Yağmur damlasının yolculuğu

Küçük yağmur damlası çok heyecanlıydı. Çünkü buluttan ayrılıp yeryüzüne inme zamanı gelmişti. Aylardan Nisan’dı.
Yani yağmurların bol bol yağdığı ay. Bulutla vedalaşırken çok duygulandı. Çünkü ne zamandır bulut ona ev sahipliği yapmıştı.
Yavaşça ayrıldı bulutun kollarından. Bulut, yağmur damlasının ardından seslendi: “Çok önemli bir vazifen var unutma, başarılar dilerim!”
Yağmur damlası yumuşakça yere doğru yaklaşıyordu. Dağları, tarlaları, ormanları, şehirleri görebiliyordu. Kim bilir yolculuğu nerede son bulacaktı… Hangi susuz kalmış bir canlının imdadına yetişecekti acaba? Çok merak ediyordu. Küçük bir bahçede, başı öne eğilmiş, üzgün bir çiçeğin dibine düştü. Çiçek birden kıpırdadı. Uzun zamandır susuz kalmasının ardından ilk yağmur damlası düşmüştü üzerine. “Hoş geldin” dedi sevinçle. “Hoş buldum çiçek kardeş. Çok uzaklardan senin için gönderildim.” dedi. Çiçek heyecanla “Nasıl geldiğini anlatsana damlacık” dedi. “Önce okyanusta bir damla idim. Sonra suların buharlaşmasıyla, buhar olup gökyüzüne yükselmeye başladım. Bulut kümelerinden birinin arasına karıştım. Rüzgârlar bizi taşıdı.
Sonra buluttan ayrılarak buraya geldim.”

Çiçek sevinçle: “İyi ki minik damlalar hâlinde ve yumuşakça düşüyorsunuz.
Birleşerek şelâle gibi düşseniz boğulurduk. Ya da çok sert düşseniz zarar görürdük.” dedi. Ardından başka damlalar da düştü çiçeğin üzerine.
Solgun yaprakları yukarı doğru kalkmaya başladı. Çiçeğin başı gökyüzüne doğru sevinçle yükseldi. Renkleri daha da belirginleşti. Bulutlar dağılmaya, yağmur damlaları azalmaya başladı. Bulutların arasından güneş açtı. Minik yağmur damlasıyla vedalaşma zamanı gelmişti. Çiçek,  yağmur damlasına teşekkür etti. Yağmur damlası da: “Ben vazifeli bir memurum, asıl beni gönderen Rabbimize teşekkür et” dedi ve çiçeğin yaprağından kayarak toprağa düştü.

Mehtap Yıldırım Yükselten