Ben AraKAN ‘Benim için dua eder misin?’

Çamura batmış ayaklarımla pirinç tarlaların kenarından zorlanarak yürüyorum. Kimbilir kaç gündür ayaklarım su içinde, öyle ki derim eğri/büğrü, kıpkırış olmuş.
Sırtımda kardeşimi taşıyorum. Henüz üç aylık. Ne olup bittiğinden haberi yok. Ama üşüdüğünü çok iyi biliyor. Zaman zaman çenesi ve vücudu zangır zangır titriyor. Hasta olduğunu anlıyorum. Ama ne yapacağımı bilmiyorum. Sadece onu sırtımda taşıyarak güvenli bir yeri götürme derdindeyim.

BİZİ KÖYÜMÜZDEN KOVDULAR

Silahlı askerler tarafından köyümüze yapılan ani baskın sonucu annem ve babam bilinmez bir yere götürüldü. Acaba şimdi ne yapıyorlar? Benim onları düşündüğüm gibi onlar da kardeşimi ve beni düşünüyorlar mı? Askerler etrafa kurşun yağdırdı. Hatta evlerimizi ateşe verip yaktılar ve bizi kovdular.
İyi ama gidecek yerimiz yok ki

Bir evimiz ve köyümüz vardı… Evimizi yıktılar, köyümüzü ateşe verdiler. Sulak bir arazide diğer insanların pirinç tarlalarına zarar vermemek için sulama kanalların içinden yürüyor ve komşu ülkenin sınırına ulaşmak istiyoruz.

KİMSEYİ İNCİTMEDİK Kİ…

Kimseyi incitmedik, zarar vermedik. Ama bizden güçlü insanlar, üstelik ellerinde otomatik silahlarla hepimizi yerimizden/ yurdumuzdan ediyor ve incitiyorlar.
Hava kurşun gibi ağır, sürekli yağmur yağıyor ve biz sürekli ıslak durumdayız. Kuru elbiselerle yaşamayı neredeyse unuttum. Hatta renkleri de unuttum. Yemyeşil güzel cennet ülkemin ağaçları bana şimdi çok soluk ve gri görünüyor. Üzerimizdeki elbisenin renkleri çoktan uçmuş bile.
Biz yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan kafile ile birlikte belirli bir merkeze doğru yürüyoruz.

BARIŞ SÖZCÜKLERİ TAŞIYAN ZALİMLER

Ne olacağımız belli değil, her an askerler karşımıza çıkıp üstümüze kurşun yağdırabilir. Ama bizim için kurşunlarını bile harcamıyorlar ellerinde paslı bıçaklar ve palalarla saldırıyorlar.
Düşmanımız yok. Ama bizi düşman bilen ve bizi koruması gereken devlet güçleri var. Bir yandan da dünyaya “barış” mesajları veren ve şirin görünen “Budist” çeteleri. Bize neden saldırıyorlar?
Babam: “Onlar bize Müslüman olduğumuz için saldırıyorlar” demişti. Önceleri anlamamıştım. Yaptıkları zulmü görünce daha iyi anladım.

“GÜNEŞ AY VE GERÇEKLER”
Derme çatma baraka okulda öğrendiğim bir Budist rahibin sözünü hatırladım;
“Gerçekler bir şekilde gün yüzüne çıkacaktır.”
Bir sözünü daha hatırlıyorum, “Hayatta asla gizlenemeyecek 3 şey vardır: Güneş, ay ve gerçekler.”
Bir gün bu gerçekler ortaya çıkacak ve sırf “Müslüman”ız diye nefes alıp vermemiz istemeyen zalimler bir gün gelecek ve hesap verecek.
Birleşmiş Milletler masa başında aldıkları “Çocuk Hakları” kararlarını bizim için uygulamıyor, onları güçlü ülkeler için kullanıyor. Oysa çocuk her yerde çocuk.
Oysa şimdi, Çocuk haklarının geçmediği bir ülkenin sınırın¬da çamur içinde oturmuş, bana ve kardeşime uzanacak bir yardım eli bekliyorum.

BEN ARAKAN
Ben Arakan…
Sana bu mesajı gönderirken belki bu dünyada yaşamıyor olacağım. Senden bir tek şey istiyorum;

BENİM İÇİN DUÂ EDER MİSİN?