Zafer ülkeler değil, kalpler fethetmektir

İmanın kendisi zafer; başka zafer aramaya gerek var mı?
“Kâinatta en yüksek hakikat iman” diyor Bediüzzaman. “İman hem nurdur,
hem kuvvettir; hakikî imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir” de diyor. En büyük zaferler, imanla elde edilir arkadaşlar.

Allah’ı tanıyan ve itaat eden, O’na lâyık bir kul olan dünyada ve ahirette en büyük zaferi elde etmiştir zaten. Bu dünyada görünüşte sıkıntılar içerisinde olsa bile, mânen Cennettedir.
Sevgili Peygamberimiz (asm) ülkeler fethederek değil, insanların kalplerini fethederek zaferden zafere koştu. En büyük zaferini “birinin imanına vesile
olmak” olarak bildi. Böylelikle başların tâcı, gönüllerin ilâcı, ruhların sultanı oldu. Ülkeler ele geçirmiş bir kral peygamber olmadı belki ama dünyaya yaydığı hakikatler sayesinde kalplerin kralı oldu. Zafere giden yolları imanla, ihlasla, alçak gönüllülük ile döşedi. İşte böyle bir Muzaffer Peygamber’in
ümmetiyiz biz. Zaferi, maddî kriterler ile ölçmeyiz. Maddî olarak hâkim olunan ülke veya insan sayısı değildir zaferin ölçüsü. Bakın, Bediüzzaman Dedemiz “zafer” le ilgili nasıl bir anekdot aktarmış Risale-i Nur’da:
“Meşhurdur ki, bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz’in ordusunu müteaddit [bir kaç] defa mağlûp eden Celâleddîn-i Harzemşah harbe [savaşa] giderken, vüzerâsı [vezirleri] ve etbâı [takipçileri] ona demişler:
‘Sen muzaffer olacaksın [zafer kazanacaksın]. Cenâb-ı Hak seni galip edecek.’ O demiş: ‘Ben Allah’ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım [vazifeliyim]. Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek Onun vazifesidir.’ İşte o zat bu sırr-ı teslimiyeti [Allah’a teslim olmanın sırrını] anlamasıyla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.” (Lem’alar)
İslam’ın anlamı da “teslimiyet” değil midir arkadaşlar? “İslam” demek, “teslim olmak” demek. Yani sorgusuz sualsiz Allah’a teslim olmak. Allah neyi emretmişse onu yapmak, neyi yasaklamışsa ondan kaçınmak. Sonuçları düşünmek bizim vazifemiz değildir. İslam tarihinde en büyük zaferler “sonuçları” düşünerek elde edilmemiştir.Bu husus, Allah’a bırakılmıştır her zaman. Müslümanlar “Allah yolunda samimiyetle mücadele etme” işini, “zafer”in ta kendisi bilmişlerdir hep. O halde bizler de Allah’ın razı ve hoşnut olacağı işler peşinde koşalım daima. En büyük zaferimizi, “Allah’ın rızasını” kazanmak olarak bilelim.
Zafere giden yolların her zaman çiçeklerle döşeli olmayacağını da unutmayalım! Yani, zafere kolay yollardan varılmaz. “Zahmetsiz rahmet olmaz”
denilmiştir. Zafer gibi bir rahmete, çalışmak
gibi bir zahmetle varabiliriz ancak…