Kendi Küçük Ama Yüreği Büyük Böcek

Yaşlı bir fil vardı, nehrin kıyısında. Gözleri az görüyordu, kulağı duymuyordu.
Yürümesi yavaşlamış, yarası vardı hortumunda.
Çaresizdi, kimsesizdi, acınacak durumda.
Bazı hayvanlar ona eziyet ediyordu.
Bir parça yiyecek bulsa elinden alıyorlardı.
Bu durum artık ona hayatı çekilmez kıldı.
Canını acıtanlar, alay edenler…
Derken her şeyden bıktı.
Ormandan kaçmak istiyordu yaşlı fil.
Onu ağlarken gördü, küçük bir böcek.

“Niçin ağlıyorsun?” diye vızıldadı kulağına.
Göremiyordu onu, heybetli fil.
“Sen de mi zarar vereceksin bana?
Nereden geldin söyler misin yanıma?”
“Sana zarar vermem, zavallı yaşlı fil.
Yardımım dokunur, çok acıdım sana, bil.
Anlat, bana derdini. Belki getiririm bir bileni.”
“Sen mi bana yardım edeceksin? Minicik böcek.?
Elimde kalmadı bir lokma yiyecek.
Gelen vurur, giden vurur gücüm yok, karşılık verecek.”
“Üzülme!” dedi böcek.
Topladı arkadaşlarını, tüm yoldaşlarını.
Pusuda bekledi filin yanında.
File zarar verenler birer birer toplandı.
Kimi vurmak istedi, kimisi alay etmek.
Çıktı yerinden hemen küçük böcek.
“Yaşlı bir file böyle davranmaya hakkınız yok?
Ona böyle davranmakla ne kazanıyorsunuz?
Siz de ataya, büyüğe hiç mi değer yok.
Yaşlıya yardım yerine saygısızlık çok.”
“Sen de kimsin ufaklık?” dedi, Maymun. Cüssem senden büyüktür, uzaklaş hadi.
Hah hah hah hah hah!…” diye güldü ardından…
“Sen git kendine göre birini savun, koru.”
Alaycı bir şekilde konuşmaya devam etti.
“Hem, ne ile hangi gücünle koruyacaksın
fili?”
Gülüşmelerle hepsi birbirlerine baktı.
Tam o sırada böcek arkadaşlarını topladı.
“İşte” dedi, “bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Toplanırsak bir olursak, senin cüssen olur cüce” dedi.
Korktu maymun, baktı ki, olacak gibi değil.
Kendisi böcek topluluğu karşısında oldu,
küçücük bir böcek..
Topladı kuyruğunu, kıstı sesini… Diğerleri mi?
Onlar da yaptıklarından utandılar…
Ormandaki yaşlılara bundan böyle iyi davrandılar.

Nilifer Zontul Aktaş