Gül çiçek öğretmenim

“Ayçaaa!”
“Efendim anne…”
“Sofrayı kurmama yardım eder misin kızım?”
“Tabi ki anneciğim. Kuruttuğum çiçekleri toparlayıp geliyorum hemen.”
Masaya yaydığı çiçeklerin hepsinde ayrı ayrı zarafet gizli idi, kurumuş olsalar bile. Bakmaya doyamıyordu.
Papatyaları seçip bir kâğıt üzerinde bir çalışma hazırlayıp Öğretmenler Günü’nde öğretmenine sunacaktı.
Annesine yardım ederken oluşturacağı kompozisyonu düşünüyordu. ‘’Benim gül çiçek öğretmenim sen en güzellerine layıksın’’
diyordu ve gülümsüyordu içinden. Çiçek aralarını da pastel renklerle renklendirip güz havası katacaktı biraz da.
Akşam yemeğinde de heyecanı yüzünden okunuyordu. İlk defa el emeği bir hediye sunacaktı öğretmenine. Bir hafta zamanı vardı.
Başucundaki zarfa narince yerleştirdi hepsini. Yazdan kalma anıları da gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçti.
Huzurla uykuya daldı.
“Ayçaaa!”
“Efendim Gül? Sen konuşuyorsun. Hem sesin ne kadar güzel…”
“Evet, heyecanını paylaşmak istedim. Bir dalda benden koysana resmin içine. Gül kokusunu da, kurusunu da severler öğretmenler.”
“Ayça Ayça!”
“Efendim Hanımeli”
“Ben de katılabilir miyim bu hediye içine.
Narindir bedenim çok yer kaplamam ama güzellik katarım inan.”
“Ayça lütfen ben de olayım. Menekşesiz olmaz, Mor Menekşeyim ben. Kâğıdın ortasında olmak renk katar resmine.
Kuruttuğu tüm çiçeklerden sesler yükselmeye başladı.
“Tamam, tamam hepinizden oluşan bir çalışma yapacağım öğretmenime.”
Son kararının rahatlığı ile yüzündeki tebessüm, bunun bir rüya olduğunu unutturmuştu yatağından kalkarken.
Büyük bir keyifle anlattı rüyasını ablasına. Hafta sonu olması da işine yaradı. Sıcağı
sıcağına oyun oynamaya gelen komşu arkadaşı Gizem ile çalışmaya başladılar.
Masanın üstü çiçek bahçesi idi. Kâğıtlar, yapıştırıcı, boyalar. Her şey rengârenk… Şakalar, kıkırdamalar en çok da dostluk…
Ve tabi Ayça ve Gizem’in de yüzü rengârenk.
Yapıştırılan tüm çiçeklerde de bir gülümseme. İki saatlik bir uğraşı sonucu öğretmenine vereceği hediye hazırdı.
Topladığı tüm kır çiçeklerini okşamıştı, yapıştırırken de.
Ve o gün… 24 Kasım… “Öğretmenim bu benim hediyem. Kokusu varsa bendendir. Konuşurlar ise sizinle,
sevgimi anlatırlar. Sizi çok seviyorum.” Öğretmeni Ayça’yı kucaklarken dudakları titriyordu. Çok duygulanmıştı.
Mutluluktan şarkı söyleyen çiçeklerin sesini onlar duydu. Öğretmenini çok seven çocuklar, çocukları çok seven öğretmenlerin hepsi duyabilirdi aslında. Kim bilir…

Nilüfer Zontul Aktaş