisine ve elektrik enerjisine dönüştürülebilmektedir.

GÜNEŞ ENERJİSİ YENİLEBİLİR Mİ?

Güneş enerjisi çok önemli yenilebilir enerji kaynaklarındandır.
Güneş ışığının güneş panellerine temas etmesi ile elektrik enerjisi elde etme yöntemidir. Güneş ışığını enerjiye çeviren pilli sistemler, jeotermal ısıtma, rüzgâr değirmenleri, akarsular üzerine kurulan elektrik üretim değirmenleri gibi türlü çeşitler; direk olarak enerji sağlayan enerji kaynaklarıdır. En basit yenilenebilir enerji üretimi yöntemi güneş enerjisidir.

ENERJİ KAYNAKLARI VE KUR’ÂN

Ve son olarak Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Teknoparkı’nda geliştirilen “mikrohes” projesiyle genellikle düşük seviyedeki suyu yükseğe taşımak amacıyla kullanılan “Arşimet Burgusu” sayesinde HES’e alternatif bir santral yapılmıştır.

JEOTERMAL KAYNAKLAR

Ülkemizde çok sık kullanılan yenilenebilir enerji üretimi çeşitlerinden biriside jeotermal kaynaklardır.
Hidrojen tabiat da birçok bileşik içerisinde bulunan, ancak tek başına bulunmadığı için ayrıştırılarak elde edilebilen basit bir elementtir. Yakıldığında
çok fazla enerji açığa çıkaran bir element olduğu için uzun yıllardır uzay mekiklerinde yakıt olarak kullanılmaktadır. Bu yenilenebilir enerji üretimi yöntemi çok temizdir. Çünkü yakıldığı zaman geriye sadece su ortaya çıkar.

İşte yukarıda incelediğimiz yenilenebilir enerji kaynakları bize ihsan edilen nimetlerdendir. Bunun için ‘Başını tabiat bataklığından çıkar, arkana bak! Zerrattan (atomlardan) seyyarata (gezegenlere) kadar bütün mevcudat (varlıklar) ayrı ayrı lisanlarda (dillerde) Onun vücuduna (varlığına) şahadet ettikleri (şahitlik etmesi) Sani-i Zülcelal’i (celal sahibi sanatkâr) gör. Ve o sarayı (dünya) yapan ve o defterde sarayın programını yazan Nakkaş-ı Ezeli’nin (varlıkları ket tek işleyen Allah) cilvesini müşahede (şahitlik) et. Fermanına bak Kur’an’nını dinle.’
Hoşça kalın Can Kardeşler!

 

Melek Dokumacı

Kur’ân Bayramı, Sevap Bayramı
Kur’ân Bayramı, Sevap Bayramı

Ramazan ayı girdiğinden beri Arif’te ayrı bir heyecan vardı.
İftarıyla, sahuruyla, teravihiyle, mukabeleleriyle bambaşka bir lezzeti vardı Ramazan’ın.
Arif’in günlük Ramazan heyecanı sahurla başlıyordu. Teravihten gelir gelmez uyuyordu ki sahura kalkmakta zorlanmasın.
O gece de annesi, Arif’e şefkatle seslendi:
“Hadi yavruuum, sahur zamanııı!” Arif yine heyecanla açtı gözlerini. İlk dakikalarda uyku mahmurluğu vardı tabii yine. Elini yüzünü yıkadıktan sonra sofraya oturdu.
“Bismilllah” diyerek başladı yemeye.
Peygamber Efendimizin (asm) Hadis-i Şerifini hatırladı:
“Sahur yemeğinde bereket vardır. Bir yudum su bile içecek olsanız sahura kalkmayı ihmal etmeyiniz. Çünkü sahura kalkana Allah rahmet eder, melekler de bağışlanmaları için dua ederler.” (Hadis-i Şerif)
Arif, bu hadisi okuduğu günden beri sahura farklı bir heyecanla kalkıyordu.
Meleklerin kendisi için dua ettiğini bilmek gerçekten çok güzeldi.
Sahur bittikten sonra sıra sabah namazında idi.  Sabah namazını bazen evde bazen de ailesiyle büyük camilere giderek kılıyorlardı. O gün evde kıldılar. Çünkü ertesi günü zaten Kadir Gecesi olduğundan, iftardan sonra şehrin en büyük camiine gideceklerdi. Bu da Arif’i şimdiden heyecanlandırmaya yetiyordu.

Ertesi akşam, iftardan sonra camiye gittiler. Teravih namazına daha vakit vardı.
Camide mukabele okunduğunu gördüler. Mukabele, karşılıklı Kur’ân okumak idi.
Hoca seslice okuyor, cemaat de ellerindeki Kur’ân’dan onu takip ediyorlardı. Arif ve babası da ellerine birer Kur’ân alarak hocayı takip etmeye başladılar. “Hoca ne kadar güzel okuyor baba!” dedi Arif.
Gerçekten de hocanın, Allah vergisi, çok güzel bir sesi vardı. “Maşaallah” dedi babası da. Bunun üzerine Arif de “Maşaallah” dedi. Bu “Allah ne güzel yaratmış, ne güzel ses vermiş” anlamına geliyordu.
Kur’ân, Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde inmişti. Özellikle bu gecede Kur’ân okumak çok sevaptı. Allah, bu gecenin hürmetine, Kur’ân’ın her bir harfi için otuz bin sevap veriyordu. “Tam bir sevap bayramı, tam bir Kur’ân bayramı!” dedi Arif.
Babası da başını sallayıp gülümseyerek onu doğruladı.
Arif bu sene yaz tatilinde Kur’ân’ın tamamını bitirmeye karar vermişti. Ramazan’da hepsini bitiremese de, tatil günlerinde rahat rahat okumaya devam edecekti. Peygamberimizin (asm) “Sizin en hayırlınız (iyiniz), Kur’ân’ı öğrenen ve onu başkalarına öğretendir” hadisini duyduğu zamandan beri “en hayırlı kişi” olmayı hedeflemişti. Kur’an’ı öncelikle kendisi çok iyi öğrenecek, sonra da başkalarına
öğretecekti. Arif o akşam bu düşünceler içerisinde camide Kur’ân dinleyip okudu, namaz kıldı ve bol bol dua etti. Dualarından birisi şu oldu:
“Allah’ım! Beni, annemi, babamı ve bütün Müslümanları dünyada da, ahirette de mutlu eyle. Bizi Cennetine al. Allah’ım! Kur’ân’ı en iyi şekilde okumamızı ve öğrenmemizi sağla. Sevgili Peygamberimiz gibi Kur’ân’daki emir ve yasaklarına en güzel şekilde uymayı bizlere nasip eyle.
Âmin.”